18- İKİ ORTAK ARASINDA CEREYAN EDEN İCÂRE VE İKİ ECÎRİN İSTİ'CARI

Uyûn'da şöyle zikredilmiştir:

İki kişi bir yiyecek maddesine ortak bulundukları zaman, onlardan birisi, diğerinden bu yiyecek maddesindeki hissesini kendi evine taşımak için bir hayvan icarlar; bu mahsul de taksim edilmemiş olur ve o mahsû­lün tamamını, o yere taşırsa, ücret vermesi gerekmez.

Bu ortaklardan birinin bir gemisi olur ve o mahsûlü, bir beldeye taşımak ister ve ortağı, gemi sahibine: "Gemini bana icara ver; ben de hissemi oraya götüreyim. Senin hisseni de götüreyim." der; o da öyle yaparsa bu icare caiz olur.

Keza, iki ortak, mahsûllerini öğütmek istediklerinde, birinin değirmeni olur ve diğeri, onun yarısını icarlar ve: "Senin köleni, ikimizin ortak olduğu, şu mahsûlü taşıması için icarladım." derse; işte bu caiz olmaz.

Onu, muhafaza için icarlaması da caiz olmaz.

İmâm Muhammed (R.A.) şöyle buyurmuştur: İki ortağın birisi, diğerinden bir iş yapma durumunda olan bir şey icarlar ve ondan bir iş yapması istenirse, işte bu caiz olmaz. Şayet o işi yaparsa,, ona ücret ödenmez.

Hayvan da böyledir.

Bir kimsenin ortağından icarladığı şey, bir işte çalışmaz ise, işte onu icarlamak caizdir. Çuval ve emsali şeyler gibi...
Ebû'1-Leys, şöyle buyurmuştur: Bu görüş, Mebsût'un görüşüne muhaliftir. Çünkü orda Müdârabe Kitabf nda şöyle yazılmıştır:

Bir adam, ortağından bir ev veya bir dükkan icarlasa, ona ücret gerekmez.

Kudurî'de şöyle buyurmuştur:

Ortak malın aynında iş yapacak olan şeyler icara müstehak değildir.

Meselâ: İki ortaktan birisi, diğerinden bir şey icarlasa bu caiz olmaz. Kendisini kölesini veya hayvanını ortak mahsulü bir yere taşımak için icarlamak gibi..

Müşterek malda çahştırrnaksızın ücrete müstehak olmayan şeyleri icarlamak ise caizdir. Ortaklardan birinin, diğerinin evini icarlayıp, içine mahsul komyası veya gemisine yük yükletmesi yahut çuvalını, değirmenini icarlaması gibi...

Fahrüddin Kâdîhân, Fetvâları'nda: "Uyun ve Kudûrî'nin dediği üzerine amel edilir." demiştir. Kübrâ'da da böyledir.

İbnü Semâa'nm Nevâdiri'nde şöyle zikredilmiştir:

Bir adam, iki kişiyi bir dirheme, eve odun taşımaları için icarladığında, onlardan birisi, o odunun yarısını taşırca, ona yarım dirhem verilir. Şayet çalışmadan ve yük taşımadan önce ortak olmaz­larsa, bu datatavvû' (nafile) olur.

Keza, bina yapmak veya kuyu kazmak için iki kişiyi icarlarlar ve icarlanan bu iki kişi ortak olurlarsa, icarlayan şahıslar, onların ücretle­rini tam olarak verirler; onlar da onu, aralarında ortaklık hükmüne uygun olarak taksim ederler. Muhıyt'te de böyledir.

Bir adam, elbise diktirmek üzere, ortağının köledeki hissesini icarlarsa, bu caiz olur. Serahsî'nin Muhıytı'nde de böyledir.

el-Asl Kitabında şöyle zikredilmiştir:

Bir adam, bir toplumu bir kanal kazmak için icarlarsa, bu icare sahih olur. Onların hepsi, çalışır; yalnız bir kısmı diğerinden daha çok çalışırsa, ücret aralarında adam başına göre verilir.

Bir adam, iki hayvan icarlayıp, ikisinin üzerine karışık yirmi ölçek yük yükletecek olursa, bu durumda, birine, on ölçekten fazla yükletemez.

Şayet birine on ölçekten fazla yükletirse, ücreti de ona göre taksim eder. Çünkü, iki hayvan arasında değişiklik vardır.

Bazı alimlerimiz: "Eğer yük farkı, pek fazla değilse, ücretler müsavi verilir. Fakat fazla olursa, müsavi verilmez." buyurmuşlardır.

Şayet bir mazaretten dolayı veya hastalandığı için ona yük yüklet-mediyse, aralarında da ortaklık yoksa, hastanın ücreti düşürülür.

Eğer ortak iseler, her ikisinin de ücreti verilir.

Ebû'l-Leys'in Fetvâları'nda şöyle zikredilmiştir:

İki san'atkârdan biri, diğerinin san'at âletlerini icarlar; sonra da o aletlere, bu iki şahıs ortak olurlarsa; ücretin aylık olması halinde, önceki ay için ücret gerekir. Ondan sonraki aylar için ücret gerekmez. Çünkü önceki ayda ortaklık, sahih icareden sonra olmuş oldu ve o icareyi ibtâl eylemedi. İkinci ayda ise, ortaklık icareyi sebka,t etti ve o ortaklık anlaşması, icareyi ibtâl eyledi.

Şayet aletleri senelik olarak icarlamış olsaydı, icare vacib olurdu. Çünkü icare sahih olmuştur ve onun üzerindeki ortaklık cereyanı, ica-reye mani olmaz.

Muhammed bin Seleme şöyle buyurmuştur:

Ortaklık icareyi gevşetir. Bunun şekli şudur:

Bir adam, diğerinden bir dükkan icarladıktan sonra o dükkanda yapılacak işe, dükkan sahibi ile ortak olurlarsa; Muhammed bin Seleme'nin fetvasiyle amel edilir. Ecrin ikisi de, —ondaki amel yönünden— düşer. Çünkü, ma' kudu aleyh, teslim edilmemiştir. Muhıyt'te de böyledir.

Bir kadın, evini kocasına icare verir ve hepbirlikte o evde, oturur-larsa, bu durumda o kadına icar verilmez. Bu, yemek pişirmek, ekmek yapmak için icare yerindedir.

Uygun olanı ise, bunun caiz olmasıdır. Fetâvâyi Kadîhân'da böyle zikredilmiştir. Esahh olan da budur. Kübrâ' da da böyledir.

Bir aylığına, evini, kocasına icara veren kadın, bu ev ile kocasını başbaşa bıraktığı halde, bu evi icarlayan koca, o evde bir ay bu kadınla beraber kalırlar ve bu müste'cir "Ben icar vermem; çünkü sen, beni ev ile başbaşa bırakmadın." derse, o zaman, yine icare yoktur. "Bazıla­rınca ise, ev kendi elinde olduğu için, icare vardır." denilmiştir. Muhıyt'te de böyledir.
En doğrusunu bilen Âllahu Teâlâ'dır. [37]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler