İkrar Hakkında Bir Fasıl

Hür bir kadın, bir borç ikrar ettikde, kocası onu yalanlasa; İmâm A'zam' (Rh.A.) a göre, kocası hakkında ikrân sahîh olur. Hattâ kadın habs edilir. Muayene ile, tüketmekle, veya satın almakla yâhûd bey-yine ile sabit olan borç gibi, kadından alınır.

îmâmeyn' (Rh. Aleyhimâ) e göre; kadının ikrân koca hakkında tasdik olunmaz ve kadın habs edilmez, peşine düşülmez. Çünkü bu hatosde kocayı cinsî ilişkiden menetmek vardır. Kadının ikrarı, koca­nın hakkım ortadan kaldırmaya râci' olan şeyde sahîh olmaz.

Nesebi bilinmeyen bir kadın, bir insan için kölelik ikrar etse ve mukarr-un leh de onu tasdik etse; kadının kocası olup ve o kocasın­dan çocukları da olsa, kocası o kadını yalanladığı takdirde; kadının ikrarı kendi hakkında sahîh olur. Hattâ kadın, bu ikrarından sonra hamile olup çocuk doğursa, çocuk köle olur. Kocası ve mevcûd olan çocukları hakkında ikrân sahîh olmaz. Musannif; «Kocası hakkında ikrân sahîh olmaz.» sözü üzerine; «Hattâ, nikâh bâtıl olmaz.» cümle­siyle; «Çocukları hakkında» sözü üzerine de şu cümle ile tefri' yap­mıştır: Kadının, ikrârmdan önce hâsıl olan çocuklan ve ikrân vaktin­de karnında olan çocuğu hürdürler. Çünkü onlar, köleliği ikrarından önce hasıl olmuşlardır. İkrânndan sonra hâsıl olan çocuk ise; İmâm Ebû Yusuf (Rh.A.) a göre; köle olur. Çünkü o kadının köle olmasına nukmedılmiştir. Bu takdirde, kölenin çocuğu da köle olur.

îmâm Muhammed' (Rh.A.) e göre; ikrardan sonra hâsıl olan ço­cuk hürdür. Çünkü kocası o kadını, ondan hâsıl olan çocukların hüır olmaları şarüyle tezevvüc etmiştir. Şu hâlde, kadın bu hakkın ibtâli üzerine tasdik edilmez.

Nesebi bilinmeyen bir kimse kölesini hür kılsa, ondan sonra bir insanın kölesi olduğunu ikrar etse. o da kendisini tasdik etse, nesebi bilinmeyenin İkrarı kendi hakkında sahih oîur. Hattâ rnukırr, nesebi bilinmeyen kimsenin hür kıldığı kölenin azadını rbtâl etmeksizin mu­karr-un leh olan insanın kölesi olur. Hattâ, onun âzâdlısı hür olduğu hâlde kalır.

Eğer nesebi bilinmeyen kimsenin âzâd eylediği köle ölürse ve ne­sebi bilinmeyenin vârisi var ise, âzâd edene vâris oîur. Vârisi yok ise, -mukarr-un leh ona vâris olur. Çünkü mîrâs mukırr'a âid idi. Halbuki mukırr, onu mukarr-un leh için ikrar etmişti. Mukır ölüp, ondan son­ra âzâd edilmiş köle fatîk) Ölse, mukırr'm asabesi ona vâris olur. Çün­kü mukırr Ölünce, veıâ hakkı asabesine geçmiştir. Fakat mukırr sağ iken köle Ölürse, asabesine bir şey yoktur.
Bir kimse, bir adama; «Benim, sende bin akça alacağım vardır!» dedik ele. o adam; «el-hak-.- veya stes-Sidko veya «el-yakln dese. yâhûd nekre  şeklinde: i'Bakkan» veya «Sıtikan» yâhûd aYakinen» dese ve­ya tekrar edip «el-hak el-hak» veya «es-sıdk es-sıdk» veya «el-yakîn el-yakin» dese; yâhûd nekre şeklinde tekrar edip «hakkan hakkan / hak-dır hakdır» veya «Sıdkan sıdkan / doğrudur doğrudur» yâhûd «Yakî-nen yakinen / yakındır yakındır» dese veya o adam, mezkûr lâfızlara «birr>[22]. lâfzım eklemekle «el-birru el-hakku» yâhûd «el-hakku el-birru» dese. ilâh... hepsi ikrar olur. Çünkü zikredilen söz, da'vâmn vasfına yarayan sözlerdendir. Binâenaleyh cevâb olmaya da yarar ve orfen tasdikde kullanılır. Sanki o; «Senin iddia ettiğin haktır!» ilâhir... de-mîşdir.

Eğer; «Benim, sende hakkım vardır!» dedikde, «el-hakku hakkun / hak haktır.», «es-sıdku sıdkun , sıdk (doğruluk)-sıdfedır.», «el-yakinu ya-kinun / yakın yakîndir.» derse, ikrar olmaz. Çünkü bu söz, tamdır. Da­ha önce gelen söz, bunun hilâfmadır. Zîrâ o, mübtedâ olmaya elverişli değildir.

Bîr kimse, cariyesine; «Yâ hırsız!», «Yâ zâniye!», «Yâ mecnûne!»,

«Yâ kaçak!» dese veya «Bu hırsız kadın, şöyle bir İş yaptı!» dese ve bundan sonra, cariyeyi satsa, müşteri zikredilen şeylerden birini; yâni ayblardan birini cariyede bulsa; o câriye satişdan sonra, o kusıir sebe­biyle geri verilmez. Çünkü sonuncu sözden başkası n'dâdır. {Seslenme veya çağırmadır). Nida edenin maksadı; çağrılana bildirmek ve onu getirmektir Yoksa, nida eylediği vasfın tahkiki değildir. Bundan do­layı bir kimse karısına; «Yâ kâfire!» dese, aralan ayrılmaz. (Yâni kadın boşanmış olmaz.)  Bu sonuncu söz, sövmektir.
«Bu câriye hırsızdır!», «Bu câriye kaçakdır!», «Bu câriye zâniye-dir!» veya «Bu câriye delidir!» demesi bunun hilâfmadır. O zaman, bu sözlerden biri sebebiyle câriye geri verilir. Çünkü ihbardır. İhbar ise, vasfı (niteliği) tahkik içindir. Fakat karısına seslenip; «Yâ talik! (Boş olan)» dese, veya «Bu boşanmış kadın şöyle yaptı!» dese, bunun hilâ­fına olur. Yâni karısı, boşanmış olur. Çünkü o kimse şer'an bu vasfın isbâtma kaadirdir. İmdi, karısına; «Yâ talik!» diye seslenen kimsenin sözü, söylediği şeyde doğru olması için îcâb yapılır. Az önce zikredilen yerde bu vasıfların isbâtma kaadir değildi. Ve o, bir seslenme ve söv­mek olur, yoksa tahkik, ve vasf olmaz. Kâfî'de de böyle denmiştir. [23]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler