Cenazeler Babı

Cenâiz, cenazenin çoğuludur. Cenaze, cîm'in îethiylc ölü (meyyit) demektir, ve cîm'in kcsriyle tâbût'dur.

Ölüme hâzır olan kimseyi kabre konulduğu şekilde, sağ tarafı üze­re Kıbleye yöneltmek sünnettir. Zira Kıbleye yöneltmek ölü için şeref­tir. Sırtı üzere yatırıp iki ayaklarını Kıbleye yöneltmek de caizdir. Çünkü ruhun çıkması kolay olur. Birincisi sünnettir. Yüzünün Kıbleye doğru olması, semâya doğru olmaması için başı bîr miktar kaldırılır.

O ölüme hâzır olan kimsenin yanında Şehâdeteyni zikrederek yâni :
(Eşhedü enlâ ilahe illallah ve cşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh) diyerek telkin yapılır.[148] Çünkü birinci şehâdet ikinci şehâ-detsiz kabul edilmez. Ona bu iki şehâdeti söyle, diye emredilmez. Çün­kü cam sıkılıp reddetmesinden korkulur. [149]

Ölmesinden sonra çenesi bağlanır ve iki gözleri yumdurulur. Du­rum bize böylece intikal etmiştir. Burada onun suretini güzelleştirme vardır. Böylece, istihsân olarak kabul edilir.

Bir kimsenin vefatını insanlara i'lân etmekte mahzur yoktur. Teç­hizinde acele edilir. Kefeni buhurlandığı gibi, tek sayı olarak üç kere veya yedi kere buhurlanmış serîr (teneşir, sedir) üzerine konulur. Çün­kü güzel koku ile bühurlanmakta ölüye ta'zîm vardır. Tek sayının seçil­mesi  Resûlüllah'   (SAV.)   in  şu  kavlinden  dolayıdır.   Kesûl-i  Ekrem (S.A.V.) buyurmuştur ki :       

«Şüphesiz Allah tck'dir, tek'i sever.» (Buhârî, Sünen-i Ebû Dâvûd Sünen-i Nesâî, Sünen-i Dâremî, Ahmed bin Hanbel, Tayâlisî.)
Meyyitin giyecekleri çıkartılır ve galîza olan avreti örtülür. Bir kavle göre; «Gerek galîza ve gerekse hafife olan avreti örtülür.» Suyun çıkarılması güç olduğu için, mazmaza ve istinşaksız abdest verilir. İyice temiz olsun diye üzerine sidr [150] ve çöven [151] ile kaynamış su dökülür.

Eğer sidr ve çöven bulunmazsa, maksadın aslı hâsıl olsun diye hâlis su dökülür.
Meyyitin başı ve sakalı hatmi [152] ile yıkanır. Çünkü kirin çıkarıl­masında hatmi en uygundur. Eğer hatmi bulunmazsa, sabun ile ve sa­buna benzer şey île yıkanır.

Bundan sonra, yıkanmasında önce sağından başlanması için, mey­yit sol tarafına döndürülür. Hattâ meyyit, teneşir tahtasına yaklaşan yerine su ulaşıncaya kadar su ve si dr ile yıkanır. Ondan sonra sağ tara­fına döndürülür, aynı şekilde, tahtaya yaklaşan yerine su ulaşıncaya kadar yıkanır. Bundan sonra, yıkayan kimse (gassal), meyyiti kendine dayayarak oturtur.

Kefene pislik bulaşmasın diye meyyitin karnı hafifçe mesh edilir.

Dışarı çıkan yıkanır, meyyit tekrar yıkanmaz. Abdesti de tekrarlanmaz. Çünkü yıkama nass ile malûmdur. Şüphesiz nass da bir defa hâsıl ol­muştur.

Sonra, kefenleri ıslanmasın diye bir bez ile meyyitin yaşlığı kuru­lanır. Meyyitin tırnağı kesilmez ve saçı taranmaz. Çünkü tırnak kes­mek ve saç taramak süslenmek içindir. Meyyitin ise buna ihtiyâcı yok­tur.
Başı ve sakaiı üzerine buhur [153] konulur. Çünkü güzel koku sün­nettir. Secde yerlerine, yâni alnına, burnuna, dizlerine ve ayaklarına da kâfur [154] konulur. Çünkü meyyit, sağlığında secde ederken bunlar üze­rine secde ederdi. Öyleyse onlara saygı için ve çabuk bozulmasından ko­rumak için (meyyite bundan) îazlasıyle tahsis edilir.
Şayet meyyitin üzerine su aksa veya yağmur yağsa meyyit yıkan­mış olmaz. Suda boğulan meyyit de yıkanır. Kâdîhân (Rh.A.) böyle de­mi.1; tir. [155]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler