A. Kızıl Başlar


479. Mes’ele: Kızılbaş taifesinin şer'an kıtali helâl olup, kati eden gâzî ve kızılbaş taifesinin ellerinde maktul olanlar şehîd olurlar mı?

Elcevap: Olur, gazâ-i ekber ve şehâdet-i 'azhnedir. [514]

Su'al-i Ahar: Kıtalleri helâl olduğu takdirce, mahzâ Sultan-ı ehl-i İslâm hazretlerine bağy ve 'adavet üzere olup, asker-i İsla­ma kılıç çektiği için mi olur, yâhud gayri sebebi var mıdır?

Elcevap: Hem bâgîlerdir, hem vücûh-i kesîreden kâfirlerdir. [515]
480. Mes’ele: Re'isleri hazret-i Resûlullah (sallallahu te'âlâ aleyhi ve sellem) âlindendir derler, öyle olucak nev'â şüphe olur mu?
Elcevap: Hâşâ yoktur. Efâl-i şenî'aları, 61 neseb-i tâhire 'alâ­kaları olmamağa şehâdet ettiğinden gayri, sikâttan menkuldür ki, babası İsmail ibtidâ-i hurucunda, imam 'Ali er-Bızâ İbni Mûsâ el-Kâzım meşhedinde ve şâir emâkinâe olan sâdât-i 'izamı, kendi­nin nesebini Bahr-i Ensâba dere eylemeğe ikrah edip, iftiraya cür'et edemeyenleri katl-i âm edincek, ba'zı sâdât katilden halâs için imtisal suretin gösterip dediğin eylemişler. Amma bu miktar tedâ­rik eylemişler ki, bunun nesebini, 'ulemâ-i ensâb-i şerife mabeynlerinde 'akîm olup, asla nesli kalmamağıyla ma'rûf bir seyyide müntehi kılmışlardır, ki nazar edenler hakîkat-i hâle vâkıf olalar. Faraza sihhat-i nesebi mukarrer olsa dahi, bîdin olucak, şâir ke­fereden farkı olmaz. Hazret-i Resûlullâhın (sallallâhu aleyhi ve selem) âli, şe'âir-i şer'-i mübîni ri'âyet ve ahkâm-i metini himâyet edenlerdir. Hazret-i Nûhun ('aleyhisselâm), Ken'an sulbü oğlu iken dîni üzerine olmadığı için "ehlimdendir" deyu, necatı için Rabb-i izzete du'â ettikte deyu buyurulup, şâir kefere ile bile ta'zîb ve iğrâk duyurulmuştur. Enbiyâ-i 'izam (aleyhim-üs-salâti ve-s-selâm) neslinden olmak, dünyevî ve uhrevî 'azabdan necata sebeb olsaydı, hazret-i Âdem nebi (aleyhi-s-selâm) neslinden olmak ile, esnaf-i kefereden bir kâfir asla dünyâda ve âhirette mu'azzeb olmazdı. Vallâhu te'alâ dem ve ahkem. [516]
481. Mes’ele: Tâife-i mezbûre gi'adan olmak da'vâ ederler, "lâ ilahe illallah" derler iken, bu mertebeyi îcâb eden halleri nedir, mufassal ve meşrûh beyan buyurula?

Elcevap: Şi'adan değil, "yetmiş üç fırka ki, içinde ehl-i sün­net fırkasından gayrı nârdadır" deyu hasreti Resul (sallallâhu aleyhi ve sellem) tasrih buyurmuşlardır, bu taife ol yetmiş üç fırkanın hâlis birinden değildir. Her birinden bir miktar şer ve fesad alıp, kendiler hevâlarınca ihtiyar ettikleri küfr ü bid'atlere ilhak edip, bir mezhebi küfr ü dalâlet ihtira' eylemişlerdir. Dahi durup gün günden artırmak üzerinedirler. Şimdiye değin üzerine müstemir oldukları kabâyih-i ma'rûf elerinin, müceb-i şeriat-i şe­rife üzerine mufassaları hükmü budur ki:

Ol zâlimler Kur'an-ı 'azîmi ve şeriat-i şerifeyi ve dîn-i İslâmı istihfaf eylemekle, ve kütüb-i şer'iyyeyi tahkir edip oda yakmak ile, ve 'ulemâ-i dîni 'İlimleri için ihanet edip kırmak ile, ve re'isleri olan fâcir me’lûnu ma'bud yerine koyup ana secde eylemekle, ve dahi hürmeti nusûs-i kafiye ile sabit olan envâ'-i hurumât-i dîniyeyi istihlâl eylemekle, ve hazret-i Ebî Bekr ile hazret-i Ömere (radiyallâhu anhum) la'n eylemekle kâfir ol­duklarından sonra, hazret-i Âişe-i sıddîkanın (radiyallâhu anhâ) berâati hakkında bunca âyât-i 'azîme nazile olmuş iken, anlara itâle-i lisan eylemekle Kur'an-i kerîmi tekzîb edip kâfir oldukların­dan ma'adâ, hazret-i Risâlet-penâhın (sallallâhu aleyhi ve sellem) cenâb-ı azizlerine şeyn getirdikleri ile sebb-i nebî eylemiş olup, cumhûr-i 'ulemâ-i a'sâr ve ernsâr icmâı ile, katilleri mubah olup, küfürlerinde şek edenler kâfir olurlar. İmâm-ı Azam ve imam Süfyân-i Sevrî ve imam Evzâgî (rahimehullah) katlarında tamam sıhhat üzere tevbe edip İslama gelicek, eğerçi bu küfürler dahi şâir kefere küfürleri gibi afv olunup katilden necat bulurlar, amma imam Mâlik ve imam Şâfi'î ve imam Ahmet bin Hanbel ve imam Leys bin Sa'd ve imam İshak bin Râhûye ve şâir 'uzemâ-i 'ule­mâ-i dinden cem'-i kesîr katlarında asla tevbeleri makbul ve İslâmları mu'teber değildir. Elbette hadden kati olunurlar. Hazret-i imam-i din-penah (eyyedehullâhu te'âlâ ve kavvâhu) zikr olunan eimme-i dinden, hangi canibin kavli ile 'amel ederler ise meşrû'dur. Ol kabâyih ile ittisafları cem-i ehl-i İslâm içinde tevatür ile mu'ayyenen ma'lûm olmuştur. Hallerinde tereddüd ve iştibah yok­tur. Askerlerinden olup kıtale mübaşeret edenler ve binip inip etbâ'ından olanların sânında asla tevakkuf olunur değildir. Amma şehirlerde ve köylerde kendi hâlinde salâh üzerine olup, bunların sıfatlarından ve ef'allerinden tenezzühü olup, zahir halleri dahi sıdklarına delâlet eyleyen kimselerin kizbleri zahir olmayınca, üzerlerine bunların ahkâmı ve 'ukûbâtı icra olunmaz. Bu taifenin kıtali şâir kefere kıtalinden ehemdir. Anınçün Medîne-i münevvere-etrafında kefere çok iken ve bilâd-i Şâm feth olunmamış iken an­lara gaza eylemekten, hazret-i Ebî Bekr-i sıddik (radiyallâhu anh) hilâfetinde zuhur eden Müseyleme-i kezzaba tâbi' olan tâife-i mürtedde üzerine gaza eylemeğe, eshâb-î kiram (rıdvânullâhi aleyhim ecma'în) icmaları ile tercih ve takdim buyurmuşlardır. Hazret-i 'Ali (kerremallâhu vecheh) hilâfetinde havârîc kıtali dahi böyle olmuştur. Bu taifenin fesadları dahi azimdir, yeryüzünden fesadların ref eylemek için mücâhede eylemek dahi ehemdir. [517]
482. Mes’ele: Nahcivan seferinde tutulan kızılbaş evlâdı kul olur mu?

Elcevap: Olmaz. [518]
483. Mes’ele: Padişah emriyle kızılbaş taifesi vurulup, sagîr ve kebîri esir olanlardan ba'zı ermeni olduklarında, ol takdirce ha­lâs olurlar mı?

Elcevap: Olurlar, ermeniler kızılbaş askeri ile asker-i İslâm üzerine gelip muharebe etmiş olmayıcak, şer'an esir olmak yok­tur. [519]
484. Mes’ele: Mürtedde darül-harbe lahika olmadan alıp esir ey­lemek caiz idüğüne İmam-ı A'zamdan nakl olunan rivayete binâen, kızılbaş avretlerin esir eylemekle asker-i İslama kemâl-i kuvvet ve şevket, a'dâ-i dîn-i metine nihayet za'f ü zillet gelir olsa, ol riva­yet ile 'amel olunmak şer'an caiz olur mu?

Elcevap: Caizdir, [520]
485. Mes’ele: Bu rivayet ile, ol esir olunan avretin hizmetleri, vat' olunmaları şer'an helâl olur mu?

Elcevap: Cümle hizmetleri helâldir. Amma mürteddelerdir, İslâma gelmeden vatları helâl değildir. [521]
486. Mes’ele: Çâryâre sebb eden, kızılbaş idüğü sicil olunan Zeydi, Amm oğlu Bekr kati eylese, şer'an nesne lâzım olur mu?

Elcevap: Sebb ettiği vakit kati ettiği muhakkak ise ta'arruz olunmaz. [522]
487. Mes’ele: "Yezide lâ'net ve ana lâ'net etmeyene dahi lâ'net” diyen Zeyde ne lâzım gelir?

Elcevap: Lâ'net etmeyene lâ'net nâmeşrûdur. Lâ'net etme­mek onun efâlin kabul değildir. [523]
488. Mes’ele: "Muâviye hayırlı kişi değildir" dese, şer'an Zeyde ne lâzım olur?

Elcevap: Ta'zîr olunur. [524]
489. Mes’ele: Sahâbe-i kiramdan Muaviyeye lâ'net eden Zeyde şer'­an ne lâzım olur?

Elcevap: Ta'zîr-i beliğ ve hapis lâzımdır. [525]


Eser: Ebu Suud Fetvaları

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Ebu Suud Fetvaları

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler