İstîlâd  Babı (Cariyeye  Çocuk  Doğurtmak)


İstîlâd, lügat yönünden çocuk istemektir. Şer'an, sahibinin cari­yesinden cinsî münâsebetle çocuk istemesidir. [4]

Sahibinden çocuk doğuran bir câriye, onun ikrarı ile yâni bu ço­cuk bendendir, demesiyle olursa, velev ki bu ikrar câriye hâmile iken yapılmış olsun, meselâ; sahibi bu cariyenin hamli bendendir desin, yâ-hûd câriye kocasından doğurup da o cariyeyi kocası satın almış olsun, mülk edinilemez. Yâni kısmen mülk bakî oîsa da tam olarak mülk .sa­yılamaz. Çocuk doğuran cariyenin hükmü, müdebberenin hükmü gibi­dir. Bunun açıklaması daha önce geçti.

Lâkin İkisi arasında şu kadar fark vardır ki; çocuk doğurtulan câ­riye, velîsinin ölümüyle onun bütün malından âzâd edilmiş olur, Mü-debbere ise üçtebirden âzâd edilmiş olur. Çocuk doğuran câriye, sahi­binin borcu için çalışmaz. Müdebbere ise çalışır.

Eğer câriye, diğer bir çocuk daha doğurursa, onun nesebi, sahibi

«Bendendir»demeksizin sabit olur. Çünkü birinci çocuğu iddia etmekle o cariyeden maksad belli olmuştur. O câriye menkûha gibi firâş (cimâı helâl) olmuştur. Bundan dolayı ona âzâddan sonra üç hayz iddet bek­lemek gerekir. Lâkin sahibinin inkârı ile çocuk reddedilmiş olur. Çün­kü cariyenin firâşı zayıftır. Hattâ onu evlendirmekle sahibi firâşın nak­line mâlik olur. Nikahlanmış olan câriye bunun aksidir. Onda: Kocanın inkârı ile çocuk reddedilmiş olmaz. Firâşın sağlamlaşmasından do­layı ancak Mân ile olur. Evlendirmekte firâşin ibtâline mâlik olmaz.

Musannifin bu zikrettiği şey mahkemenin hükmüdür. Diyanete ge­lince; eğer câriyesiyle cinsî münâsebette bulunur, onu korur ve azl yapmazsa sahibine itiraf ve iddia gerekir. Çünkü hâlin zahirine göre çocuk ondandır. Eğer ondan azl yaptıysa (meniyi dışarı attı ise) veya korumadı ise, çocuğu inkâr etmesi caiz olur. Çünkü bu zahir, diğer bir zahirle karşılaşır. Eğer sahibi fimmü veledini başkasiyle eviendirse, o da kocasından bir çocuk doğursa, çocuk anasının hükmündedir. Çünkü hürriyet hakkı, tedbîr gibi, çocuğa geçer ve çocuğun nesebi kadının ko­casından sabit olur. Zira firâş kocanındır. Eğer sahibi, "O çocuk ben­dendir.» diye iddia etse» nesebi ondan sabit olur ve çocuk âzâd edilmiş o-lur. Çocuğun anası onun ikrarından dolayı üranıü veledi olur. Şayet sa­hibi ölse, o ümmü veled malın hepsinden âzâd edilmiş olur. Hidâye'de böyle zikredilmiştir.

Zimmînin ümmü veledi, şayet İslâm-a gelse, ona İslâm arz edilir. İslâm'ı kabul ederse, o ümmü veled onundur. Eğer İslâmı kabul etmez­se, ümmü veled kıymetinde çalışır. Çahştıkdan sonra âzâd edilmiş olur.

Ortak olan bir cariyenin çocuğunu iki ortağın biri «Bendendir.» diye iddia etse, nesebi iddia edenden sabit olur. Çünkü neseb çocuk id­dia edenin mülküne tesadüf ettiği için, yansı ondan sabit olunca, ço­cuğun bölünme kabul etmeme.zarureti ile geri kalan yarımda dahî sa­bit olur. Çünkü çocuğun sebebi — ki ulûk (gebe kalmak) tur— bölün­me kabul etmez. Zira bir çocuk iki meniden meydana gelmez.

Câriye, «Çocuk bendendir» diye iddia edenin ümmü veledi olur. Çünkü îstîlâd îmâmeyn' (Rh. Aleyhimâ) e göre, bölünme kabul etmez. İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, onun hissesi ümmü veledi olur. Ondan sonra ortağının hissesine mâlik olur. Çünkü o temellükü kabul eder. Zira câriye için hürriyet sebeblerinden, tedbîr ve başkası gibi bir şey hâsıl olmamıştır. O, «Çocuk bendendir» diyen ortak, cariyenin kıymeti­nin yansını öder. Zira iddiacı ortağının hissesini istîlâdi tamamladığı vakitte temellük etmiştir. O cariyenin kıymeti gebe kaldığı gününden itibaren olur. Çünkü çocuğun analığı o vakitte sabit olur. Gerek o iddi­acı zengin olsun ve gerekse fakîr olsun. Çünkü bu ödeme temellük öde­mesidir. Âzâd Ödemesi değildir. Nitekim yerinde anlatıldı. «Çocuk ben­dendir.» diyen ortak, cariyenin ukrunun yarısını öder. Ükr, şüphe ile cima edilen kadının »nehridir. Onun yansım öder. Zira ortak olan ca­riyeyi cima etmiştir. Çünkü onun mülkü istilâda hükmetmek için cin­sî ilişkiden sonra sabit olur. Ortağının hissesinde mülk cîmâı ta'kîb eder. Baba bunun hıiâfınadır kî şayet oğlun cariyesine çocuk doğurtsa, kendisine ukr vâcib uimaz.

Cariyenin çocuğunun kıymetini ödemez. Zİrâ o çocuk aslı hür ola­rak meydana gelmiştir. Çünkü neseb, ulûk vaktine dayandığı halde sa­bit olur ve ödemek o vakitte vâcib olur. îmdi çocuk mülkünde meydana gelir. Ortağının mülküne ondan bir şey ta'lîk etmemiştir.

Eğer iki ortakdan her biri beraber, «O çocuk bendendir.» diye iddia ederlerse, çocuğun nesebi ikisinden de sabit olur. Bunun ma'nâsı, şayet câriye ikisinin mülkünde gebe kalsa, yine şayet iki ortak gebe bir ca­riyeyi satın alsa, ikisinden nesebin sabit olması hakkında ihtilâf edil­mez. Belki ukrun vâcib olması hakkında, velâda ve üramü veledin kıy­metini Ödemede ihtilâf edilir. Hattâ her birinin üzerine ortağı için ukr vâcib olmaz. Zira onun mülkünde cima yoktur. îmdi eğer iddiacı birisi ise, ona çocuğun kıymetinin yansı vâcib olur ve her ikisi için de velâ sabit olur. Zira yerinde görüldüğü veehle bu âzâd etmektir.

Çocuğun velâsmm ikisine de âid olmasının sebebi, istihkak sebe­binde müsâvî oldukları içindir. Şu halde velâda da eşit olurlar. İkisin­den her bîrinin çocukda olan hissesinde iddiası sahîh olduğu için, câ­riye iki ortağın ünıraii veledi olur. İkisinden her birinin o cariyede olan hissesi çocuğuna tebaan onun ümmü veledi olur. İki ortakdan her bi­rinin üierine cariyenin ukrunun yansı lâzım gelir. Her birinin diğeri üzerinde olan hakkı sebebiyle kısâslaşırlar.

O oğul iki ortağın her birine tam oğul mirası ile vâris olur. Zİrâ babanın ikrarı oğulun mirasının hepsinedir. O ikrar oğul hakkında hüccettir. O iki ortak, sebebde eşit oldukları için, oğula bir baba mira­sı ile vâris olurlar. Nitekim şayet ikîsi de oğulluk üzerine delil göster­seler sebebde eşit oldukları gibi.
Bir kimse mükâtebinin cariyesinin oğlunu iddia etse, yâni sahibi, mükâlebiıı cariyesi ile cima edip câriye bir çocuk doğursa, o da «Benden­dir.» diye iddia etse ve mükâteb de efendisini doğrulasa, cariyenin ukru mükâtebin sahibi üzerine lâzım gelir. Çünkü câriye ile, nikâhsız ve mül­kü yeminsiz cima etmiştir. Şüphe sebebiyle ondan had yâni şer5! ceza dü­şer. Sahibi ile mükâteb birbirlerini doğruladıkları için, çocuğun ne­sebi sahibine lâzım gelir. Bu bir yabancının cariyesinin çocuğunun ne­sebini iddia ettikde, yabancının onu doğrulaması gibi olur. Çocuğun kıymeti de lâzım gelir. Zira delile itimâd etmesi bakımından, sahibi aldanmış ma'nâsındadır. Delil şudur: Çocuk sahibinin kazancının ka­zancıdır. Sahibi çocuğun köle olmasına razı olmamıştır. îmdi çocuk, sa­hibinden nesebi sâtoit'-olduğu halde kıymetiyle hürdür. Nitekim alda-nan delile itimâcf-{_eyjed4ği gibi-. O delil, her ne kadar hakîkaten mülk değil ise-de zâhireırmülk olmasıdır. Annelik lâzım gelmez. Yâni câriye sahibinin ümmü veledi olmaz. Zira hakîkaten sahibi için cariyede mülk yoktur. Onun hakkı çocuk istemenin sıhhati için kâfidir. İmdi nakle ve mülkün takdimine hacet yoktur. Oğlunun cariyesi bunun hılâfma-dır. Çünkü baba için oğlunun cariyesinde mülkün hakikati yoktur ve hakkı da yoktur. Ancak baba için temellük hakkı vardır. Bu ise istîlâ-dın sıhhati için kâfî değildir. İmdi biz istîlâd sahih olsun diye cariyeyi babanın mülküne nakle muhtaç olduk.

Eğer mükâteb sahibini tasdik etmezse çocuğun nesebi ondan sabit olmaz. îmâm Ebû Yûsuf (Rh.A.), «Sabit Olur.» demiştir. Çünkü câriye, sahibinin kazancının kazancıdır. Şu halde oğlunun cariyesi gibi olur. belki evlâdır. Çünkü sahibi için mükâtebde rakabe mülkü vardır. Oğul bunun aksinedir. Farkın vechi şudur: Babanın muhtâc olursa, oğlunun malını temellük etmesi caizdir. Bundan dolayı babaya, cariyenin ukru ve çocuğun kıymeti vâcib olmaz. Câriye onun ümmü veledi olur. Sahi­bi için mükâtebinin malını temellük etmek hakkı yoktur. Çünkü kita­bet akdi ile kendisini alıkoyup yabancıya katmıştır. Bundan dolayı cariyenin ukru ve çocuğunun kıymeti vâcib olur; câriye ümmü veledi olmaz. Şu halde mükâtebin sahibini tasdik etmesi şarttır. Eğer mükâ­tebe ettiği cariyesi ile cinsî ilişkide bulunup, mükâtebe çocuk doğursa ve sahibi, «O çocuk bendendir.» derse, zikredilenin aksi olup, çocuğun nesebi sabit olur. Mükâtebenin sahibini doğrulaması şart değildir. Çün­kü mükâtebenin rakabesi sahibinin mülküdür. Meğerki sahibi bir gün çocuğa mâlik ola. Yâni, mükâteb kitabet bedelinden âciz olup köleliğe geri çevrilmekle çocuğa mâlik olursa bu takdirde nesebi sahibinden sabit olur. Yine şâyet sahibi mükâtebe olan cariyeye de mâlik olursa, çocuğun anası ümmü veledi olur. Çünkü doğurtmak ile ikrar geri kal­mıştır, O da ümmü veled olmayı gerektirir, Mükâtebin hakkı ortadan kalkmıştır, o da mâni'dir.
Bir kimse karısının veya babasının veya dedesinin cariyesi ile cinsî ilişkide bulunsa ve o câriye çocuk doğurdukda, «Bu çocuk bendendir.» dese, neseb sabit olmaz. Şüphe ile cima ettiği için ondan had da düşer. Eğer o kimse, «Cariyeyi sahibi benim için helâl etti.» dese, neseb yine sabit olmaz. Ancak, sahibi çocuğun ondan-olduğunu tasdik ederse ne­seb sabit olur. Eğer, «Çocuk ondandır.» derse, iki sözün yalnız birinde tasdîk etse bile, yâni sahibi, «Yalnız bana helâl etti.» dediği sözünde veya yalnız, çocuk ondan olduğu sözünde tasdik ederse, neseb sabit olmaz. Eğer cariyenin sahibi o kimseyi yalanlayıp bir zaman sonra o kimse cariyeye mâlik olursa ikrar bakî olmakla neseb sabit olur. Nite­kim yukarıda geçti. Hâniyye'de de böyledir. [5]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler