Başka Bir Yerden Gelip, Hakkı Olan, Yük Hayvanının Bedelini Almak İçin Müracaat Eden Şahsın Tescil İ

Sicil defterinin baş tarafına, bu da'vânın tamamı -da'vâlınm cevabına kadar- yazılır.

Sonra, da'vâcının "filan, filan şahitleri dinleyiniz. Ben onları şahit olarak getirdim." dediği de yazılır.

Ve sonunda şahitler dinlenir. Onlar: "Biz şehâdet ederiz ki: Bu yazı, Semerkant hâkiminin yazısıdır." O hâkimin adını, künyesini hükmü­nün tazammun eylediği ma'nayı ve hâkimin hayvanı söylenilen vasıf­larıyla hak sahibine verdiğini; bu tescilin hüküm mevkiinde oîan hâkim tarafından yazıldığını" söylerler ve: "Biz, onun Semerkant ve havali­sinin hâkimi olduğuna şahitlik ederiz." derler. Ve: Hükmü nafizdir." dive söyler.

Bu şahitler dinlendikten sonra, da'vâ mücelled divana yazılır.

Şahitlerin tezkiyeleri, adaletleri, şehâdetlerinin cevazı, şahitlerin filan ve filan oldukları beyan edildikten sonra, hâkini şöyle yazdırır: "Ben, üzerine şahitlik yapılan şahsın, müşteriden aldığı parayı vermemiş olduğunu, onu sözüyle anladım. Halbuki, ben sicilin sübutuna (yazının doğruluğuna) filan hâkimin hükmünün doğruluğuna, tazammun eylediği ma'naya, vasfedilen hükmün Semerkant ve havalisinde geçerliliğine ve onun hükmünün davalı ve davacıya tevcih edildiğine; verdiği parayı almaya gelen adamın haklı olduğuna; ahş-satış akdinin feshine; Buhârâ'da, hüküm meclisimde şu senenin, şu ayının, şu gü­nünde hükmeyledim." der. Ve da'vâ, böylece sonuçlanmış olur.

Şayet müşteri, o hayvanı başka birisine satmış olsaydı ve sonra da o müşteri, o hayvanla Semerkant'a gidip, onunla beraber, birinci müşteri ve ikinci satıcı olan adam da Semerkant'a gitmiş; o hayvana da ordd bir hak sahibi çıkıp, Semerkant mahkemesi, âdil beyyine ile, o hayvanı, iddia sahibine hükmeylemiş olsaydı, o müşteri, parası için, kendisine satan şahsa müracaat ederdi ve Semerkant hâkimi, Önceki müşterinin eline mahkeme kararının bir suretini vererek, "hayvanı ken­disine satan şahıstan, parasını almak için, ona müracaat etmesini'* emrederdi. Önceki müşteri de, o yazıyla birlikte Buhârâ hikimine başvurur ve ondan, "o hayvanı satandan, parasını almasını" ister, hâkim de aynı adamı huzuruna çağırır; o da, o yazıyı inkâr ederse; yazının isbatı gerekir ve hâkim hadiseyi olduğu gibi yazar. Ve "Satanı, alanı, parasını teslim-tesellümü; sonra da Semerkant'tan filan oğlu filanın geldiğini; da'vâhnın da onun getirdiği yazıyı inkâr eylediğini ve sattığı o hayvanın, kendisinin malı olduğunu söylediğini" yazar.

Semerkant mahkemesinde cereyan eden durumda hiç bir arıza olmadığından, Semerkant hâkimi, Buhârâ hakimine, "da'vâcımn haklı olduğunu, parasının alınması gerektiğini" açıkça beyanda bulunur. O adam, Buhârâ'ya gelerek, şahitlerinin dinlenmesi talebinde bulunur.
Bu da'vâ da önceki da'vâ gibi yazılarak tescil edilir. Yalnız, bu tescilde, "Semerkant hâkiminin,  ikinci  müşteriyi, da'vâcıya müracaat ektirdiği hükmü" de zikredilir. [78]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler