Alım  Satım Bölümüne Ek


Vefa ile satmak (bey1 bi'1-vefâ) [15] ba'zılarına göre, rehndir. Şeyh îmânı Necmüddîn en-Nesefî (Rh.A.); Fetâvâ'sında demiştir ki: Bizim zamanımız halkının ribâdan kaçınmaya bir çâre olmak üzere âdet edin­dikleri ve bey-i vefa adım verdikleri satış, gerçekde rehndir. Müşteri elindeki bu mebî', mürtehin elindeki rehn gibidir. Müşteri ona mâlik olamaz. Ancak mâlikin rızâsiyle ve izniyle ondan yararlanabilir. Müş­teri, mebî'den.yediği meyveyi veya helak ettiği ağacı öder. Şayet o he­lak olan şey borca yeterse, borç onun helâkıyle düşer. Kendi te'sîri ol­maksızın helak olsa, ziyâdede ödemesi îcab etmez. Şayet borçlu, borcu ödese; satıcının, satılan şeyi geri almak hakkı vardır.
Bize göre, rehn ile onun arasında ahkâmdan bir hükümde fark yoktur. Çünkü iki âkid her tıe kadar buna satış adını verirlerse de, lâ­kin on lan 11 amaçları rehndir ve borcu garanti altına almaktır. Çünkü satıcı, herkese bu akdden sonra; «Mülkümü fülâna rehn ettim.» der. Müşteri de, «Fülânın mülkünü rehn aldım.» der. Akidlerde ise; i'tibâr söze değil, ma'nâ ve maksâdlara göredir.- [16] Çünkü bizim ashabımız; «Asîlin berâeti şartiyle kefalet havaledir ve asilin beraeti olmamak şartiyle havale kefalettir. Hür kadının şâhidler huzurunda mehr tesmiyesiyle beraber nefsini hîbe etmesi nikâhtır. Fâsid istisnâ'da, şayet müddet ta'ıyîn edilse, selem'dir.» demişlerdir. Bunun benzerleri çok­tur. İmânı Seyyid Ebû Şücâ' (Rh.A.) bunu kabul etmiştir.
Ba'zılârı; «Vefa ile satış, satıştır.» demişlerdir. Mecnıa'ün-Neva-zil'de zikredilmiştir ki: Bizim Meşâyihimiz, bu zamanda satış yönün­den sıhhati (yâni sahîh satış olduğu) üzerinde ittifak etmişlerdir. Ni­tekim, ba'zı selef de bunu kaMl etmişlerdi :,Zîrâ satıcı ile müşteri, şart zikretmeksizin, satış (bey') lâfzını söylemişlerdir. İ'tibâr ise, nassan telâffuz edilenedir, maksûda değildir. Çünkü bir kimse, bir kadın ile evlenip, mücâmaattan sonra boşamaya niyyet etmiş olsa, akd sahîh olur, demişlerdir. Ba'zılan demiştir ki — diyen Kâdîhân' (Rh.A.) dır — sahîh olan kavi şudur: İki kimse arasında carî olan akd, eğer bey' lâf-zıyle olursa, rehin olmaz. Çünkü ikisinden iıer biri şer'an müstakil akd-dir ve her birinin hükümleri vardır. Belki, satış olur. Eğer iki âkid, akd-de feshi şart kılsalar, fâsid olur. Çünkü satış, fesh şartiyîe fâsid olur. Keza, iki âJkid, akidde feshi şart kılmasalar ve lâkin vefa şartiyîe satış sözünü söyleseler, yine fâsid olur. Zîrâ bu şart, o satışı bozar. Ya da, caiz satışı (bey-i caizi) söylerler, halbuki bu onların kanaatmca ge­çersiz bir satış (bey-i gayr-i lâzım) olursa, yine fâsid olur. Bu takdir­de alıcı ile satıcının kanaatlerine göre amel edilmiş olur. Eğer iki âkid, satışı şartsız zikredip ondan sonra şartı, va'de (mîâd) veçhile zikreder­lerse, satış caiz olur. Çünkü satış, müfsidden hâlidir. Va'de ile vefa da lâzım gelir. Çünkü va'deler ba'zan lâzım olur. İmdi bu va'de (mîâd), insanların ihtiyâcı için lâzım kılınır. İnsanların teamülünden dolayı ve­fa İle satmak (bey' bil-vefâ) akarda istihsâli cihetiyle sahih olur. Men­kûlde olan bey-i vefada ihtilâf edilmiştir. Ba'zılan; «İhtiyâç, umûmî olduğu için sahîh olur.» demiştir. Ba'zılan da; teamül, özel olduğu için sahîh olmadığını söylemişlerdir. [17]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler