Satışı Bozmak (İkâle) Babı


ikâle, lügat yönünden düşürmek ve ortadan kaldırmak demektir. Şer'an; satışı kaldırmak, yâni bozmaktır. [81]
İkâle iki lafızla sahîh olur. O iki lafzın biri, gelecek zaman (mÜF-takbei) dır. Kudûrî Şerhinde; «İkâle, iki lafızla sabit olur. Biri kendi­siyle geçmiş zaman (mâzî) ifâde edilir. Diğeri ile gelecek zaman ifâde edilir.» denmiştir. Bir adamın, «Bana ikâle eyle!» demesi gibi. Onun arkadaşı da, «İkâle ettim!» der. [82]
İmâm Muhammed (Rh.A.) demiştir ki: «İkâle etmek, satış (bey1) gibidir. Ancak iki lafızla sahîh olur. O iki lafızla geçmiş ifâde edilir. Adamın; (îkâle ettim!) deyip, arkadaşının da; (Kabul ettim!) deme­leri gibi.» Fetâvâ'da İmâm Muhammed' (Rh.A.) in kavli tercih edil­miştir. Hulasa'da da böyle denmiştir.
İkâle, meclisde diğerinin kabulüne bağlı (mütevakkıf) olur. Tec-rîd'de zikredilmiştir ki: İkâlenin kabulü, meclise bağlı olur. [83] İkâ-lenin kabulü nassan sözle meclisde sahîh olduğu gibi. Delâleten fiil ile kabulü de sahîh olur. Nitekim, satıcı, satılan kumaşı müşterinin sözü­nün peşisıra gömlek kesmesi gibi.

İkâle, akdin mûceblerüıden olan şeyde feshdir. Yâni şart bulun­maksızın akdin kendisiyle sabit olan şeyde feshdir.
Zeylaî (Rh.A.) demiştir ki: «Ulemânın; "İkâle, alıcı ile satıcı hak­kında feshdir.,, sözleri ale'l-ıtlaık değildir. Çünkü ikâle, ancak şart bulunmaksımın, akdin mûceblerinden olan şeyde fesh olur. Amma akdin mûcebatindan olmayan şeylerde; belki fazla bir şart ile vâcib olsa, on­da ikâle, zikredilen gibi, iki âkid. hakkında yeni satış (bey'-i cedid) i'tibâr olunur. Nitekim 'bir kimse va'deli borç (deyn-i müeccel) [84] ile yâni müşterinin satıcıya sabit borcu ile o borcun va'desi dolmazdan önce bir ayn satın alsa; ondan sonra satıcı ile müşteri ikâle edişseler, borç hâle geri döner. Sanki müşteri, o malı satıcıya satmış gibi olur.

Yine, satıcı ile müşteri ikâle edişdikden sonra bir adam, o satılan şeyin (mebi'in) mülkü olduğunu iddia ettikde; müşteri ona şâhidlik et­se, O'nuıı şâhidiiği kabul edilmez. Sanki müşteri, o şeyi kendisi satıp ondan sonra satılan şeyin .başkasının malı olduğuna şâhidlik etmiş gi­bi olur, İkâle fesh olmuş olsa, şâhidlik kabul edilirdi. Görülmez mi ki; müşteri satılan şeyi (mebî'i) bir kusurla kâdi'mn hükmüyle geri ver­se ve bir adam da satılan şeyin kendisinin olduğunu iddia edip müş­teri şâhidlik etse, şâhidiiği kabul edilir. Çünkü fesh ile eski (kadîm) mülkü geri dönmüştür. Bu durumda, müşteri yönünden ikâle edilmiş olmaz. Çünkü bu, her bakımdan fesh olmuştur.

Musannif, onun fesh olduğuna dâir birçok fer'i mes'eleler (bölüm­ler) ayırıp onlardan birincisini şu sözüyle zikretmiştir: Satılan malın (mebîanm) doğurmasından sonra ikâJe bâtıl olur. Çünkü, doğurmakla meydana gelen fazlalık nedeniyle fesh imkânsız olmuştur. Şayet hâlis satış (Bey'-i mahz) olsaydı, caiz olurdu, fukahâ' demişlerdir ki: Bu ikâlenin bâtıl olması teslîm edildikden sonra doğurursadır. Şayet tes­limden önce doğurursa; İmâm A'Sam'  (Eh.A.)  a göre, ikâle sahilidir.

Musannif, ikinci bölümü şu sözüyle zikretmiştir: İkâle, birinci se­menin nüsü ile sahih olur. Ancak mütevelli veya vasî kıymetinden da­ha çokla bir şey satın almış ise, o vakit ikâle caiz olmaz. Her ne kadar, birinci semenin misli ile satsa da vakf tarafına ve küçük çocuğun hak­kına riâyeten caiz olmaz. Her ne kadar birinci semenin cinsinden baş­kasına şart etse de veya birinci semenden daha çoğa veya daha aza şart etse de, 'birinci semenin misli ile ikâle sahih olur. Birinci semen­den daha çoğu ile sahih olması, ikâle fesh olduğu içindir. Fesh ise, an­cak birinci semen üzere olur. İkinci ile sahih olması, (yâni birinci se­menden üaıha az olanın nedeni ise), şart fâsid olduğu içindir. İkâle ise, fâsid şartla fâsid olmaz. Yakında anlatılacaktır. Ancak satılan şeyin müşteri katında kusuru ortaya çıkarsa, bu takdirde ikâle birinci semen­den daha azı ile caiz olur. Çünkü, semenin eksilmesi, satılan şeyden ku­sur nedeniyle yok olana karşılık olur.

Musannif üçüncü bölümü şu sözüyle zikretmiştir: İkâle, şartla fa-sid olmaz. Çünkü satışın şartla fesadı, ribâ lâzım gelmemesi içindir. Nitekim daha önce geçti. Feshde ise, ribâ yoktur.

Musannif, dördüncü bölümü şu sözüyle zikretmiştir: Satıcının, mebî'i teslim almazdan önce satması caizdir. Yâni satıcı İle müşteri sa-tışda bozuşup (ikâle edip) ve satılan şeyi müşteri geri Vermese, hattâ satıcı, 'mebî'i müşteriye ikinci kez satsa caiz olur. İkâle, satış olsa, fâsid olurdu. Çünkü, teslim almazdan önce satmıştır. Eğer müşteriden baş­kasına satsa, caiz olmaz. Çünkü ikâle satıcıyla müşteriden başkası hak­kında yeni satışdır.

Musannif, beşinci bölümü şu sözüyle zikretmiştir:ÖIçü ve tartı ile satılan şeyi tekrar ölçüp tartmadan satmak caizdir. Yâni, satılan şey, ölçülür (mekîl) veya tartılır (mevzun) olsa, satıcı ondan ölçüyle veya tartıyla satıp sonra ısatışı bozsalar, ve satılan şeyin ölçüsünü ve tartı­sını yenilemeden müşteri mebî'i geri verse, caiz olur. İkâle, satış olsa, caiz olmazdı.         

Altıncı bölümü musannif şu sözüyle zikretmiştir: İkâleden sonra teslim almazdan önce satılan malı müşteriye hîbe etmek caizdir. Yâni, satıcı, satılan şeyi (mebî'i) ikâleden sonra ve teslim almazdan önce müşteriye hîbe etse, caiz olur. Satış olsa, caiz olmazdı. Çünkü satış, satılan şeyin teslim almazdan Önce satana hîbe edilmesiyle bozulur. Satıcı ile müşterinin üçüncüsü hakkında ikâle, satıştır. Nihâye'de şöy­le denmiştir: Burada hılâf; fesh ikâle lafzı ile zikredildiği zamandır. Şayet müfâsehe (iki taraftan fesh, bozuşma) veya mütâreke (iki tara­fın terketmesi) lafziyle zikredilse, lûgavî ma'nâsım işletmek için itti-fâkan satış sayılmaz.

Musannif, ikâlenin satış olduğuna dâir de birçok fer'i mes'eleler zikretmiştir. Birincisi şudur: Satılan şeyde (melbî'de) şuf'ayı teslim, Ikâlede şuf'amn alınmasına aykırı değildir. Yâni, satılan şey akar ol­sa ve şefi' şuf'ayı teslîm etse; ondan sonra satışı bozsalar (ikâle etse­ler), şefî' için şuf'a ile hükmedilir. Çünkü o, şefî' hakkında yeni satış (bey'-i cedîıd) olmuştur. Sanki satıcı onu, müşteriden satın almış gi­bi olur.

Musannif, ikinci fer'î mes'eleyi şu sözüyle zikretmiştir: Kusuru İkâleden sonra öğrense, ikinci satıcı birinci satıcıya, kusur sebebiyle malı geri veremez. Yâni, müşteri mebî'i başkasına satsa, ondan sonra satışı bozsalar (ikâle etseler), bundan sonra müşteri mebî'in, birinci satıcının elinde iken meveûd olan kusuruna muttali olup onu birin­ci satıcıya geri vermek istese, o malı geri vermesi caiz olmaz. Çünkü bu muamele, birinci satıcı hakkında satıştır. Sanki, ikinci satıcı me-bî'i ikinci müşteriden satın almış gibi olur.

Musannif, üçüncü fer'î mes'eleyi şu sözüyle zikretmiştir: Kendi­sine Uîbe edilen kimse o malı başkasına satıp îkâle yaptıktan sonra, hibe eden kimsenin geri dönme hakkı yoktur. Yâni, kendisine hibe edilen kdmse (mevhûbun leh), hibe edilen şeyi başkasına satsa; on­dan sonra satışı bozsaîar, hibe edenin, hibesinde geri dönme hakkı yok­tur. Çünkü kendisine hîbe edilen kimse (mevhûbun leh), hibe eden kimse (vâîıiıb) hakkında müşteri gibidir..

Musannif, dördüncü .fer'î mes'eleyi şu sözüyle zikretmiştir: Müş­teri, semeni ödemeden önce ınebi'i başkasına satsa, satıcının müşteri­den semenden daha azı ile satın alması caiz olur. Yâni, müşteri bir şey satın alıp onu 'teslim alsa ve semeni ödemezden önce başkasına satsa, ondan sonra satışı bozsaîar ve o şey müşteriye geri dönse; imdi birin­ci satıcıdan semenini ödemeden önce birinci semenden daha azı ile satın alsa, caiz olur. Mebî', birinci satıcı hakkında ikinci müşteriden yeni satın alım (şirâ-yı cedîd) ile mülk edinilmiş gibi olur.

Musannif, beşinci fer'î mes'eleyi şu sözüyle zikretmiştir: Şayet müşteri ticâret malıyla, üzerinden bir yıl geçtikden sonra, hizmet et­mek İçin bir köle satın alsa ve onda bir kusur bulup kâdî'nın hükmü olmadan satıcıya geri verse ve o malı geri alsa; imdi o mal müşterinin elinde helak olsa, ondan zekât düşmez. Çünkü o, üçüncü kimse hak­kında yeni satıştır. Halbuki fakirdir. Zîrâ, kâdî'nın hükmü olmaksızın geri vermeik ikâledir.
Satılan şeyin (mebî'in) helak olması, ikâleyi meneder. Semenin helak olması menetme-/ [85]. Çünkü ikâle, satışı kaldırmıştır. Onda asi.olan, satılan §ey (mebî') <iir, semen değildir. Bundan dolayı, şa­yet teslimden önce rnebî' helak olsa, satış bâtıl olur. Semenin helak olması, bunun aksinedir. Çünkü, bütüne kıyâsen, satılan şeyin ba'zısının helak olması onun miktâriyle ikâleyi meneder. Şayet karşılıklı teslim alsalar (mukâbaza etseler), ikisinden birinin helak olmasından sonra ikâle caiz olur. İkisinden birinin helak olmasıyla bâtıl olmaz. Çünkü ikisinden her .biri, satılan şey (mebî') dir. Binâenaleyh, satış (bey1) ba­kîdir. [86]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler