Âzâda  Yemîn   Etmek   Babı

Bir kimse: «Ben bu eve girersem, girdiğim gün benim memlûkü-mün hepsi hürdür.» dese, girme vaktinde onun memlûkü olanın hep­si mutlaka âzâd edilmiş olur. Yâni, gerek o kimsenin mülkünde mem­lûkü olmayıp memlûkü satın aldıkdan sonra girsin veya yemin ettiği günde mülkünde memlûkü olup eve girince mülkünde kalsın müsâvî-dir. Çünkü mu'teber olan girme vaktinde mülkün bulunmasıdır. Bu ise iki surette de vardır. Eğer yemîn edenin sözünde «O gün» lâfzı yok ise, ancak yemîn ettiği günde memlûkü olan âzâd edilmiş olur. Yâni, eğer yemininde «O gün» demeyip belki, «Eğer ben eve girersem, benim mem-lûklerimin hepsi hürdür.» dese, yeminden sonra mâlik olduğu âzâd edilmiş olmaz. Zira onun «Benim her memlûküm» demesi hâl içindir. Ceza memlûkün hâlde hür. olmasıdır. Ancak şu kadar fark var ki, şar­tın ceza üzere girmesi sebebiyle şartın bulunmasına kadar ertelenmiş­tir. İmdi şartın bulunmasına kadar mülkünde kalırsa âzâd edilmiş olur. O şart eve girmektir. Mülke veya sebebine izafet bulunmadığı-için yeminden sonra satın aldığını kapsamaz.

Yine bir kimse: «Benim memlûklerimin hepsi veya benim mâlik ol­duklarımın hepsi yarınki günden sonra hürdür.» dese, bunu söyleyen için iki surette de memlûk olsa ve başka birini satın alarak, yarından sonra gelse veya «Benim memlûklerimin hepsi veya benim mâlik ol­duklarımın hepsi ölümümden sonra hürdür.» dese, elinde memlûk olup başkasını da satın alsa, bu yemîn âzâda ve tedbîre yalnız yemîn ettiği gün mâlik olduğunu kapsar. Yemîn edenin yeminden sonra satın aldığını, yeminin ikisi de kapsamaz. Çünkü onun «Benim memlûkleri­min hepsi» sözü hâl içindir. «Mâlik olduğum her memlûk» sözü de yine hâl içindir. Bundan dolayı bu ma'nâda karînesiz kullanılır. Gelecekde, gelecek zamanı gösteren edatlar kullanılır. Mut lakı hâle verilir. İmdi ceza, hâlde memlûkün hürriyeti veya tedbiridir. Onun yeminden sonra satın aldığını kapsamaz. Lâkin efendinin ölümüyle yeminden sonra ve yeminden önce mâlik olduğu köle malının üçtebirinden âzâd edil­miş olur. İmâm Ebû Yusuf (Rh.A.); «Yeminden sonra mâlik olduğu âzâd edilmiş olmaz.» demiştir. Çünkü lâtz hâlde hakikattir. Nitekim da--ha önce geçti. Bu lâfz, ilerde mâlik olacağını kapsamaz ve köle âzâd edilmiş olmaz. Bundan dolayı yemin vaktinde mülkünde olan müdeb-ber olur, mülkünde olmayan olmaz.

İmâm A'zaııı ile İmâm Muhammed' (Rh. Aleyhimâ) in delilleri şu­dur: Bu söz vasiyyet yoluyla azadın icâbıdır. Hattâ üçtebirden itibâr olunmuştur. Vasiyyet ise ancak ölümden sonra meydana gelir. Ondan maksûd olan ölüm hâlidir. Görülmez mi ki, şayet bir kimse malının üçtebirini vasiyyet etse, halbuki malı olmasa veya malı olup o maldan başkasını da edinse, eğer mülkünde ölüme kadar kalırsa ikisini,de kap­sar.

Memlûk lâfzı hamli kapsamaz. Çünkü onun kapsadığı mutlak memlûktur. Hami ise bir bakımdan anasına tebaan memlûktur. Bun­dan dolayı onun âzâdı yenıîn keffâretinden sahih olmaz. Çünkü o bir bakımdan uzuvdur. Memlûk ismi nefisleri kapsar, uzuvları kapsamaz. İmdi «Benim bütün erkek memlûklerinı hürdür.» diyen kimsenin ca­riyesinin hamli âzâd edilmiş olmaz. Erkek-ile kaydetmiştir. Çünkü er­kekle kaydetnıeyip mutlak söylese, ana câriye âzâd edilmekle tebaan onun hamli de âzâd edilmiş olur..
Memlûk sözü mükâtebi de kapsamaz. Çünkü mükâteb mutlak mem­lûk değildir. Zira sahibi ona yed'en mâliktir. [1]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler