İmamet:

Hâzır olanlar arasında imamete en lâyık olanı, namaz caiz olacak kadar kıraati güzel oldukdan sonra, sıhhat ve fesâd yönünden namazın ahkâmını, onların en iyi bilenidir. Çünkü başka şeye nazaran ilme ihti­yâç daha çoktur.

İlimde eşit olurlarsa, imamete en lâyık olan, onlardan kıraat yö­nünden ve kıraati de, tecvîd yönünden daha fazla olandır. Çünkü Kur'ân okumak namazda rükündür.

Eğer kıraat ve tecvîdde de eşit olurlarsa, onlar arasında imamete en lâyık olanı, Yüce Allah' (C.C.) dan en çok korkan ve şüpheli şeyler­den en çok sakınandır. Çünkü Resulullâh (S.A.V.) :

«Bir kimse takva sahibi olan bir âlimin ardında namaz kılarsa, sanki o bir Nebî'nin ardında namaz kılmış gibidir.» buyurmuştur.

Eğer; ilim, kıraat ve takvada da eşit olurlarsa, onlardan imamete en lâyık olanı, yaş bakımından onların en büyük olanıdır. Çünkü Resû-lüllah' (S.A.V.) in Ebû Müleyke' (B.A.) nin iki oğluna :
«Yaş bakımından en büyüğünüz size imâm olsun.» [114] dediği ri­vayet edilmiştir.

Eğer yaş bakımından da eşit olurlarsa, imamete onların en lâyık olanı insanlar ile iyi geçinip güzel ahlâk sahibi olandır.

Eğer güzel ahlâk yönünden de eşit olurlarsa, onlardan imamete en lâyık olanı, gecede, namazı çok kılandır. Çünkü Resûlullâh (S.A.V.) :
«Kim gecede namazı çok kılarsa, gündüzde yüzü güzel olur, (nurlanır).» [115] buyurmuştur.            
Eğer bunda da eşit olurlarsa, onlardan imamete en lâyık olanı, ne-seb yönünden daha şerefli ve libâsı yönünden daha temiz olandır. Çünkü bu sıfatlarda cemâati çoğaltma vardır. Eğer bunda da eşit olur­larsa, kur'a çekilir [116] veya cemâat seçtikleri kimseyi imâm yaparlar. Mi'râc'ud-Dirâye'de böyle zikredilmiştir.

Kölenin imameti mekruhtur. Çünkü köle ilim öğrenmek için boş vakit bulamaz/ onun üzerine bilgisizlik gâüb olur.
A'râbînın imameti de mekruhtur. A'râbî [117], çölde yaşayan kimse­dir. Çölde yaşayan o kimse, ister Arap olsun, ister A'cemî [118] olsun. Çünkü bunların üzerine bilgisizlik gâlib olur.

Fâsık'ın imameti de mekruhtur. Çünkü fâsık, dininin işine Önem vermez.

A'mânın da imameti mekruhtur. Çünkü a'mâ, pislikden koruna­maz, kendi kendine Kıbleye yönelemez ve çok kere abdesti tam alamaz.

Mübtedî'nin imameti de mekruhtur. Mübtedî, hevâ sahibi kimsedir ki, o hevâ nedeniyle sahibi, tekfir olunmaz. Eğer o hevâ ile sahibi tek­fir olunursa, asla imameti caiz olmaz.

Veled-i zinanın da imameti mekruhtur. Çünkü veled-i zinanın, onu terbiye edecek babası yoktur. Şu halde ona bilgisizlik gâlib olur.
Eğer bunlardan biri, yâni: Köle, A'râbî, Fâsık, A'mâ [119], Mübtedî ve Veled-i zina imamete geçseler, kerahetle beraber imametleri caiz olur. Çünkü Resûlullâh (S.A.V.) :
«Sizler her sâlih kimsenin ve fâsıkin ardında namaz kılınız.»  [120] buyurmuştur.
İmâmın   namazı   uzatması   mekruhtur.   [121]   Çünkü   Resûlullâh(S.A.V.) :                                                               
«Bir kimse bir cemâate imâm olursa, o kimse, cemâate onlann en zayıfının (kılacağı şekilde) namazını kıldırıvcrsin. Çünkü o cemâatin içinde, hasta, yaşlı ve hacet sahibi olanlar vardır.» [122] buyurmuştur. [123]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler