12- HAYVANLARIN İŞLEDİĞİ VEYA HAYVANLARA KARŞI İŞLENEN CİNAYETLER

Hayvanın cinayetini (- suçunu) bilmek için; onun, şu üç durumdan hâli olmadığını bilmek gerekir:
1) Hayvan, sahibinin mülkünde suç işlemiş olabilir.
2) Hayvan başkasının mülkünde suç işleyebilir.
3) Hayvan, müslümanların yolunda suç işleyebilir.

Şayet hayvan, sahibinin mülkünde ve sahibi yanında yokken suç işlediyse; onun sahibi tazminatta bulunmaz.

Hayvan, ister orda duruyor olsun; isterse gitmiş olsun, farketmez.

Bu hayvan, orada bulunan bir şahsı, ister ayaklarıyla tepelemiş; ister ayaklarıyla, ona vurmuş; ister kuyruğu ile vurmuş, isterse ısırmış olsun farketmez.

Şayet, sahibi yanında olup, onu sürüyor veya çekiyorsa; bu durumların hiç birinde, sahibine tazminat gerekmez.

Şayet hayvan sahibi, hayvanına binmiş ve hayvan giderken orada birisinin eline veya ayağına basmış; o da ölmüşse, hayvan sahibi âkile-sine diyet öder. Kendisine de keffaret lâzım olur ve mîrasından mahrum olur.

Eğer hayvan ısırmış, veya tepmiş yahut kuyruğuyla vurmuşsa; tazminat gerekmez.

Şayet, hayvanın suçu -sahibinin mülkünde değil de- başkasının mülkünde olmuş ve hayvan oraya, sahibi girdirmeksizin, kendiliğinden girmişse; sahibine tazminat gerekmez.

Eğer sahibi, kendisi oraya girdirdi ise bütün hâllerde, sahibi tazmi­natta bulunur. İster hayvan orda dursun, ister çıkıp gitsin farketmez. İster, sahibi sürüyor olsun; ister çekiyor olsun; isterse binili olsun aynıdır. Zehıyre'de de böyledir.

Şayet, mülk sahibinin izniyle girmişse; o takdirde durum, mal sahibinin kendi mülkünde olduğunun aynısıdır. Tebyîn'de de böyledir.

Müslümanların yolunda olduğu zaman,  eğer hayvan yolda duruyor   ve   onu   sahibi   durduruyorsa;   bütün   suçlarından   sahibi mes'ûldür. Tazminatı sahibine aittir.

Şayet durmuyor da yürüyorsa; sahibi de yanında yoksa ve onu, sahibi o yola sürmüşse; o takdirde, yine, sahibi tazminatta bulunur. Zehıyre'de de böyledir.

Ondan başka yol yoksa, tazminat sürücüye aittir. Başka yol varsa; tazminat yoktur.

Eğer, bu hayvan,,yolda önce durur; sonra yürürse; süren şahıs tazminattan kurtulur.

Bu hayvanı, birisi geri dönderirse; yine tazminat sürücüye aittir.

Eğer, bu hayvan durur, sonra yürürse; hiç birine tazminat gerekmez.

Eğer geri döndürülür ve hayvan da durmaz ise, tazminat döndürene aittir. Serahsî'nin Muhıyü'nde de böyledir.

Hayvan bağından kurtulmuş ve kendiliğinden gidiyor ve onu sahibi   sürmüyor   ise,   bütün   hâllerde   sahibine   tazminat   yoktur. Zehıyre'de de böyledir.

Binici, hayvanın tepelediği şeyi tazmin eder, ister birinin eline, ister ayağına, isterse başına bassın; ister ısırsın; isterse tepsin; isterse çarpsın binen şahıs, bunların tamamından sorumludur. Hidâye'de de böyledir.

Şayet, kuyruğu ile vurursa; tazminat gerekmez.

Süren şahsa gelince; sürdüğü hayvanın tepmesi halinde ihtilaf vardır:

Ba'zılan: "Tazminat gerekir." buyurmuşlardır. Şeyh Ebû'l-Hasan el-Kadûrî, bu yola gitmiştir. İrak cemâati de bu yoldadır.

Ba'zılarıda: "Tazminatgerekmez." buyurmuşlardır. Bizim âlimlerimiz de bu yoldadırlar. Zehıyre'de de böyledir.

Sahih olan görüş, sürücünün, sürdüğü hayvanın tepmesinden dolayı tazminatta bulunmamasıdır. KÂft'de de böyledir.

Süren veya çeken şahsa değil de binen şahsa hayvan birine tekme­leyip öldürdüğünde keffâret de gerekir. Keza, binen şahıs, mirastan da mahrum olur.

Vasıyyetten de mahrum olur.

Çeken veya süren ise böyle değildir. Tebytn'de de böyledir.

Mirateka'da şöyle zikredilmiştir:

"Birisi binici, birisi de çekici olsa; hayvanın tepelediğinden çekici mes'ul değildir.*' denilmiş; "her ikisine de tazminat gerekir." diyenler de olmuştur. Nihâye'de de böyledir.

Bir adam, bindiği hayvanı sürerken, terkisinde de birisi olur ve bir de, bu hayvanın arkasından süren bir şahıs bulunup, önünden de birisi çekmekte olur; bu hayvan da bir inşam tepelerse; bu durumda diyet dörde bölünür. Üzerinde olan kimselere keffâret de gerekir. Mnhıyt'te de böyledir.

Bir hayvan, yola az miktarda pislik yapar veya işer ve o yüzden de birisi ölürse; tazminat gerekmez. Hayvanı durdursa yine böyledir. Sirâcü'I-Vehhâc'da da böyledir.

Keza, pisliğini yapsın veya işesin diye durdurur veya salyası akar ve o yüzden (yâni bunlara basarak ayağı kayıp) düşen ve ölen olursa, tazminat gerekmez. Muhıyt'te de böyledir.

Bunlardan başka bir maksatla durdurur; hayvan da pislik yapar veya  işer; birisi de bu yüzden Ölürse;  tazminat    gerekir. Sirâcü'l-Vehhâc'da da böyledir.

Bir hayvanın ayaklarından sıçrayan çakıl, çekirdek, toz, toprak, kum veya taş, bir adamın gözüne isabet ederek, onu kör eder veya elbi­sesini ifsad ederse; tazminat gerekmez. Bu hususta, o hayvana binen, terkisinde olan,,süren, çeken hepsi aynıdır. Kâfî'de de böyledir.

Bir adam, hayvanının üzerinde yolda giderken, o hayvanın ayağı kayar veya bir taşa dokunur ve o adam düşüp öldüğünde; o taşı, oraya bir başkası koymuş olur; veya yola bir dükkan yapmış bulunur yahut yola su dökmüş olur ve o da bir adamın üzerine düşüp, adamın ölümüne sebeb olursa; tazminat, yola o işleri yapanlara aittir.

Âlimler, şöyle buyurmuşlardır:

Bu, binicinin, yola bunu kimin yaptığım bilmediği zaman böyledir. Eğer, bunu bilir ve hayvanı, oraya kasden kendisi sürerse; tazminat kendi üzerinedir. Mebsûfta da böyledir.

Kudûrf'de şöyle zikredilmiştir:

Bir adam, hayvanını büyük bir mescidin önünde durdurur ve o ayağı ile tepip bir adamı öldürürse; o takdirde tazminat gerekir. Muhıyt'te de böyledir.

Şayet, imâm, mescidin önüne, hayvanların duracağı bir yer yapmış ise, orda meydana gelecek hâdiseden dolayı tazminat gerekmez. Tebytn'de de böyledir.

Bir adam, hayvanların sevk mahalline, hayvanını bırakır; o da orda tekme ile birini öldürürse; sahibine tazminat gerekmez. Bundan dolayı; bir kimse geminin bir tarafına hayvanını bağladığında; bu hayvan, orda tekme ile birini öldürse; sahibine tazminat gerekmez. Mııhıyt'te de böyledir.

Müntekâ'da, İmâm Muhamraed (R.A.)'in şöyle buyurduğu nak­ledilmiştir.

Bir adam, hayvanını hükümdarın kapısında durdurursa; sorumlu olur. Hâvfde de böyledir.

Bir adam, hayvanını sahrada durdurursa; tazminat gerekmez. Ancak, caddede durdurursa; tazminat gerekir. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Bir adam hayvanını bir yerde veya başka birisiyle ortak olduğu bir yerde durdurduktan sonra; onun vasıtasıyla bir suç işlenirse, kıyâsen tazminat gerekir. îstihsanen ise, gerekmez.

Bazı âlimlerimiz: "Bu, başka hayvanların da durduğu bir yerde böyledir. Yoksa, başka hayvanların durdurulmadığı yerde durdurursa; o hayvan vasıtasıyla zâ yi olan şeyin kıymeti tazmin edilir.' * buyurmuşlardır.

Bu, kıyâsen de istihsânen de böyledir. Zehiyre'de de böyledir.

Bir adam, hayvanını yola bırakıp, bir yere bağlamaz; o hayvan da, o yerden giderek bir şeyi telef ederse; bu adama tazminat gerekmez. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Bir adam, hayvanını, bağlı olduğu hâlde yola bırakınca, bağı çözülüp, bir şeye dokunur ve eğer, bağı çözüldükten sonra, yerinden ayrılmış gitmiş olursa; sahibine tazminat gerekmez. Bağı, olduğu gibi durduğu hâlde, bir cinayet işlemiş ve bunu durduğu mekanda yapmışsa, tazminat gerekir. Muhıyt'te de böyledir.

Bir adam, bir merkep kiraladığında, bir meclisin bulunduğu yerde ve yolda, bu merkebi durdurup, o insanlara selâm verdikten sonra, sahibi ona vurur veya sürer; o da tekme atarak, bir zarara sebep olursa; tazminat gerekir. Sürücü de olduğu gibi... Hızânetü'l-Müftîn'de de böyledir.

Bir hayvan giderken, üzerinde bir adam bulunur ve o hayvana birisi vurur da binen şahıs düşer ve vuran zat, onun emriyle vurmuş olursa; bu durumda vuran şahsa bir şey gerekmez.

Şayet kendiliğinden vurdu ise, tam diyet gerekir. Eğer hayvan, kendisine vuran şahsa vurursa, onun kanı heder olmuş olur.

Eğer hayvanın kuyruğu veya ayağı, isabet ederse; tazminat izinsiz vurana aittir. Eğer izinli vurdu ise, tazminata ortak olurlar. Hulâsa'da da böyledir.

Muhıyt ve Fetevâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Ancak, binici kendi mülkünün haricinde durur; bir adama da, "hayvana vurmasını" söyler; o da hayvana vurunca, hayvan tekme atıp, bir adamı öldürürse; tazminat vuranla, vurdurana âit olur.
Şayet vuran şahıs, izinsiz vurdu ise, tazminatın tamamı ona âit olur. Keffâret gerekmez. Hulâsa1 da da böyledir.

Bu hüküm, tepmenin, vurmanın akabinde ve fasılasız olması hâlinde böyledir. Fakat, fevrî olmazsa, vurana tazminat gerekmez.

Bir adam, bir hayvanı çekerken, başka bir adam, o hayvana vurur ve hayvan, çekenin elinden kurtulup, fevrî olarak birine çarpıp, öldürse; tazminat vuran şahsa aittir.

Süren şahıs içinde bu böyledir. Hidâye'de de böyledir.

Bir hayvanı, hem çeken, hem de süren olur; bir adam da, onların hiçbiri izin vermeden, bu hayvana vurur; o da tekme atarak, bir adamı öldürürse; bu durumda tazminat, vuran şahsa ait olur.

Şayet, vuran şahıs, onlardan birisinin söylemesiyle vurmuşsa; hiç birine tazminat gerekmezdi. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Bu hayvana vuran bir köle olursa; o hayvanın cinayeti, onun boynunadır.

Vuran bir sabî ise, o da, bu durumda bir adam gibidir. Hâvl'de de böyledir.

Bir adam, bindiği hayvanı sürerken, bir köleye "ona vurmasını" söyler; o da vurur ve o hayvan bir cinayet işlerse; her ikisine de tazminat gerekmez.

Şayet vurulduğu için, fevrî olarak bir adamı tepeleyip, onu öldü­rürse; tazminata ortak olurlar. Diyetin yarısını, binicinin âkilesi; yansını da o kölenin efendisi öder ve o, ya bu köleyi verir veya fidyesini verir.

Sonra da, bu kölenin efendisi, biniciye müracaat edip, kölenin kıymetini alır.

Eğer kölenin kıymeti, diyetin yarısından noksan ise ve o köle ken­disine vurması emredilmiş, izinsiz bir köle ise, bu böyledir. Şayet, bu köle izinli ise, o takdirde kölenin efendisi biniciye tazminattan hakkı için müracaat edemez.

Hayvanı çekme de ve sürmede de cevap aynıdır.

Eğer, binen şahıs köle olsa ve başka bir köleye de onu sürmesini söylese de, bu hayvan bir adam tepeleseydi; bu köleler ticâret hususunda izinli iseler, tazminat ikisinin boynunadır ve onu yan yarıya öderler. Veya, efendileri fidyelerini verirler. Me'mur kölenin efendisi, âmir kölenin efendisine müracaat edemez ve bir şey isteyemez.

Eğer emredilen köle, izinsiz; emreden izinli ise; tazminat yine ikisine aittir.

Bu durumda, me'mur kölenin efendisi, kölesi için diyetin yarısını ödeyince, izinli ve âmir kölenin efendisine müracaat eder.

Bu kölelerin her ikiside izinsiz iseler, tazminat kendilerine aittir; müştereken ödeme yaparlar.

Şayet me'mur kölenin efendisi, onun diyetini verirse; âmir olan izinsiz kölenin efendisine müracaat edemez. Ve bir şey alamaz. Köle azad edilince, o zaman kendi kölesinin kıymeti kadar, onu takip eder.

Şayet, emreden köle izinsiz de, emredilen köle izinli ise, tazminat yine ikisinin arasındadır. Me'mur kölenin efendisi, onun fidyesini verirse; o hâlde de, köle azad edildikten sonra da, kimseye müracaat edemez. Muhıyt'te de böyledir.

Bir hayvan, yola konmuş bir şeye uğrayıp ona vurur; o da bir başkasına dokunarak, onu öldürürse; tazminat o şeyi yola bırakana aittir. Hâvî'de de böyledir.

Müntekâ'da şöyle zikredilmiştir:

Bir adam, yolda hayvanının Üzerinde dururken; başka bir adama, "hayvanına vurmasını'* söyler; o da vurunca, hayvan tekme atıp, bir adamı öldürür; âmir de düşerse; ölen adamın diyetini, emreden ile vuran şahıs birlikte Öderler.

Şayet, o hayvan yerinden ayrılır; sonra da vurulması sebebiyle tekme atarsa; tazminat -biniciye değil- yalnız vurana ait olur.

Eğer yürümez de, tekmesiyle hem vuranı, hem de bir başkasını öldürürse; yabancının diyeti, vurana ve biniciye âit olur. Vuran şahsın yan diyeti de biniciye âit olur.

Şayet binici yolda durmaz, fakat hayvan kendiliğinden ytirümeyip durur ve onun yürümesi için, sahibi veya bir başkası ona vurur; o da tekme atıp, bir adamı Öldürürse; ikisine de bir şey gerekmez.

Bir adam, bir başkasının hayvanına biner ve onu, hayvan sahibi, yolda durdurur; o da tekme atıp, birisini öldürürse; tazminat hayvan sahibine ve biniciye âit olur; ikisi müşterek tazmin ederler.

Bir adam, başka birinin hayvanını yolda durdurup onu bağlar; kendisi de kaybolur; bu durumda hayvan sahibi, bir adama söyleyince, o, o hayvana vurur; hayvan da tekme ile başka bir adamı veya emredeni öldürürse; diyet, vurana âit olur.

Şayet emreden kendisi hayvanı yolda durdurur; sonra da bir adama, **ona vurmasını" söyler; o da vurunca hayvan çifte savurup bir adamı Öldürürse; tazminat, emredenle vurana müşterek olarak gerekir. Onu, yarı yarıya tazmin ederler. Muhıyfte de böyledir.

Bir adamın yola koymuş olduğu taştan, bir hayvan ürkse de başka bir adamı tepelese, tazminat, o taşı oraya koyana aittir. O, hayvana vuran şahıs gibidir. Serahsî'nin Muhıyü'nde de böyledir.

Bir adam, eşeğim başı boş salıverir; o da birisinin ekinine girip, zarar verirse; eğer kendisi o yere sürdü ise, tazminat gerekir. Kendisi sürmedi de o eşek, kendiliğinden girdi ise, tazminat gerekmez. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.
Şeyhu'1-tmâm Ebû Bekir Muhammeö bin Fadl el-Buhârî şöyle buyurmuştur:

Bir adam, öküzünü köyden kendi arazisine sürer ve o da başkasının ekinine girerek, onu yerse; eğer başka yol varsa, tazminat gerekmez. Şayet onun için başka yol yoksa, tazminatta bulunur.

Fakat, hayvan bağlı bulunduğu yerden çıkar ve bir adamın ekili yerine zarar verirse, veya mer'aya bırakır da o da gidip birinin ekili yerine zarar verirse; sahibine tazminat gerekmez. Muhıyt'te de böyledir.

Bir adam, bir hayvanı sürerken; bu hayvan aniden bir adama, veya bir şeye çarparsa; tazminat gerekir.

Şayet, bir kimse, bir kuşu gönderir; o da, aniden bir şeye çarparsa; gönderen şahıs onu tazmin etmez. Sirâcü'I-Vehhâc'da da böyledir.

Bir adam, bir köpeği bir koyuna sevk ettiğinde; eğer köpek durur da sonra gider ve koyunu öldürürse tazminat gerekmez.

Şayet, gönderir göndermez (= fevrî olarak) gider ve konun öldü­rürse; CâmiuVSağîrde: "Kendiside arkasından gitmez ise, tazminat gerekmez." denilmiştir.

Kudûri'de de böyledir.

tmâm Ebû Yûsuf (R.A.)'a göre, bu durumda tazminat gerekir.

Âlimler bu görüşü kabul etmişlerdir.
Fakiyh Ebû'1-Leys, Câmiu's-Sağir Şerhi'nde şöyle buyurmuştur: Bir adam, köpeğini birden bire (= fevrî olarak) gönderir; o da, bir adamın elbisesini parçalarsa; onu gönderene tazminat gerekir.

Nâtifî, şöyle buyurmuştur:

Bir adam, köpeğini, başka bir adama kışkırtıp, ona sevk eder; o da, onu ısırır veya elbisesini yırtarsa; tmâm Ebû Hanîfe (R.A.)'ye göre, tazminat gerekmez.

tmâm Ebû Yûsuf (R.A.)'a göre ise, tazminat gerekir.

Muhtar olan fetva da budur. Fetâvâyi Kâdîhânda da böyledir.

Bir adamın kuduz bir köpeği olur ve gelene geçene saldırırsa; onu, o belde ahâlisi öldürür. Eğer bir zarar verirse, sahibinin tazmin etmesi -teleften önce söylenmişse- gerekir; değilse, birşey gerekmez.

Bu, yıkılacak olan duvar gibidir. TebyîıTde de böyledir.

Bir adam, köpeğini ava gönderdiğinde; o, bir insana isabet ederse; zahirüU-rivâyete nazaran, tazminat gerekmez. İtimad da onadır. Fetâ­vâyi Kâfffliân'da da böyledir.    -

Bir adam, devesini birinin develiğine girdirir; o da birinin üzerine düşerek, onu'öldürürse; âlimler burda ihtilaf eylediler. Bazıları: "İzinsiz girdirdi ise, tazminat gerekir." dediler. Bazıları da: "Gerkmez" dediler.

Eğer izinli girdirdi ise tazminat gerekmez.
Fakıyh Ebû'1-Leys: "Fetva bunun üzerinedir." buyurmuştur. Muhıyt'te de böyledir.

Deve katarını çeken ve süren şahıslar zâmin olurlar. Eğer, bu katarın ortasında bir kişi daha varsa; vuku bulacak cinayete, her biri üçte biri nisbetinde diyet öderler. Bunlardan birinin şevki, tamamının şevki gibidir. Çünkü, katardaki develer bir birlerine bağlıdırlar.

Şayet, ortada giden şahıs, bir devenin yularını tuttuğunda, hassaten onun arkasındakine bir zarar isabet ederse; onun tazminatı da, hassaten ona âit olur.

O devenin arkasındakine bir ziyan isabet ederse; tazminat ikisine mahsustur.

Öndekine isabet ederse; bu defa da öndekiyle müşterektir. Yani, her hangi birine isabet edecek ziyana ortaktırlar ve yarı yarıya tazmi­natta bulunurlar. Hızânetü'l-Müftîn'de de böyledir.

Deve  katarının ortasında bulunan  şahıs,  develerden birinin yularını tutup, onu çekiyorsa, birini çekiyor, birini sürüyor demek olur. ve arka tarafdakine isabet edecek zarara, öndeki iştirak etmez. Ârkada-kine isabet edene de öndeki karışmaz. Çünkü, arkadakini sürmekte değildir. Muhtyt'te de böyledir.

Şayet, ortada giden deveye binmiş olursa; onlardan hiç birini sü­rüyor sayılmaz. Deveye isabet edecek zarara da karışmaz ve kendisine tazminat gerekmez. Yalnız bindiği deve ile, onun arkasındakinden

sorumlu olur.

Bazı müteahhirîn âlimleri: "Eğer arkadaki devenin yuları elinde ise, bu böyledir. Fakat, devenin üzerinde uyuyor ise, ondan da mes'ul olmaz." buyurmuşlardır. Mebsût'ta da böyledir.

Müntekâ'da, İmâm şöyle buyurmuştur:

Bir adam, deve katarını çekiyor, bir başkası da arkadan sürüyor olur ve öndeki, bir deveye binmiş bulunur; bunun devesi de bir adam tepelerse; onu diyeti, üçte birlidir. Onun arkasındaki tepelerse, yine

böyledir.

Eğer binicinin önündeki deve tepelerse; çekici ile sürücü tazminata ortakdjrlar. Biniciye tazminat yoktur. Muhıyt'te de böyledir.

Şayet deve katarını birisi çekiyor; bir adam da çekenin devesine bağlı bulunuyor ve çeken şahıs bunu bilmiyor; bu durumda, o deve bir adamı tepeleyip öldürüyorsa; onun diyeti, deveyi çekenin âkilesine aittir. Sonradan, bu âkile, o bağlı olan şahsın âkilesine müracaat ederler.

Eğer, çeken şahıs durumu biliyorsa; onun âkilesi, bağlı olarım âki­lesine müracaat edemezler.

Eğer, develer durmakta iken bir adam, develeri çekenin devesini bağlar; o da, bunu biliyor olursa; o zaman, tazminat deveyi çeken şahsın âkilesine ait olur ve onlar, bağlayan şahsın âkilesine müracaat ede­mezler. Fetâvâyi Kâdfhân'da da böyledir.

Şayet, bir deve boşanıp, bir mala veya bir cana zarar verirse; gece olsun gündüz olsun, sahibine tazminat gerekmez. Hidaye'de de böyledir.

Nevftzü'de şöyle zikredilmiştir:
Hayvan sahibine, bir adam: "Senin hayvanın, benim ekili verim­dedir. Onu çıkar." der; o da, onu çıkarırken ekime zarar verirse; eğer zirâat sahibi söylememiş olsaydı, hayvan sahibi tazminatta bulunurdu. Söylediği için, tazminat gerekmez. Fakıyh Ebû'1-Leys ve Ebû Nasr: "Her iki hâlde de tazminat gerekir." buyurmuşlardır. Zehıyre'de de böyledir.
Bir adam, geceleyin ziraatında iki öküz bulur ve onları köyün öküzleri sandığı hâlde; onlar, başka bir köyün öküzleri olur ve onları bağlı bulunan yere getirmek istediğinde, onlardan birini getirince, diğeri kaçar ve onu yakalayamaz, öküz sahibi gelip, ondan tazminat isterse; Şeyhu'1-tmâm Ebû Bekir Muhammed bin Fadl: "Eğer öküzleri alırken, niyeti, onları sahibine vermemek idiyse; tazminatta bulunur. Eğer niyeti, öküzleri  sahibine teslim  etmek  idiyse,  şahidi  de  yoksa,  tazminat gerekmez. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Yine ŞeyhıTI-İmâm'a soruldu:

— Eğer gündüz ise ne dersiniz? Şu cevabı verdi:

— Eğer Öküzler başka köyün öküzleri ise, onun hükmü buluntunun hükmü gibidir. Eğer, onları kendi ahırına alıp, sahibine teslim edeceğini isbat edemez ise, tazminat gerekir. Eğer şâhid bulamazsa; bu bir Özür­dür. Şayet öküzler kendi köyünün öküzleri olur ve onları ekili yerinden çıkarıp, başka bir şey yapmazsa; -öküzler zayi olsa bile- tazminat gerekmez. Şayet onları ekininden çıkarınca, uzak yere sürmüşse; taz­minat gerekir. Zehıyre'de de böyledir.

Bir adam, mezruatında bir adamın hayvanım bulup, onu ordan çıkarır; bir kurt da gelerek onu yerse; âlimler; bu hususta ihtilaf eyle­diler. Bazıları: "Bu durumda tazminat gerekir.' Bazıları da: "Eğer çıkarınca, onu başka yere sünnediyse, tazminat gerekmez. Eğer uzağa sürdüyse; işte o zaman, tazminat gerekir." demişlerdir.

Şeyhu'ltmâm Ebû Bekir Muhammed bin Fadl ve Kftdı İmâm Ali es-SağdTde böyle fetva verdiler.

Fakıyh EbÛ Nasr ed-Debbûsî: Eğer, ziraatından çıkarınca, emin bir yere sürdüyse; tazminat gerekmez. Eğer daha uzağa sürdü ise, tazminat gerekir." buyurdu.

Fetva, Fadtt'nin kavli üzerinedir. Mutayt'te de böyledir.

Şayet, sahibine red için sürdü; onun da yolda ayağı kırıldı veya Öldü ise, tazminat gerekir. Fetâvâyi Kftdlhan'da da böyledir.

Çoban, sığır sürüsünde bir öküz bulur ve yabancı bir sığır, onu çıkarıp* dışarı sürerse; tazminat gerekmez. Muhiyt'te de böyledir.

Âdet olduğu veçhile, bir ziraatçı koyun otlatan çobandan koyun­ları, tarlasında yatırmasını" ister; çoban da öle yapınca; koyunlar, gece gidip komşunun ekinini yayılırsa; hiç birine tazminat gerekmez. Kinye'de de böyledir.

Bir adam, bağında veya mezruatında bir hayvan bulur ve o hayvan bir hayli zarar vermiş olursa; bağ veya ziraat sahibi, o hayvanı hapsedince; o ölürse; bağ ve ziraat sahibine tazminat gerekir; o hayvanın kıymetini öder. Muhıyt'te de böyledir,

Bir hayvan, habersiz birinin evine girer; ev sahibi de onu evinden çıkarır ve bu hayvan Ölürse; tazminat gerekmez.

Bir adam, diğerinin izni olmaksızın, onun evine elbise bırakır; ev sahibi de onu çıkarıp atar ve o kaybolursa; atana tazminat gerekir. Onun bedelini öder. Zehıyre'de de böyledir.

Bir adam, odun taşıyan eşeğini yola sürer; önünde de bir adam gitmekte olur ve eşek sahibi: "Dikkat, dikkat!" der; o adam da duymaz ve bu adamın elbisesini, odunlar yırtarsa; hayvan sahibi, onu tazmin eder.

Hatta adam duyduğu hâlde kaçmaya zaman bulamadam gelip dokunsa ve elbisesini parçalasa, yine böyledir.

Sağır da böyledir.

Fakat, kaçınmak imkânı var iken kaçınmadı ise, tazminat gerekmez. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

FadK'nin Fetvâlan'nda şöyle zikredilmiştir:

Bir adam, diğerinin hayvanının ayağını kestiğinde, eğer o, eti yen­meyen bir hayvan ise, cinayet sahibi, onun tam kıymetini öder. Onun sahibi, hayvan; yanında tutmaz.

Eğer eti yenilen hayvan ise (koyun, sığır, deve gibi...) yine böyledir.

Zâhirii'r-rivâyede böyledir.

Fetva da bunun üzerinedir. Zehıyre'de de böyledir.

Bir adam, kafesin kapağını açar ve içindeki kuş uçar veya bir ahırın kapısını açar ve hayvanlar çıkıp kaybolurlarsa; kapıyı açan şahıs tazminatta bulunmaz.

İmâm Muhajtimed (R.A.): "Tazmin eder." demiştir. Kâfi'de de böyledir.

Münteka'da şöyle zikredilmiştir:

Bir adam, eğer hayvanının üzerine binmezse; bir gözü hakkında dörtte bir kıymet öder. Zehiyre'de de böyledir.

îmâm Ebû Hanîfe (R.A.), şöyle buyurmuştur:

Yük taşıyan deve, eşek veya katırın bir gözü için, dörtte bir kıymeti tazmin edilir.

Keza, sığırın gözü veya yavrusunun gözü, deve yavrusunun gözü, sıpanın gözü, koyunun gözü, devekuşu, köpek veya kedinin gözü için de kıymetinin noksanlığını Öder.
İmâm Ebû Yûsuf (R.A.)'a göre ise bütün hayvanatın kıymetinin noksanlığım tazmin eder. Fetâvâyi Kâdfcân'da da böyledir. En doğrusunu, ancak Allahu Teâla bilir. [34]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler