Vakti  Gecen  Namazların  Kazası  Babı


Beş vaktin farzları ile Vitrin arasında, edâen ve kazaen tertib farz-ı amelîdir. Yâni onun fevtiyle (geçmesiyle) cevaz fevt olur. Nitekim daha önce tekrar tekrar geçmişti. Yâni beş farz namazın (ve Vitrin), hepsi­nin vakti geçse, beş farz arasında tertibe riâyet gerekir. Yine böylece beş farz namaz ile Vitr .arasında da tertibe riâyet gerekir. Keza, bazı­sının vakti geçmiş olup bazısı vaktinde olursa, tertibi gözetmek gerekir. Şu halde, vakti geçmiş namaz, vaktiyyeden [33] önce kaza edilir.

îmâmeyn'e göre, farzlar ile Vitr arasında tertib yoktur. Çünkü Vitr namazı, İmâmeyn'e göre, sünnettir ve farzlar ile sünnet arasında tertîb yoktur. Farzlar arasında tertibin lâzım olmasında asıl olan Resûlüllah (S.A.V.)  'in şu kavli şerifidir.

«Bir kimse namazdan gafil olup uyuşa veya onu unutsa, hatırına ancak imâm ile namaz kılarken gelse, evvelâ, içinde bulunduğu namazı kılıp ondan sonra hatırına gelen namazı kaza etsin. Sonra imâm ile kıldığı namazı iade etsin.»

Hidâyc sarihleri: «Bu hadîs-î şerif, haber-i meşhurdur.» demişler­dir. Âlimler bu hadîs-i şerifi* kabul edip almışlardır. Farz-ı amelî bu­nunla sabit olmuştur. Nitekim muhâzâtda vârid olan hadîs-i şerif gibi.
Tertib sahibi olan kimse, farzlardan beş farz namazı - bu, yukarıda geçen «farzlar arasında tertib farzdır» sözüne istinaden çıkarılmış bir hükümdür - vakti geçen bir farz namazı hatırlayarak kılsa, İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, o kıldığı beş farz, mevkûfen [34] fâsid olur.
îmâmeyn'e göre, tevakkufsuz [35] fâsid olur. Lâkin İmâm Ebû Yû­suf (Rh.A.) a göre, farziyyetin vasfı fâsid olur.[36]

İmâm Muhammed' (Rh.A.) e göre, namazın aslı fâsid olur.

Eğer altıncı farzı edâ ederse, İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, farziy­yetin vasfıyle beraber, altısı (hepsi) da sahîh olur. Eğer o vakti geçen namazı, altıncı farzdan önce kaza ederse, İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, beşinin de farzıyyeti bâtıl olup, nafile olur. Nitekim Ebû Yûsuf (Rh.A.) a göre, altıncının kazasından önce nafile olduğu gibi. İmâmeyn'e göre sebeb şudur : Şüphesiz beş namaz, azı ile beraber tertîbsiz edâ edilmekle fâsid olur. Bu durumda, sahihe dönüşmez. Altıncı ile hâsıl olan çokluk ise, altıncıda tesir eder ve altıncıdan sonrasında ancak ikisi ittifâken sahîh olurlar. Yoksa geçen beşde sahîh olmazlar. Nitekim, öğretilmiş (muallem) köpek üç kere, avı yemeyi terk etse, üçden sonra olan avın helâl olması sabit olur. Üçde sabit olmaz.
Beş namazın fâsid olduğunu söyleyen İmâm A'zam' (Rh.A.) m gös­terdiği sebeb; altıdan aşağısında tertibin vâcıb olması düşüncesidir. Tevakkufu [37] kabul etmesindeki sebeb; şüphesiz tertibin vâcib olması çokta (altıda) değil, azda (altıdan aşağıda) olmasından dolayıdır. Al­tıncı farzı edâ etmek muhtemel olunca, vakti geçen namaz (fâite) çok­luğa ulaşır ve tertîb gözetilmez. Bu surette beş namaz sahîh olur. Al­tıncı farzdan önce vakti geçeni kaza etmekle azı baki kalır. Bu takdir­de tertibe riâyet edilir. İmdi, kesinlikle fâsid olmak ihtimalinden dolayı fesâd ile cezm (kesinlik) sahîh olmaz.

Bununla beraber tertibin düşmesi için gerekli olan çokluk diğer müstenidler gibi evveline istinâd ettiği halde altı vaktin yekûnu ile kâ­imdir. Ve o kimse adetâ, tertibin düşmesi halinde beş vakit farz namazı kılmış gibidir. Bu durumda, o beş vakit namaz sahih olur.

İmâm A'zam (Rh.A.) ile İmâm Ebû Yûsuf (Rh.A.) a göre, asıl bâ­tıl olmaz. Çünkü asla mahsûs olan vasfın bâtıl olması, asim bâtıl olma­sını gerektirmez. Nitekim fakîr olan kimsenin oruç keffâreti, o kimse zenginleştiğinde keffâretin vâki olmayıp, bilâkis nafile olması gibi.

Vitr Namazını kılmadığım hatırlayan musallînin Sabah Namazı­nı kılması caiz değildir. Bu musannifin (farzlarla Vitr arası) sözüne gö­re çıkarılmış bir hükümdür. İmâmeyn buna muhalif görüştedirler. Zira; İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, Vitr vâcibdir. İmâmeyn'e göre ise, sünnet­tir.

Tertîb, altı farzın vaktinin geçmesiyle (fevtiyle) düşer. Çünkü bu takdirde, çokluk haddine ulaşmış olur. Altıncı farzın vaktinin çıkmasıy-le düşer. Hattâ farzlardan biri tekrarlanmış olur, farzların kendi arala­rında ve kendileriyle diğer vaktiyyât arasında tertib, vâcib olan terti­bin düşmesiyle, tahfif için sebeb olmaya elverişli olur. Bu tahfif sebe­binde asıl olan bayılmak suretiyle olan kazadır. Şüphesiz, Hz. Ali (R.A.), bir gün bir geceden daha az baygın kalmış, ayılmca, namazları kaza et­tiği sabit olmuştur. Anımar bin Yâsir (R.A.) de bir gün bir gece baygm kalmış. O da namazları kaza etmiştir. Yine Abdullah bin Abbâs (R.A.) bir gün bir geceden daha fazla baygın dalmış, fakat O onları kaza et­memiştir. Bu, şüphesiz tekrarın tahfîfde muteber olduğuna delâlet eder.
Tertîb, vaktin dar olmasıyle düşer. [38] Eğer o dar vakitte, vakti geçenlerden bazısı için, vaktiyye ile beraber kılınacak kadar genişlik varsa, genişlik miktârınca vakti geçenler vaktiyye ile beraber kılınır. Nitekim Yatsı ve Vitr Namazının vakti geçse de fecr vaktinden güneşin doğmasına kadar ancak beş rek'at namaz kılınacak kadar vakit kalsa, İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, Vitr Namazı kaza edilir ve Sabah Namazı edâ edilir. Yine, eğer Öğle ve İkindi Namazının vakti geçse, Akşam Na­mazı vaktinden ancak yedi rek'at namaz kılınacak kadar vakit kalsa, Öğle Namazı ile Akşam Namazı kılınır.

Tertîb unutmakla da düşer. Musallî Yatsı Namazı ile sünneti iade eder, Vitri iade etmez. Yatsı Namazını abdestsiz, Sünnetle Vitri abdest ile kıldığını anlıyan kimse, yâni vakit içinde Yatsı Namazını abdestsiz ve sünneti ile beraber Vitri abdest ile kıldığını hatırlayan kimse, Yat­sı Namazı ile Sünneti iade eder. Çünkü Farzdan önce Sünnetin kazası, abdest ile edâ edilmiş olmasına rağmen, sahih olmaz. Çünkü, Sünnet Farza tâbidir. Vitr Namazı ise, İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, müstakil namazdır. Öyleyse, edası sahîh olur. Çünkü Vitr Namazı ile Yatsı Na­mazı arasında tertîb farzdır. Lâkin musallî, Vitri ve Yatsıyı abdest ile kıldı zannıyle eda etmiştir» Yatsı Namazının üzerinde olduğunu unut­muştur. Şu halde tertîb düşmüştür. İmâmeyn'e göre musallî Vitri de Yatsı gibi kaza eder. Çünkü, îmâmeyn'e göre, Vitr Sünnettir.
Yine tertîb, mu'teber [39] zan ile de düşer. Zira musallî Sabah Na­mazını terk ettiğini hatırlayarak, Öğle Namazını kılsa, Öğle Namazı fâ-sid olur. Şayet Sabah Namazını kaza edip [40] Öğle Namazını hatırlaya­rak İkindi Namazını kılsa, İkindi Namazı caiz olur.
Bu, «mu'teber zan ile» sözüne dayanılarak çıkarılmış bir hü­kümdür. Zira, musallî Sabah Namazım terk ettiğini hatırladığı halde Öğle Namazını kılsa, Öğle Namazı fâsid olur. Bu durumda Sabah Na­mazını kaza edip Öğle Namazını hatırladığı halde İkindi' Namazım kıîsa, İkindi Namazı caiz olur. Çünkü musallînin İkindi Namazını eda­sı hâlinde, zannına göre, üzerinde vakti geçmiş namaz yoktur. Bu ise mu'teber zandır. Çünkü onda ictihâd edilmiştir. [41] Zeylaî (Rh.A.) böyle zikretmiştir.

Sonradan hâsıl olan fâite ve eskiden kalan fâite, bir kimsede top-lansa, yeni vakti geçen namaz onun hatırına gelmesiyle, vaktiyyenin edası caiz olur. Ve çokluğun azlık üzerine dönmesiyle tertîb geri dön­mez. Meselâ, bir ayın namazını terk eden kimsenin vaktinde kıldığı farz namazı, tertîb düşünce sahîh olur. Bu, «Sonradan hâsıl olan fâite ve eskiden kalan fâite, bir kimsede toplansa» sözüne dayanılarak çıka­rılmış bir hükümdür.

Yine o kimse vaktiyye olanların edasına başlayıp bir farzı terk etse, bir ayın vakti geçen namazları eski olur, eski namazlar tertibi düşürür.

O kimse bir farzı terk etse, onu hatırlar hatırlamaz bir vaktiyyeyi edâ etmek caiz olur.                    

Bir ayın namazını kaza eden kimsenin, farz-ı vaktîsi sahîh olur. An­cak o, bir ayın namazının birini veya ikisini kaza etmezse, tertîb geri dönmez. Bu, «bir ayın namazım terk» sözüne matuftur ve «tertîb av­det etmez.» sözüne dayanılarak çıkarılmış bir hükümdür (tefridir). Öy­leyse, vaktiyyenin edası sahîh olur. Bazı Meşâyihden rivayet edilmiştir ki, eğer azlık, çoklukdan sonra olursa, namaza önem verilmediğinden onu zorlamak için tertîb jgeri döner.

Birinci kavi, Şems'ül-Eimme' (Rh.A.) nin ve Fahr'ul-İslâm' (Rh.A.) ro kabul ettikleridir. Ebû Hafs el-Kebir (Rh.A.); fetva bunun üzerine­dir, demiştir.
Şayet vakti geçen namazlar çok olursa, kazâsıyle meşgul olduğu za­man Öğlenin ve İkindinin [42] ve bu ikisine benzeyenin ta'yinine ihti­yâcı olur. Falan günün Öğle Namazı diye niyet eder. Çünkü zimme­tinde olan iki Öğle Namazının toplanmasında, ikisinden biri teayyün etmez. Vaktin ihtilâfı, sebebin ihtilâfı gibidir. Öyleyse, bir kimse, ken­disine işin kolay olmasını isterse, üzerinde olan Öğle Namazının ilki­ne [43] niyet eder veya üzerinde olan Öğle Namazının sonuncusuna ni­yet eder. Şayet ilk Öğle Namazına niyet edip onu takibeden Öğle Nama­zını kılsa ilk olur. Yine Şöylece üzerinde olan son Öğle Namazına niyet edip ondan önce olanı kılsa sonuncu olur. Böylece ta'yin hâsıl olur.

Ramazan orucu da böyledir. Yâni, namazda ta'yine muhtaç oldu­ğu gibi, Ramazan'dan terk eylediği oruçta da ta'yine muhtâc olur. Eğer bir kimsenin üzerinde olan kaza, iki Ranıazan'a âid olsa, o kimse birinci Ramazan'dan veya ikinci Ramazan'dan üzerinde olan orucun birincisine niyet eder veya birinci Ramazan'dan yada ikinci Ramazan'­dan üzerinde olan orucun sonuncusuna niyet eder. Eğer iki Ramazan'­dan olmazsa, ta'yine hacet olmaz. Hattâ bir kimsenin üzerinde, bir Ra­mazan'dan iki gün oruç kazası olsa, bir gününü kaza edip ta'yin et­mese, caiz olur. Çünkü oruçta sebeb birdir. O da Ramazan ayıdır. Ve oruç tutanın üzerine vâcib olan, sayıyı tamamlamaktır.

Namazda sebeb niuhtelifdir. O da vakittir. Sebebin ihtilâfiyle vâ­cib de muhtelif olur. Öyleyse, ta'yin lâzımdır. Hulâsa'da böyle zikredil­miştir.

Nisâb'da ve Mecma'ul-Fetâvâ'da denmişdir ki: Şayet bir kimse vak­ti geçen namazı kaza etse, uygun olan o vakti geçen namazı, insanların bilmemeleri için mescidde değil.evinde kaza etmesidir. Çünkü namazı vaktinden sonraya bırakmak ma'siyyettir. Şu halde, kendinden başkası­nın o suçu öğrenmesi doğru değildir.
Hulâsa'da zikredilmiştir ki: Bir adam sıhhatli iken pek çok na­mazın vaktini geçirip sonra bir hastalığa yakalansa; abdest o has­talığa zarar verdiği için teyemmüm etse; rükû ile sücûda kadir ol­madığından imâ ile kılsa, vakti geçen namazlarını da hastalığı hâlinde bu şekilde edâ etse, caiz olur. Eğer sıhhat bulup kazaya kadir olursa, ka­za düşer. [44]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler