(Çocuk   Bakımı)


Hıdâne «Hadâne*t-tâiru beydatehu» dendir. Kuş yumurtasını ka­natları altına alıp bağrına bastığı zaman, kuş yumurtasını hadn etti derler. Bunun gibi. kadın da çocuğunu hadn etti, yâni bağrına bastı de­nir. [43]
Her ne kadar talâkdan sonra bile olsa, çocuğun anası çocuğa mah­rem olmayan başka kocaya varmadıkça hıdâne çocuğun anasına âiti­dir. [44] Nitekim yakında açıklaması gelecektir. Zira, bunun üzerine ümmetin icmâı vardır. Çünkü anne başkasından şefkatlidir. Ancak, ço­cuğun annesi fâcire veya mürtedde olursa, o İslâm'dan dönen kadın habsedilir ve dövülür ve hıdâne için vakit bulamaz. Kâfî'de de böyle zikredilmiştir. Eğer kaçınır veya istemezse, hıdâneden âciz olması ihtimâli bulunduğu için, o anaya çocuğu alması için zorlanmaz. Ancak ço­cuk anasından başkasının memesini almadığı bilinirse veya anasından başka zîrahm mahremi ( yakın akrabası) olmassa o vakit hıdâne için zorlanır. Çünkü yabancının o çocuğa şefkati olmaz.

Bundan soma, hıdâne, ne kadar yukarı gitse de çocuğun anasının anasına iticidir. Çünkü bu velayet analar tarafından gelir. Ondan son­ra, hıdâne hakkı ne kadar yukarı gitse de çocuğun babasının anasına âiddir. Çünkü bunlar da analardandır. Bundan dolayı anaların mîrâsı olan altıdabiri kazanırlar. Bir de; babanın anasının, velâdetten dolayı şeîkati boldur. Ondan sonra çocuğun ana - baba bir kızkardeşiııe âiddir. Çünkü daha şefkatlidir. Ondan sonra, hıdâne hakkı ana bir kızkurdeş içindir. Zira.o bu işde ana - baba bir kizkardeşe yakındır. Ondan sonra, çocuğun baba bir kızkardcşinc âidcür.. Çünkü ana - baba kızları ecdâd kızlarından evlâdır. Ondan sonra hıdânt hakkı çocuğun teyzesine âid­dir. Çünkü bu işde anaya yakınlık tercih edilir.

Ana - baba bir olan, ana bir olandan evlâdır. Ondan sonra, ana bir olan, baba bir olandan evlâdır. Ondan sonra, baba bir olana âiddir. Teyze, erkek kardeş kızlarında» evlâdır. Çünkü teyze anaya mensûb-dur. Erkek kardeş kızları kardeşe mensûb olurlar. Ondan sonra, hıdâne hakkı, zikredilen tertîb üzere çocuğun halasına âiddir. Hala ve teyze kızlarına hıdâne hakkı yoktur. Çünkü onlar mahrem değillerdir. Zik­redilen kadınların hür olmaları şarttır. Çünkü köle, efendisinin hizme­ti ile uğraştığından hıdâneden âcizdir. Bir de, hıdâne hakkı velayetten bir çeşittir. Kölenin ise kendisine velayeti yoktur. Şu halde başkasına velayete nasıl kadir olur?

Câriye ve um mü veled içip, bunlar âzâd olmazdan önce hıdâne hakkı yoktur. Eğer küçük çocuk köle ise belki hak efendiye âiddir. Eğer küçük çocuk ile anası efendinin mülkünde ise ikisinin arası ayınlmaz. «Büyü' — Alış-veriş» konusunda açıklaması gelecektir. Eğer küçük çocuk hür ise hıdâne hakkı hür olan akrabasına âiddir. Şayet câriye ve rinımu veled âzâd edilse, hür olan çocuklarında hıdâne hakkı onlara âiddir. Çünkü onlar ve çocukları hakkın sabit olması hâlinde hürdürler.

Zİmmiyye, çocuk dîne akıl erduinceye kadar Müslüman kadın gi­bidir. Yâni, Müslüman olan çocuğuna bakmaya daha haklıdır. Çünkü hıdâne şefkate dayanır. Ana ise çocuğuna daha şefkatlidir. Çocuk dîne akıl erdirmediği müddetçe anasına vermek çocuk için en uygun olanı­dır. Şayet dîne akıl erdirip anlarsa, zarar ihtimâli olduğu için anasın­dan ayırılır, veya çocuğun küfre alışmasından korkulursa ayırılır. Çün­kü küfre alışmak bazan dîne akl erdirmezden önce olur. İmdi, bundan korkulursa çocuk anasından ayınlır. Ana olsun, nine gibi başkası olsun, çocuğun mahreminden başka birine nikâh edilmekle hıdâhe hak­kı düşer. Çünkü şefkat azalır. Şayet mahremine nikâh edilse hıdâne hakkı düşmez. Çocuğun anası amcasına ve ninenin dedeye nikâh edil­diği gibi.                                

Mahrem olmayandan ayrılmakla hıdâne hakkı geri döner. Çünkü mâni' zail olduğu zaman memnu avdet eder.

Çocuğun anası süt emzirmek için ücret istese, eğer nikalıda oldu­ğu halde veya ric'î talâk iddetinde isterse ücrete müstehâk olmaz. Çün­kü ananın çocuğunu emzirmesi, her ne kadar dînen emredilmiş değil ise de, diyanet yoluyla lâzımdır. Çünkü Allah Teâlâ (C.C.) :
«Anneler çocuklarını cmzirirler...» [45] buyurmuştur. Lâkin analar âciz olmaları ihtimâlinden dolayı özürlü oldular. Çocuğun annesi üc­retle emzirmeye kalkışırsa, buna gücü olduğu belli olup bu işi yapma­sı kendisine vâcib olur. Bu durumda emzirmeye karşılık ücret alması caiz olmaz.

Kadın iddettcn sonra veya iddeti içinde kocasının başka karısın' dan olan oğlu için süt emzirmeye karşılık ücret istese, ücrete müste-hak olur. Birinci şekle sebeb: Yâjii Iddetten sonra müstehâk olması, nikâh tamamiyle yok olup yabancı gibi olduğu içindir. İkincide ise se­beb: Yâni iddet içinde kocasının başka kadından olan oğlu için ücrete müstehâk olması, onun üzerine emzirmek lâzım olmadığı içindir.

Malûm olsun ki, ana, iddeti bittikten sonra, yabancı kadının üc­retinden fazla ücret istemedikçe çocuğu emzirmek için evlâdır. Çünkü ana çocuğu için daha şefkatli ve daha faydalıdır.,Çocuğu anadan al­makla çocuğa zarar vermek vardır. Eğer ana yabancı kadının ücretin­den fazla ücret almak için kâdîya başvurursa, babadan zararı savmak için o fazla ücreti ödemeye baba zorlanmaz. Çünkü Allah Teâlâ (C.C.) :
«Ana çocuğundan, çocuk kendisinin olan baba da çocuğundan do­layı zarara sokulmasm.ii [46]buyurmuştur.
3fâni anadan çocuğu almakla ona zarar vermemeli. Baba da ya­bancı kadının ücretinden daha çok ücret vermekle zarara sokulma­malı. Eğer yabancı kadın ücretsiz çocuğu emzirmeye razı olursa veya ecr-i mislden daha aza razı olup ana da ecr-i misle razı olursa bu du­rumda yabancı kadın, bizim söylediğimiz şeyden dolayı evlâdır. Bunu Zeylaî (Rh.A.) zikretmiştir.

Bâîn talâk ile boşanmış olan kadında iki rivayet vardır: Bir riva­yette; onu ücretle tutmak caizdir. Çünkü nikâh yok olmuş ve kadın yabancılara katılmıştır. Diğer rivayette; caiz değildir. Zira iddet nikâ­hın ahkâmındandır. Bundan dolayı iddette nafaka ve mesken vâcib olmuştur. Ona kocanın zekât vermesi ve onun için şehâdet etmesi de caiz olmaz.

Çocuğun anası iddetten sonra «Ben bu çocuğu emzirmem, ancak ücret ile emziririm.» dediği vakitte baba «Ben ücretsiz emzirecek kadın bulurum.» dese veya ana «Ben bu çocuğu emzirmem, ancak şu kadar ücret ile emziririm.)) dedikde, baba «Ben senin istediğin ücretten da­ha azı ile emzirecek kadın bulurum.» dese, o a.na çocuğun babasını men edemez. Lâkin katkn başkası Ue evlenmedik ye, iki tarafa riâyet için, süt ana çocuğu ananın evinde, emzirjr. Küçük kız, fesâd ihtimâli bulun­duğu için, çocuğun anasının erkek kardeşi gibi asabe (erkek mirasçı­lar) olmayan mahreminin bulunmasiyle beraber, amca oğlu gibi mah­rem olmayan asabeye verilmez. Çünkü dayıya vermekde fesâd ihtimâ­li yoktur.

Yine küçük kız çocuğu, utanmaz olan fâsık kimseye verilmez. Utan­maz fâsık, işlediği çirkin işe aldırış etmeyen kimsedir. Çünkü böyle olan kimse îesâddan korunmaz, Her ne kadar temyize kadir bile olsa, kü­çük çocuk babası ile anası arasında muhayyer bırakılmaz. İmâm Şafiî (Rh.A.) «Eğer temyiz yaşına erişti ise muhayyer bırakılır ve seçtiği kimseye teslim edilir.» demiştir.

Ana ile nine küçük çocuk için; yemek, içmek; giyinip kuşanmak ve yalnız başına taharetlenmekte başkasına ihtiyâcı kalmayıncaya ka­dar babadan daha lâyıktır. Çünkü başkasından müstağni olunca artık te'dîbe ve erkeklerin ahlâkını almaya muhtâc olur. Baba ise buna daha muktedirdir.

Çocuğun müstağni olması (başkasına ihtiyâcı kalmaması) yedi yü ile takdir edilmiştir. Yedi yılı Kassâf takdir etmiştir. Fetva .da burnın-Iadır. Kâtt'de böylece zikredilmiştir.

Ana ile nine küçük kiz çocuğu için, hayas görünceye kadar baba­dan daha lâyıktır. Çünkü.küçük kız çocuğu istiğnadan sonra kadın­ların edeblerini bilmeye muhtâcdır. Kadın ise buna daha muktedirdir. Bâliğa oldukdan sonra iffetinin korunmasına ve muhafazaya muhtaç olur. Bu husûsda ise baba daha kadirdir, İmâm Muhamıned' (Rh.A.) den rivayet edilmiştir ki: «Küçük kız çocuğu, niüştehât mertebesine va­rıncaya kadar anasına veya ninesine verilir.» Yâni, küçük kız, şehvet haddine eriştiği zaman babasına verilir. Çünkü korunmaya ihtiyâcı o zaman tahakkuk eder. Zamanın fesadından dolayı bu kavil daha ihti­yattır.  

A*ıa ile nineden başka küçük kızın mahremlerinden dadılık yapan kadın, kıza şehvet haddine varıncaya kadar, baba İle dededen daha lâ­yıktır. Çünkü çocuğu dadı yanında bırakmak, bir nevî hizmetçi yap­maktır. Ana ile nineden başka kadın ise onun istihdamına kadir olmaz. Bir de; maksûd olan, kadınların edeblerini Öğretmektir. Öğretme ise istihdam ile hâsıl olur. Ana ile nineden başkası istihdama mâlik ol­maz. Bundan dolayı küçük kız çocuğu hizmet için kiralanmaz ve mak­sûd hâsıl olmaz. Ana ile nine .bunun aksinedir. Çünkü şer'an istihdam hakları yardır.

Boşanmış olan kadın, yolculuk da çocuğa zarar geleceği için, çocu­ğun babasından izinsiz çocukla beraber yolculuğa çıkamaz. Ancak, eğer o kadının, nikâh edildiği vatanına yolculuk ederse olur. Hattâ evlenmek kadının vatanı olmayan bir beldede olsa, o kadın' çocuğu o beldeye nak-ledemez. Vatanına da nakledemez. Çünkü her birinde iki şeyden biri yoktur. Bu Kitâbtı't-Talâk'da AsVdan rivayet edilmiştir. O da en doğru rivayettir. Bu zikredilen mes'ele, eğer iki yerin arasında fark olursadır. Şayet iki belde birbirlerine yakın olsalar, şöyle ki: Bir günde çocuğuna gelip kavuşup yine gece olmacfan önce ehline geri dönmesi mümkün olursa, o kadın için çocuğu o kadar yere nakletmek, caiz olur. Bu da mutlaka tslâm ülkesinde caiz olur.

O naklettiği beldede evlenmenin vukuu ve vatan şart kılınmamıştır. Ancak şehirden köye nakletmemesi şarttır. Çünkü yakına intikâl bir beldede bir mahalleden bir mahalleye intikâl gibidir. Lâkin şehirden köye intikâlde çocuk için zarar vardır. Çünkü çocuk köylü ahlâkiyle ahlâklanır. Kadın bu nakle ancak, kadının vatanı olup nikâh da ora­da olursa mâlik olur. Esah kavi budur. Nitekim biz sebeblerini açıkla­dık.                                                                                            

Bu zikredilen sefer anaya mahsûstur. Anadan başkasına, hattâ ni­nesine çocuğu nakî, babasının izni olmaksızın caiz değildir.
Bir küçük kızın zengin halası olup baba fakir olsa ve halası çocu­ğu bir şeysiz (meccânen) bakmak istese, çocuğu anasından da menet-mese, halbuki ana hıdânedeij kaçınsa, ve babadan ücret ile çocuğun nafakasını istese, sahîh olan kavle göre: «Anaya, ya meccânen çocuğu elinde tutarsın veya halasına verirsin.» denilir. Hulâsada da böyle zik­redilmiştir. [47]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler