I. Arazî


824. Mes’ele: Arâzî-i memleketi sultan temlike kadir midir?

Elcevap: Kadirdir. [874]
825. Mes’ele: Arz-i mülk ve arz-ı mîrî nedir?

Elcevap: Şehirler içinde olan yerler mülktür. Sahibi bey'e ve hibeye ve vakfa kadirdir. Fevt olucak cemi' vereseye intikâl eder. Mîrî arz, karyeler etrafında olan zirâ'at olunur yerlerdir ki, sahipleri kulluğunu çekip behresini verirler. Bey'e ve hibeye ve vakfa kadir değillerdir. Fevt oldukta oğulları kalsa tasarruf eder­ler ve illâ sipahisi tapuya verirler. [875]
826. Su'al: Arz-ı mîrî, arz-ı öşrî midir, yoksa harâcî midir. Ve tasarruf eden re'âyânın bey' eylemeleri ve rehin komaları ve mi­ras değmesi ve şüf'a câri olması şer'an caiz midir?

Cevap: Asla caiz olmaz. Ne öşrîdir ve ne harâcîdir. İkisi dahi ashabının memlûküdür. Buna mutasarrıf olanlar mâlik de­ğillerdir. Memlekettir. Alınan eğerçi arzın haracıdır amma arzın rakabesi beyt-ül-mâl için alıkonmuştur, re'âyâya temlik olunma­mıştır. [876]
827. Su'al: Vilâyet-i Rumelinde, re'âyâ ellerinde olan arazînin bey' ü şırasının vedî'a ve i'âresinin ve şüf'a ve istibdâlinin sıhha­tinde, anda olan kudât-i müslimîn ki hüccet verip ve sicillerine kayd ederler, şer'-i şerife muvafık mıdır?

Cevap: Muhaliftir, hemen i'tibar sipahilerinin tapuya ver­mesidir. Kudât bey'ü şirâ yazmak hatâdır. "Zeyd, tasarrufunda olan tarlaların tasarrufunu Amra tefvîz edip, mukabelesinde şu kadar miktar akça alıp feragat ettikte, sipâhî olan Bekr dahi şu miktar resm alıp Amra verdi" deyu yazmak gerektir. [877]
828. Su'al: Zeyd mâ-tekaddemûn mukâta'aya vere geldiği çayırını Amra bey' ettikte, Bekr-i sipâhî, Zeydden akçasının öşrünü almağa kadir olur mu?

Cevap: Bey' bâtıldır, öşrün almak değil çayırı Amrdan alıp âhara tapuya vermeğe kadirdir. [878]
829. Mes’ele: Zeyd, mîrîde bir miktar yerin etrafında hendek ve hark edip, ba'zı meyve ağaçları dikip zirâat etse şer'an Zeydin mül­kü olup veresesine değer mi?

Elcevap: Yer mülk olmaz, amma verese tasarruf ederler. [879]
830. Mes’ele: Zeyd tasarrufunda olan arz-ı mîriyye üzerinde, kim aşıladığı ma'lûm olmayan meyve ağaçları yere tâbi' olur mu?

Elcevap: Aşılı ağaç yere tâbi' olmaz, sahibi yok ise beyt-ül-mâle raci'dir. [880]
831. Mes’ele: Zeyd, Amr ile müşterek oldukları yerin üzerinde olan hüdayî fidanları aşılayıp, Amr dahi "fidanlarda hakkım vardır" deyu talep ettikte, vermeyip "var ahar yerde olan fidanları aşıla”dese, gayri fidanlardan hisse taleb eylemeğe kadir olur mu?

Elcevap: Olmaz, fidanları aşıladığı zamanda değer bahası­nın nısfın alır. [881]
832. Sual: Arz-ı mîrî üzerinde hudâyî biten ağaçları Zeyd aşılasa, Zeydin mi olur, yoksa sâhib-i arzın mı?

Elcevap: Zeydindir, sâhib-i arza fidan bahasıyla behresin ve­rir. [882]
833. Mes’ele: 'Akar hususundan onbeş yıl mürur eylemiş kaziye mesmû'a olur mu?

Elcevap: Mülk-i vakıf olucak olur, mîrî yer olucah olmaz” memnundur. [883]
834. Mes’ele: Zeydin tasarrufunda olan mîrî yerde alçı ma'deni bulunsa, mîrî canibinden emin, Zeydi dahi ettirmemeğe kâdîr olur mu?

Cevap: Öyle emr olucak olur, [884]


Eser: Ebu Suud Fetvaları

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Ebu Suud Fetvaları

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler