Pislikleri Temizleme Babı

Pislenen şey, libâs olsun, başka şey olsun, eğer onun giderilme­si, sabun ve sabuna benzer şeye muhtâc olmaksızın güç olmazsa, gö­rünen o pisliğin ayn'ı,.renk ve kokusu gibi eseri, su ile giderilmekle pis­lik temizlenmiş olur. Çünkü pislikleri yok etmek için hazırlanan (tayin edilen) madde sudur. Eğer başka şeye ihtiyâç olursa, pisliğin çıkarıl­ması ona güç olur. Ya da o şey libâs sıkıldığı zaman damlamakla pisliği gidermek özelliği olan sirke ve gülsuyu gibi bir sıvı ile de temizlenmiş olur. Süt ve süte benzer şeyler bunun zıddı olup bunlarla temizlenmiş olmaz. Çünkü sütte v-e yağda kirletme özelliği vardır. Libâsdan sıkılsa, sirke gibi akmaz. Bizzat libâsda kalır ve başka pislikleri gidermez.

Gözle görünmeyen pislikden libâsın temizlenmesi, temizlendiğine zann-ı gâlib hâsıl oluncaya kadar yıkamakla olur. Çünkü zannın gâlib olması serî delillerdendir.

Fukahâ, libâs ve benzeri gibi sıkılması mümkün olan şeyin, görü­nen pislikden temizlenmesi için., üç kere yıkayıp sıkmayı takdir etmiş­lerdir. Üçüncü yıkamada, bir kimse gücü yettiği kadar sıktığında on­dan su akmayacak şekilde mübalağa eder {iyice sıkar.) Eğer libâsı ko­rumak için mübalağa etmezse, libâs temiz olmaz.

Sıkılması mümkün olmayan libâs da, üç kere yıkayıp üç kere ku­rutulmakla ( c e f â f ) temiz olur. Yapılan bu iş, sıkmak yerine geçer. Yâni Fukahâ, sıkılamayan şeyde temizliği üç kere yıkamak ve kurut­mak olarak takdir etmişlerdir. Kurutmakla (cefâf) murâd, suyun dam­lamasının kesilmesidir. Yoksa kurumak değildir. İmdi Fukahâ, damla­manın kesilmesini, sıkmak yerine koymuşlardır. Nitekim suyu akıtmayı yıkamak yerine koydukları gibi. Yakında açıklaması gelecektir.

Ma'lûm olsun ki, sıkılması mümkün olmayan şey, şayet pislenmiş olsa, tmâm Muhammed' (Rh.A.) e göre, katiyyen temizlenmiş olmaz.

Çünkü pislik ancak sıkılmakla giderilir. Halbuki burada sıkmak mev­cut değildir. İmâm Ebû Yûsuf (Rh.A.) a göre, onda renk ve koku kal­mayacak , şekilde üç kere yıkayıp kurutmakla temiz olur ve bununla

fetva verilir.

Şayet buğday pis su ile şişmiş ve et pis su ile kaynamış olsa, bun­ların yıkanması ve kurutulmasının yolu, temiz buğdayı suyu için-ceye kadar su ile ıslatmak, sonra kurutmaktır. Eti de temiz su ile kaynatmak sonra soğutmaktır. Her ikisinde bu iş, üç kere yapılır.

Pis su ile su verilen bıçak, üç kere temiz su ile su vermekle temiz olur. Eğer bal pislenmiş olsa, onun temizlenmesi için üzerine kendisi ka­dar temiz su konur ve o su gidip önceki miktarına geri dönünceye kadar kaynatılır. Yağ pislenmiş olsa, üzerine temiz su döküp kaynatılır, yağ su üzerine çıktığında bir şeyle alınır ve bu usûl üzere üç kere tekrar edi­lir.

Temizlik hususunda itibar, temizliğe dâir kanaatin hasıl olması ve o temizliğin yerine göre muhtelif olmasıdır.
Musannif, bunların bazısını yukarıda açıkladı ve diğerlerini de açıklamayı murâd edip şöyle dedi: Menî ile pislenen, libâs olsun veya beden olsun ve o menî gerek yaş ve gerekse kuru olsun, yıkamakla te­mizlenmiş olur. Veya eğer haşefenin [149] başı [150] temiz ise, meninin kurumuşunu ovmak ile temiz olur. Eğer temiz değilse, ovmak yetmez. Bilhassa yıkamak vâcib olur. Libâs ile bedenin arasında, zahir rivayette fark yoktur. İmâm Hasan' (Rh.A.) m rivayetinde beden ovmakla temiz olmaz.

Mest, üzerinde kurumuş olan hacimli pislikden toprakla ovmak su­retiyle temizlenir. Pisliğin yaşı da böyledir. Yâni mest üzerindeki ha­cimli yaş pislik de ovmakla temizlenir. Ancak ovmakda mübalağa (iyi­ce ovmak) gerekir. Mest, hacmi olmayan pislikden yıkamakla temiz­lenir.

Ayna, kılıç, bıçak ve bunların benzeri gibi cilâlı şeyler pislenmiş olsa, silmekle temiz olur. Cilâlı denmesinin sebebi; pislenmiş olan şey sâdece sert olursa veya nakışlanmış olursa silmekle temiz olmadığı içindir.

Yaygı, üzerine suyu akıtmakla temizlenir. Bu hususta «Bir gün bir gece su akıtılırsa temiz olur» diyen de vardır. Tatârhâniyye'de böyle zikredilmiştir. Bir kavle göre «Bir gün bir geceden fazla su akıtılır-sa, temiz olur.» El-Hucce'de böyle zikredilmiştir.

Bir kavle göre de; «Bir. gece su akıtılırsa temiz olur» El-Vikâye'de böyle zikredilmiştir.

Yaygının (veya döşemenin) etrafının bazı yeri pislenmiş olsa, o yaygı (veya döşeme) nin temiz olan tarafında mutlak surette namaz kı­lınır. O müsallî, o yaygı (veya döşeme) nin bir tarafını hareket ettir­mekle diğer tarafı hareket etsin veya etmesin, temiz olan tarafında namaz kılar. Musannifin bu sözünde, şayet diğer tarafı hareket etmez­se, ancak o zaman namaz kılınır, diyen kimsenin sözünü red vardır.

Pislik düşen yer kurumakla ve pisliğin eseri gitmekle namaz için temiz olur. Yoksa, teyemmüm için temiz olmaz. Çünkü teyemmüm, tertemiz bir yer gerektirir. Namazda ise temiz olması yeter.

Döşenmiş kiremit, kamıştan damlar üzerinde olan örtü, yeryüzü üzerinde bulunan ağaç ve otluk, bunlara düşen pislik, kurumakla ve eseri gitmekle temiz olur.
Kesilmiş olan ağaç ve otluk yıkanır.[151] Bu ikisinde, kurumak ve pis­liğin eserinin gitmesi kâfî değildir.
Bundan sonra musannif, pisliklerin temizlenmesi mevzuunu açık­lamayı bitirip, pisliği: Galîza ve Hafîfeye taksime ve ikisinden her bi­rinin mahzurlu görülmeyen miktarını açıklamaya başlayıp şöyle dedi: Kesif [152] olan pislikde galîz olanından bir dirhem [153] miktarı - ki o miskâldir [154] - mahzurlu görülmemiştir. Dirhem ile murâd büyük dir­hemdir. Bu da miskâldir. Hidâye'de böyle zikredilmiştir. Yoksa, on dir­hemi yedi miskâl olan dirhem değildir. Nitekim meşhur olan odur.

İnce pislikde el ayasının -iç tarafının genişliği miktarı mahzurlu görülmemiştir. Yâni parmakların eklemlerinin iç tarafının enliği mik­tarı mahzurlu görülmemiştir.
İmâm Muhammed' (Rh.A.) den rivayet edilmiştir ki: O bir defasın­da pisliğe, vezn [155] -ki büyük dirhemdir- yönüyle ve bir defasında da mesaha - ki o parmakların iç yüzünün genişliği miktarıdır - yönüyle itibâr etmiştir. Ebû Ca'fer el-Hinduvânî (Rh.A.), zikrettiğimiz kesif ve rakîkle [156] bu ikisi arasında uygunluk sağlamıştır.

Musannifin galîz   (katı)  olan pislik;  «şayet küçük de olsan – eti yenmeyen hayvanın sidiği gibi - sözü, eti yenmeyen küçük hayvanın sidiğinin temiz olması zannını ortadan kaldırır.

Yine galiz olan pislik : İnsan pisliği, kan, şarap, tavuk dışkısı, at, katır ve eşek tersi, sığır dışkısı gibi. Bunların her birinden dirhem miktarı mahzurlu görülmemiştir.
Bir kavle göre; pislenmiş olan libâsın dörtte birinden eksiği mah­zurlu görülmemiştir. Bununla murâd, kendisine namaz caiz olan libâsın dörtte birinden aşağısının mahzurlu görülmemesidir, denilmiştir. Göm­lek ve etek gibi libâsların pislik isabet eden yerinin dörtte biri mahzur­lu görülmedi de denilmiştir. [157] İmâm Ebû XûsuP (Rh.A.) a göre, libâ­sa isabet eden bu pislik boyu ve eni bir karış hacminde olan pisliktir.

Hafîf olan pislik : Atın sidiği, eti yenen hayvanın sidiği ve eti yen­meyen kuşun dışkısı gibidir.

Yine eti yenmeyen hayvanın iğne uçları gibi saçılıp isabet eden sidiği, galiz olandan dirhem miktarı ve hafîf olandan libâsa isabet eden hacmin dörtte birinden az olanı mahzurlu görülmemiştir.

Dirhem miktarından fazla galîz pislik ve libâsın dörtte birinden fazla hafîf pislik mahzurlu görülmemiştir.

Üzerine pislik gelen su, pis olduğu gibi, pisliğin üzerine gelen su dahî pisdir. Çünkü bunlar pis olmak sebebinde ortakdırlar. O da pisli­ğin su ile karışmış olmasıdır.
Pisliğin külü ve tuzlada ölüp, tuz olan eşek, pis değildirler. Çünkü bu ikisinde, hakikat değişmiştir. Zira a'yân (özler - zâtlar) değişmekle temiz olur. Ölünen tuzlada tuz, pisliğin toprak ve şarabın sirke olduğu zaman temiz oldukları ve bunların benzerleri gibi. [158]
iç tarafında pislik olan nıudarrabsiz (astarsız, dikişsiz) libâs üze­rinde namaz kılınır. [159] Eğer libâs, mudarrabh (astarlı, dikişli) olursa, onunla namaz caiz olmaz. İmâm Ebû Yûsuf (Rh.A.) a göre, mutlaka caiz olmaz. Nitekim bir kimsenin giydiği libâsın içinde durulmuş pis libâsın yaşlığı, o libâsda zahir olmuş iken onunla namaz caiz olduğu gibi. Fakat o yaşlığın eseri olmamalıdır. Nitekim, şayet o libâs sıkılır, ondan bu yaşlık damlarsa, onunla namaz caiz olmaz.

Yine içinde pislenmiş yaş libâs durulmuş olan libâs üzerinde na­maz caiz olur. Libâs yaş olduğu halde, hayvan tersiyle sıvanmış kuru duvar üzerine konulsa, onunla dahî namaz caiz olur.
Libâsın bir tarafı pislenip, yerini unütsa ve o libâsın diğer tarafı, araştırmaksızın yıkansa, onunla dahî namaz caiz olur. [160] Nitekim eşekler buğday ve buğdaya benzer şeyin harmanını döğerken idrarını yapsa, o buğday taksim olunduğu (ayrıldığı) nda; veya bir kısmı yı­kandığında - her ne kadar araştırma bulunmasa da - geri kalanın te­miz olduğu gibi.

Libâsda görünen pislik, libâsdan gidinceye kadar teknede yıkanır. Veya görünmeyen pislik, üç kere üç teknede yıkanır veya bir teknede, tekne iki kere yıkandıktan sonra yıkanır ve sıkılır.

O libâs, istihsânen temiz olur. Her ne kadar kıyâsa göre, o, suyun pisliğe ilk bulaşmasryle pislenip sonra tekne pislendiği için üzerine ancak su dökmekle veya akar su ile yıkamakla temiz olur ise de, (o libâs istihsânen temiz olur.)

Çamaşır suları, pisliğin suya geçmesinden dolayı pistir. Fakat azhar rivayette, o suların pis olmaları pislenmiş olan libâsla buluşma­ları ve onunla birleşmeleri anında mahal gibidir. Yoksa libâsdan ay­rılması anında mahal gibi değildir.
Musannifin, «azhar rivayette» demesi, bazısının kabul ettiği sözden ayırdctmek içindir. O da Tahâvî'nin, «Şüphesiz suyun pislenmesi, su­yun mahalden ayrılması anında, mahallin pislenmesi gibidir.» diye rivayet ettiğidir. İmdi azhar rivayete binâen birinci pislik, üç kere yı­kamakla temiz olur. Yâni suyun, o yıkamalarda libâsa veya uzva isa­bet ettiği suya geçen birinci pislik üç kere yıkamakla temiz olur. Orta pislik, iki kere yıkamakla temiz olur. Yâni suyun ikinci yıkamada libâ­sa veya uzva isabet ettiği vakitte suya geçen orta pislik iki kere yıkan­makla temiz olur. Diğer pislik bjr kere yıkamakla temiz olur. Yâni su­yun, sonuncuda libâsa- veya uzva isabeti vaktinde suya geçen son pis­lik bir kere yıkamakla temiz olur. Nitekim suyun isabeti anında mahallin hükmü budur. Bunun gibi, evvelki tekne ancak üç kere yı­kamakla temiz olur ve ikinci tekne iki kere yıkamakla temiz olur. Üçün­cü tekne bir kere yıkamakla temiz olur. Azhar rivayetin gayrına göre, birinci su ile pislenmiş olan iki defa yıkamakla, ikinci suyla pislenen bir defa yıkamakla, üçüncü su ile pislenen mücerred (sadece, sırf) su sı­kılmakla temiz olur. Yıkananın hükmü suyun ayrılması esnasında ol­mak üzere yine böylece birinci tekne iki kere yıkamakla, ikinci bir kere yıkamakla, üçüncü tekne suyu dökmek ile temiz olur. [161]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler