Kâfirlere Benzemek

Başına, —mecûsî'nin giydiği— şapkayı giyen kimse, kâfir olur. Ancak, sıcağı veya soğuğu def için giyerse; bu müstesnadır.
Beline, zünnar[150] kuşanan (= bağlayan) kimse, kâfir olur. Ancak, bunu, harbde, foîle olarak kuşanmış olması müstesnadır.

Bir kimse:  "Mecûsî, benim içinde bulunduğum, şu hâlimden iyidir." dese; veya,

"Nasranîlik   (=   hiristiyanhk),   mecûsilikten   hayırlıdır."   dese; —"Mecusîlik, hıristiyanlıktan şerlidir." sözü hâriç— veya, "Hıristiyanlık, Yahudilikten hayırlıdır." dese; veya, "Senin yaptığın işten, küfür muamelesi hayırlıdır. " dese; bu hal­lerin hepsi de, küfürdür.
Ancak, Fakıyh Ebû'1-Leys: "Bunları söyleyen şahıs, "Içüfrü güzel görürse, kâfir olur." şeklinde, bir kayıt koymuştur.

Mecûsîlere uyup, nevrûz'da, onlarla birlikte çıkıp, o günde, onların yaptığını yapmak küfürdür.

Bir kimse, yemek, içmek için değil de, sırf nevruz gününe ta'zim olsun diye, başka zaman satmadığı, bir şeyi, satmak sebebiyle de, kâfir olmuş olur.

O gün, müşrikleri ta'zim maksadı ile, onlara, bir yumurta bile hediye etmek küfürdür.
Kâfirlerin  işini  güzel  gören  kimse,   küfre  girmiş  olur.   Bu, bi'1-ittifak böyledir. Hatta, âlimlerimiz şöyle demişlerdir:

Bir kimsenin: "Yemek yerken konuşmamak, mecûsîden güzeldir." veya "Hayız hâlindeki kadına, cima' yapmayı bırakmak, onlardan daha güzeldir." demesi de, küfürdür. Batını'r-Râık'ta da böyledir.
Bir kimse, bir insanın rızâsı için, o gelirken, bir hayvan kesse veya ona benzer şeyler yapsa;  Şeyhu'1-İmâm Ebû Bekr:  "Bu küfürdür; kesilen ise, İaşedir; eti yenilmez." demiştir.
Şeyhu'1-İmâm İs m a ti ez-Zâhîdî: "Bir kimse, bir ineği veya bir deveyi hacı veya gazi dönünce —sırf onun rızâsı için— keserse; âlim­lerden bir topluluk: "Bu küfürdür." demişlerdir. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Bir kadın, beline ip bağlasa ve: "Bu zünnardır." dese; kâfir olur. Hûlâsa'da da böyledir.

Bir kimse; başka bir kimseye —farsca olarak—:  "Senin bu yaptığın işten, mecûsî daha güzeldir." dese; âlimler: "Eğer, bu sözü ile, o işin kötülüğünü kasdetmişse; kâfir olmaz." dermişlerdir. Fet&vâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Bir kimse:  "Küfür,  hıyanetten daha güzeldir."  dese;  ekserî âlimler: "Böyle diyen kimse, kâfir olur." demişlerdir. Muhıyt'te de böyledir.

Ebû Kasım cs-Safâ da, bununla fetva vermiştir. Htolâsa'da da fböyledir.

Bir kimse, bir kadmı dövse; kadın: "Sen^ müslüman dgğil misin?" deyince, o da: "Evet. Ben müslüman değijjn," dese; Şeyhu't-İmâm Ebû Bekir Muhammed bin Fadl: "Bu kimse, bu sözle kâfir olmaz." demiştir.

Bazı âlimlerimizin şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bir kimseye: "Sen, müslüman değil misin?" denilince; o: "Hayır." cevabını verse; bu söz, küfür olur. Fetâvâyî Kâdîhân'da da böyledir.

Bir kadın, kocasına: "Sende, hamiyyet ve İslâm dîni yok mu? Yabancılarla, beni yalnız bırakıyorsun." dediğinde kocası: "Gerçekten, bende, hamiyyet ve îslâm dîni yoktur." dese; bu şahıs, mutlaka kâfir olur; denilmiştir.

Bir kimse, karısına: "Ey kâfire! Ey yahudiî Ey mecûsî! der; kadın da: "Ben öyleyim." veya "ben öyleyim; talâkımı ver." yahut "Öyle oljmasam, seninle beraber olur muyum?" veyahut da: "Öyle olmasam; senin eşin olur muyum?" karşılığını verirse; kâfir olur.

Fakat, kadın: "Öyle isem; beni nikâhının altında tutma." derse; bu durumda, "kâfir olmaz." diyenler olduğu gibi; "kâfir olur" diyenler de vardır.

Sahih olan, "kâfir olmaz." diyenlerin kavlidir.

KâdTI-İmâm Cemâlü'd-Dîn de, bunula fetva vermiştir.

Buna göre, bir kadın, kocasına: "Ey kâfir! Ey mecûsî! Ey Yahûdî!'' der; kocası da: ' 'Ben öyleyim; çık yanımdan!'' derse; muhakkak, kâfir olur.

Eğer koca: "Ben, Öyle olmasam; sen, benimle olmazsın." demiş olursa; bu söz ihtilaflıdır. Sahih olan ise: bu durumda, bu kocanın kâfir olmamasıdır.

Bu koca: "Sen, ona razı olmasan; benimle olmazsın." demiş olsa; bu sözün, küfür olduğu aşikardır. Bunun, hilafını söyleyenler de olmuştur.

Bir kimseye bu sözleri, bir yabancı söylemiş (yani, Ey kâfir! Ey yahudi! demiş) olsa da; bu şahıs da: "Ben Öyleyim, Benimle dost olma." veya "Öyle olmasam; senin dostun ve arkadaşm olmazdım." dese; bu husustaki hüküm de, karı-koca hakkında, yukarıda söyeldiğimiz hüküm gibidir. Muhıyt'te de böyledir.

Bir kimse, bir iş yapmak isteyince, karısı ona: "Eğer, sen, o işi yaparsan; kâfirsin." der; kocası da, onun sözüne itibar etmeyerek; o işi, yaparsa; kâfir olmaz.

Bir kimse, karısına: "Ey kâfire!" deyince; karısı: "Hayır! Belki de, sen kâfirsin." dese; veya kadın, kocasına: "Ey kâfir!" deyince; kocası: "Belki de, sen kâfirsin." dese; aralarına ayrılık düşmez. (Nikâh­ları devam eder.)

Fakıyh Ebû'l-Leys, fetvasında, böyle söylemiştir.Bir kadın, kocasına: "Gılâfm, mecûsi gibi doldu," der; kocası da ona: -"O takdirde, uzun müddet, mecûsî ile beraber durdum." veya "Niçin, mecûsî ile beraber durdun?" derse; —bu sözlerin kocadan olması halinde, bu koca— kâfir olur.

Şayet, koca, karısına; bunları söyleyip "Ey mecûsiyye!" dese; karısı da: "O halde, ne için bir mecûsiyyeyi, bu kadar zamandır, yanında tuttun?" dese; o da, kelam-ı küfür söylemiş olur.

Bir kimse, yabancı bir müslümana: "Ey kâfir!" veya bir yabancı kadına: "Ey kafire!" demiş olsa; söylenilen kimse de; —susup— bir şey söylemese;

Veya, bir kadın, kocasına: "Kâfir"; dese de, kocası bir şey söyle­mese;

Yahut, bir kimse, karısına: "Kâfire" dese de; kadın, bir şey söyle­mese; Fakıyh Ebü Bekir el-A*meş: "Bu sözün sahibi, kâfir olur." demiştir.

Diğer Belh âlimleri ise: "Kâfir olmaz." demişlerdir.

Bu gibi mes'elelerde fetva: Eğer, bu sözü söyleyen kimse; şetmi ( = sövmeyi) murad ediyor ve onun kâfir olduğuna itikâd etmiyorsa; kâfir olmaz. Şayet, onun kâfir olduğuna itikad ediyorsa; işte, bu durumda, kâfir olur. Zehıyre'de de böyledir.

Bir kadın, çocuğuna: "Ey yahudinin oğlu!" veya "Ey mecûsî'nin oğlu!"   dese;   âlimlerin   çoğunluğu:   "—Bu   kadın—   kâfir  olmaz." demişlerdir. Bazıları ise: "Kâfir olur." demişlerdir.

Bir erkeğin, bu sözlerle, çocuğuna hitap etmiş olması hâlinde; âlimler, kâfir olup olmayacağı hususunda ihtilâf etmişlerdir. Esahh olan ise, kâfir olmamasıdır. Ancak, bunun için, bu sözü ile, kendisisin kâfir olduğunu   kasdetmemiş   olması   gerekir.   Fetâvâyi   Kâdîhân'da   da böyledir.
Bir kimse, hayvanına:   "Ey kâfirin hayvanı!" dese; bi'1-ittifak kâfir olmaz.

Bir  kimse,  bir  başkasına:   "Ey  kâfir!";   "Ey  yahudü";   "Ey mecûsî!" deyince; o şahıs: "Buyur." dese; kâfir olur. Keza, bu şahıs: "Evet" dese; yine kâfir olur. Ancak, bu şahıs, söyleyene: "Sensin." dese veya susup bir şey

söylemese; kâfir olmaz.

Bir kimse, başkasına: "Kâfir olmamdan korktum." dese; kâfir olmaz.

Ancak: "O kadar çok eziyet ettin ki, kâfir olmayı istedim." dese; kâfir olur.

Bir kimse: "Bu zaman, müslümanlıkla uğraşılacak zaman değil; belki de, kâfirlik zamanıdır." demiş olsa; kâfir olur; denildi.

Muhıyt Sahibi: "Bu, bizim indimizde, isabetli değildir." demiştir.

Nâtıfi'nin Vâkıâü'nda, şöyle denilmiştir:

Bir müslümanla bir mecûsî, bir yerde dururken; bir adam, mecû-siye: "Ey'Mecûsî!" diye çağırınca, müslüman cevap verse; eğer, her ikisi de, aynı işi yapıyorlar idiyse; müslüman da, bu iş için çağırıldığını veh-metmişse; kâfir olmaz. Aynı işi yapmakta değillerse; bu şahsın küfrün­den korkulur.

Bir müslüman: "Ben mülhidim."dese; kâfir olur.

Şayet: "Ben, onun küfür olduğunu, bilmiyordum." dese bile; bu sözünden dolayı, mazur sayılmaz,

Bir kimse, bir söz söyleyince; bir toplum, onu küfür zanneder; hakikatta» bu söz küfür olmamakla beraber; ona: "Sen küfrettin; senin karın boş oldu." denilir; o da: "Benim, kâfir olduğumu; karımın da, boş   olduğunu   farzet!"   derse;   kendisi,   kâfir;   karısı,   boş   olur. Füsûlü'l-Imâdiyye'de de böyledir.

Yetîme'de şöyle denilmiştir: Babama sordum:

—   Bir kimse:  "Ben firavunum." veya "Ben iblisim." derse;

durumu ne olur?

O, şu cevabı verdi:

— Kâfir olur. Tatarhâniyye'de de böyledir.

Bir kimse, bir fasıka öğüt verir; ona tevbe etmesini söyler; o da, bu   şahsa:   "Bundan   sonra,   her   zaman,   başıma   mecûsî   şapkası koyacağım." derse; kâfir olur.

Bir kadın, kocasına: "Kâfir olmak, seninle yaşamaktan daha gü­zeldir." derse; kâfir olur.

Bir kadın: "Şu işi yaparsam, kâfirim." derse; Şeyhu'l-îmâm Ebû Bekr Muhammed bin Fadl: "Bu kadın, kâfir olur; kocasından da boş olur." demiştir*
Kâdî'1-îmâm Aliyyü's-Sağdî: "Bu, bir ta'lıktır ve yemindir; küfür değildir." demiştir.

Bir kadın, kocasına, şayet: "Eğer, bundan sonra, bana, böyle cefâ edersen..." veya "...bana, şunu satın almazsan, elbette kâfir olurum." derse; o anda, kâfir olur. Füsûlü'l-Imâdiyye'de de böyledir.

Bir kimse: "Ben, mecûsi idim. Sadece, temsil yoluyla müslüman' oldum; halbuki inanmıyorum." derse; küfrüne hükmolunur.

Bu kavil, Şemsü'l-Eimme Halvânî'nindir.

Bir kimse, bir insana, selâm secdesi yaptığı zaman kâfir olmaz. Sîrâciyye'de de böyledir.

Hızâne'de şöyle zikredilmiştir:

Bir müslüman, diğerine: "Allah, imanını soysun." der; diğeri de: "Âmin" derse; ikisi de kâfir olur.

Bir kimse, kendisine eziyet eden şahsa: "Ben müslîumanim; bana eziyet etme." deyince; o şahıs: "İster, müslüman ol; istersen, kâfir ol." dese; kâfir olur.

Keza, bir şahıs: "Sen, kâfir olsan; bana ne zararı vardır." dese; bu söz, küfrü gerektirir. Tatarfaâniyye'de de böyledir.

Bir kâfir, müslüman olunca; insanlar ona birşeyler verseler; bir müslüman da: "Ne olurdu, ben de, kâfir olsaydım; sonra da, müslüman olsaydım da, insanlar bana da, bir şeyler verseydi." dese; veya bunu, kalbinden temenni eylese; bu şahıs kâfir olur.

Bu, bazı âlimlerden nakledilmiştir:

Bir kimse, Allahu Teâlâ'nm, içkiyi yasak etmemiş olmasını, temenni etmiş olsa; kâfir olmaz.

Ancak, zulmün, zinanın, haksız yere adam öldürmenin haram olmamasını temennî etmiş olsa, gerçekten kâfir olur. Çünkü, bunlar, aslında da, helâl değildir.

Bunun üzerine, bacı ile kardeş arasında, nikâhın haram olmamasını temennî etmiş olsa; kâfir olmaz. Çünkü, o, ibtidâi halde, helâl idi.

Hasılı, önceden helâl iken; sonradan haram olan bir şeyin, haram olmamasını temennî etmek küfür olmaz.

Bîr müslüman, tavlı, şişman bir hıristiyan kadını görünce, onunla evlenebilmesi için, kendisinin de, Hıristiyan olmasını temennî etmiş olsa; kâfir olur.-Muhıyt'te de böyledir.

Bir kimse, niza ettiği bir kadına "Bir günde, çamurdan, senin gibi, on tanesini yaparım." dese; veya "çamurdan" demese de, o sözü ile, bir yaratılış kasdetse; kâfir olur.

Şayet, bu sözü ile, o şahsın zayıflığını kasdediyorsa; kâfir olmaz.
Zamanımızda (hicrî 11. asır), bu gibi mes'eleler, çok vâki oluyor. Rastaklılardan, her hangi biri: "Bu ağacı, ben yarattım." diyor.

MüftÜer ise: "Gerçekten, bu şahıs kâfir olmaz. Çünkü, bu yerin insan­ları,  "yaratmak"  kelimesi ile  "dikmek"  mânasını kasdediyorlar." cevabını verdiler.

Ancak, böyle diyen bir kimse, hakikaten yaratmayı kasdederse; kâfir olur.

Bir kimse: "Köleler gibi çalışıyor; hürîer gibi yiyoruz." derse; bu söz, bir hatâdır.

Bu söz, rızkı, kazancından bilen kimsenin sözüdür.

Bir kimse: "Filân durduğu müddetçe (veya şu zirâatciler durduğu müddetçe) rızkım, noksanlaşmaz." derse; bazı âlimler: "Bu söz, kü­fürdür." bazıları ise: ".;. küfür olmasından korkulur." demişlerdir.

Bir kimse: Fakirlik, kötü şanstır." dese; bu, büyük bir hatâdır. Bir kimse, başkasına: "Bir secde Allah için; bir secde de, benim için yap." dese; "böyle söyleyen, kâfir olmaz." denilmiştir.

Hâkim Ebû Bekr'e soruldu:

— Satranç oynayan bir şahsa, karısı: "Satranç oynama; ben âlim­lerden   işittim;   onlar:    ' 'Her   kim   satranç   oynarsa,    o,   Allahm düşmanıdır." diyorlardı." der; kocası da, —farsca—: "Farzet.ki, ben, Allahm düşmanıyım; ben oynamadan sabredemem." derse; durum ne olur?

İmâm, bu suâli sorana, şöyle dedi:

—  Bu, zor bir iştir. Âlimlerimize göre, uygun olan, o şahsın, nikâhını tazelemesidir.

Başka,   âlimler   de:   "—O   şahıs,—   bu   sözle,   kâfir   olmaz." demişlerdir.

Abdu'î-Kerîm*den soruldu:

—  Bir kavimle, nizâlaşan bir kimse: "Ben, on mecûsîden daha zâlimim." veya "Ben, on mecûsîden, daha kötüyüm." dese; durum ne olur?

O, şu cevabı verdi:

— Kâfir olmuş olmaz. Tevbe ve istiğfar etmesi gerekir.

Bir kimseye: "Sen, mescidin ta'miri için, bir dirhem mi vermek istersin; yoksa, mescidde, namaz kılmak için hazır olmak mı istersin?" diye sorulunca, o: "Ben, ne mescide giderim; ne de, bir dirhem veririm. Benim, mescidde ne işim var?" der ve bu sözünde İsrar ederse; bu kimse, kâfir olmaz; lâkin, ta'zir olunur. Muhıyt'te de böyledir.

Bir kimse; ayın etrafındaki dâireyi görünce; gaybı bildiğini iddia ederek:   "Yağmur yağacak.*'  dese;  bu sözü  sebebiyle kâfir olur. Fûsûlü'l-Imâdiyye'de de böyledir.

Bir kimse, baykuş ötünce: "Hasta öldü." dese; veya "Yakında, ağır bir yük olacak." dese; yahut, karga Ötünce: "Yolculuktan döndü." dese; âlimler, bu gibi sözlerin küfür olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir.

îmâm el-Fadl 'dan soruldu:

— Bir kimse, diğerine: "Ey kırmızı!" deyince; o şahıs da: "Allah, beni, elmanın kabuğundan; seni ise, çamurdan yarattı." dese; bu söz, küfür olur mu?

O, şu cevabı verdi:

— Evet, bu söz küfürdür.

•Soruldu:                                                              

—  Yasaklanmış bir sözü söyleyen şahsa, bir kimse: "Ne yapıyor­sun? Gerçekten küfrün gerekiyor." deyince; o şahıs: "Küfür gerekse de, bu işi yapacağım.'' dese; kâfir olur mu?

Alimler, şu cevabı verdiler:

— Evet, bu şahıs, kâfir olur.

Soruldu:

— Bir kimse, Sad harfi yerine Zı harfini okusa veya Cennet ashabı yerine nâr (cehennem) ashabı okusa, ne olur?

îmâm, şu cevabı verdi:

—  Bu kimsenin, imameti caiz olmaz. Eğer, kasden böyle okursa; kâfir olur.

Câmiu's-Sağîr'de şöyle mezkûrdur:

Aliyyü*r-Râzî, şöyle demiştir: "Hayatım ve hayatın hakkı için..." diyen veya buna benzer bir şey söyleyen kimsenin, küfründen korkulur.

Bir kimse: "Rızık, Allahtandır; kuldan da, harekete ihtiyacı vardır." derse; "gerçekten, bu söz, şirktir." denilmiştir.

"Birkimse:"Ben,sevaptanda,azaptandauzağım."derse;   "gerçekten, bu söz, küfürdür." denilmiştir.

Nevâzil'de şöyle zikredilmiştir:

"Bir kimse:" Küfür de olsa; filân adam, her ne söylerse, yaparım."dese; kâfir olur." denilmiştir.

Bir kisme, —farsca—: "İslâmiyetten usandım." dese; veya bunu, arabca söylese; gerçekten, o şahıs, kafir olur." denilmiştir.

Bir fakire: "Bu şanssızlıktır." demek, küfrü gerektirir.
Bir kimse, zamanımızın sultanına (hicrî 11. asır) âdil dese; kâfir-i billalı olur.
İmâm-ı   alemü'1-Hüdâ   Ebû   Mansûr   el-Mâtürîdî   de,   aynısını söylemiştir.

Bazı âlimler de: "Böyle söyleyen, kâfir olmaz." demişlerdir.

Bir kimse, cebâbire'den birisi için: "Ey İlâh!" dese; kâfir olur. Şayet:   "Ey  rab"   dese;   âlimlerin   ekserisi:   "...kâfir   olmaz." demişlerdir. Muhtar olan da budur, Hulâsa'da da böyledir.

Usûlü's-Sifâr'da şöyle zikredilmiştir:

Sorulmuş:
— Cum'a günü, minberde, hutbe okuyan hatipler, sultanın lakapla­rını sayarken: El-âdilü'1-a'zam';   "Şehinsâhi'l-a'zam'';Mâlik-i rikâbi'l-ürnem"; "Allanın arzının sultam";  "Allahın   beldelerinin sahibi"; "Allahın yarattıklarının yardımcısı" diyorlar. Böyle söylemek, ale'l-ıtlak caiz midir, değil midir?

İmâm, şu cevabı vermiş:

—  Hayır, Çünkü, bu hatibin söylediği kelimelerden bazıları, kü­fürdür; bazılar ise, günâhtır ve yalandır:

"Şehinşah", Allahu Teâlâ'nın isimlerinin hassasındandır. "A'zam" vasfının hâricinde, kulun bu sıfatlarla vasıflanması, caiz değildir.

"Mâlik-i rikâbi'l-ümem"e gelince; işte, bu da apaçık yalandır. "Allahın arzının sultam" ve diğerleri de, ale'l-ıtlak yalandır. Tatarhâniyye'de de böyledir. .

İmâm Ebû Mansûr, şöyle buyurmuştur:

Bir kimse, diğerinin önünde, yeri öpse; veya onun için eğilse; yahut da başını eğse; kâfir olmaz. Çünkü, öyle yapması, o şahsa, ibâdet değil, ta'zim etmektir.

Başkaları ise: "Bir kimse, bunu, bir zâlime karşı yaparsa; büyük günahlardan, bir günâh olur." demişlerdir. Bazıları da: "Küfür olur." demişlerdir.

Çoğunluk böyle demiştir. Ancak, bunda vecihler vardır:
1) O kimse, bunu, ibadet kasdı ile yapmışsa; küfürdür.
2) Selâm kasdı ile yapmışsa; küfür olmaz; fakat böyle yapmak haramdır.
3) Şayet, bir iradesi, bir kasdı yoksa; âlimlerin çoğunluğuna göre, bu da, küfürdür.

Yeri öpmeye gelince; bu secdeye yakın bir şeydir. Ancak, bu, yanağı ve alnı yere koymaktan, çok hafiftir. Zahîriyye'de de böyledir.

Haracın, sultanın mülkü olduğuna itikad etmek de küfürdür. Bahnı'r-Râık'ta da böyledir.

Sarfru'I-Merhûm, risalesinde, şöyle zikretmiştir:

Bir kimse, bir başkası ile ilgili, bir günâh işlese de: "Ben, bu gü­nâhın, senden olduğunu, iyi biliyorum; bu Allanın hükmünden değildir." dese; kâfir olur.

Mecmfi'n'-n Nevâzil'de, şöyle zikredilmiştir:

Bİr kimse, sultanın halveti indinde veya tehnie vaktinde, kurban kesse, kâfir olur. O kurban necis olur ve onu yemek caiz olmaz.
Zamanımızda (hicrî 11. asır) şu da yaygınlaştı ve Müslüman kadın­larından çokları da, buna mübtelâ oldular:

Bu kadınlar, çocuklarında, çiçek denilen kabarcıklar çıktığı vakit; o kabarcıkların benzerlerini, taştan yapıp, ona tapıyorlar ve o taşın, çocuklarına, şifa vereceğine inanıyorlar; çocukları için, ondan şifâ tale­binde bulunuyorlar.

İşte, bu kadınlar, bu fiilleri ve bu inançları sebebi ile kâfir olurlar. Bunların kocaları da, kadınlarının bu hallerine razı oldukları için, kâfir olurlar.

Bu kabilden, bir de, şu davranış var:

O kadınlar, suyun gözüne gidip, o suya ibâdet ediyorlar. O suya karşı, koyun kurban kesiyorlar. Kalplerinde olan şeylerin hasıl olması için, niyyet ediyorlar.

Bunlar da, bu ibâdetleri ve bu kurbanları sebebi ile, kâfir olurlar. Kesilen bu koyun da necîs ve yenilmesi haram olur.

Keza, o kadınlar, evlerde suretler edinir ve mecûsîler gibi, onlara ibâdet ederler.

Bunlar, çocuklarının doğumunda, za'feranla ona nakış yaparlar ve bunun üzerine de zeytin yağı damlatırlar ve buna ibadet ederler. Buna, behhânî denilen putun adını verirler. Bunların herhangi birini yapan kadınlar, kâfir olurlar ve kocalanndan boş olurlar.

Bir kimse: **Bu zamanda, hâin olmayınca ve yalan söylemeyince;

güngeçmiyor." veya,

"Ahş-verişde yalan söylemeyince, yiyecek ekmek bulunmuyor."

dese; veya,

Bir kimse, başkasına: "Niçin, hıyanet yapıyorsun?" veya "Niçin, yalan söylüyorsun?" deyince; o şahıs: "Bunlar, elbette lâzımdır." dese;

bu sözleri söyleyen kimse, kâfir olur.

Bir kimseye: "Yalan söyleme!" denilince; o şahıs: "Bu söz, İâ ilahe illallah Muhamrnedün resûüllah'den daha doğrudur." dese; kâfir olur.

Bir kimse, diğerine, öfke halinde: "Kâfirlik, bu işi yapmaktan daha hayırlıdır.'' dese; kâfir olur.

Bir kimse, yasaklanmış bir kelimeyi konuşan, bir şahsa: "Söyleme; gerçekten o, küfrü gerektirir." deyince; o şahıs: "Küfrümü gerektirse de, konuşurum." demiş olsa; kâfir ölür. Tatarhâniyye'de de böyledir.

Bir  kimsenin kalbinde,  söylenmesi küfrü gerektiren bir  söz bulunsa; fakat, bu kimse, o sözü hoşlanmasa ve konuşmasa; işte bu tam imandır.

Bu şahıs, küfür üzerine azmettiği zaman, —yüz sene sonra bile olsa— o anda, küfretmiş olur. Hulâsa'da da böyledir.

Bir kimse, kalbi imanla mutmain olduğu halde, dili ile kasden kü­für   söylese;   kâfir   olur.   Allah   yanında  mü'min   olmaz.   Fetâvâyi Kâdîhân'da da. böyledir.

Küfür olup olmadığı ihtilaflı olan   bir sözün   sahibine, tecdîd-i imân ve nikâhla emrolunur. İhtiyaten, bu şahsın, tevbe edip dönmesi gerekir.

Küfrü gerektirmeyen fakat hatâ olan kelimelerin sahibi, bu durum-. larında rnü'mindirler; nikâh tazelemekle emrolunmazlar. Muhıyt'te de böyledir..

Bir mes'ele de, küfrü gerektiren yönler bulunsa da, küfre mâni olan bir tek yön bulunsa fetva veren kimsenin bu bir tek yöne meyletmesi lâzım geîir. Hulâsa'da da böyledir.

Bezzâziyye'de şöyle zikredilmiştir:

Ancak, bu şahsın irâdesi, açıkça küfrü îcabediyorsa; o takdirde, te'vilin ona faydası olmaz. Bahru'r-Râık'ta da böyledir.

Bu sözü söyleyenin niyyeti, küfre mâni olan bir niyyetse; işte, bu şahıs rnüslümandır.

Fakat, bu şahsın niyyeti, küfrü gerektiren yönde olursa, müftînin fetvası da, ona fayda vermez.

Bu kimseye, tevbe edip dönmesi emredilir ve karısı ile arasındaki nikâhı yenilemesi  istenir. Muhiyfte de böyledir.

Müslümana yakışan, sabah ve akşam, şu duaya devam etmektir.

Gerçekten bu duâ, vartalardan (= bu gibi, îmânî tehlikelerden) korunmaya sebeptir.

Nebî (S.A.V.) Efendimizin va'di ile duâ şudur:

"EyAİlahım!

Bilerek herhangi bir şeyle, Sana şirk koşmaktan, yine, Sana sığınırım.

—Rabbim!— bilmeyerek yaptığın şeylerden de, Senden mağfiret diliyorum."
Hulâsa'da da böyledir. [151]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler