Ortak Kölenin Kitabet Akdi

Bir kimse, kendisi ile bir başkasının ortak bulundukları bir köleyi, ortağının izniyle mükâtep ederse, bu şöyle yazılır:

Bu adam, hindli ve belirli bir kölenin tamamını, yarı yarıya ona ortak bulunan ortağının izniyle, şu kadar bedel karşılığında, mükâ­tep eyledi.

Mükâtep, kitabet bedelini, o iki efendisine ödeyince, hür olur. "Ortağının izni, hissesini almasıdır." denir ve yazı tamam olur.

Bir adam, ortağının izni olmadan, kendi hissesini mükâtep yaparsa; bize göre, ortaklardan birinin izniyle kitabet akdi yapılın­ca, o kölenin tamamını mükâtep alır.

Bu İmâmeyn'e göre böyledir. Çünkü, onlara göre kitabet ayrılık (bölünme) kabul etmez. Bir kölenin yarısını kitabete bağlayınca, onun tamamı kitabete bağlanmış olur. O zaman, şöyle yazılır: "Filan zat, hindli kölenin tamamını ortağınmda izniyle mükâtep eyledi. (Bu so­nuna kadar yazılır.)

Şayet, ortağının izni olmaksızın, kendi hissesini mükâtep eder­se; o kölenin tamamını mükâtep eylemiş olur. Burda ortağının his­sesine de sahip olmuş olur.

İmâm Ebû Hanîfe (R.A.)'ye göre ise, kitabet tecezzi kabul eyledi­ğinden; bu kitabet, kendi hissesinde kitabet olur. Sonra bakılır: Eğer ortağının izni yoksa; bu durumda ortağının bu akdi feshetme hakkı vardır. Eğer onun izniyle yapmışsa, fesh hakkı olmaz.

Bir kimse, bu kitabet akdini, İmâm Ebû Hanîfe (R.A.)'ye göre yazdırmak isterse; şöyle yazdırır:

Filan oğlu filan, yarı hisse olan nasibinin tamamını, filanla or­tak bulunduğu filan köleyi, şu kadar bedel mukabilinde mükâtep eyledi.

Şayet mükâtip, (= kitabet akdi yapan efendi) o köleden, kitâbed bedeli olarak bir şey almışsa, susan ortağın onun yarısını alma hak­kı vardır. Her ne kadar, susan ortak izin vermemiş olsa bile bu böyledir.

Eğer izin vermişse yine böyledir. Ve, bu durumda yazılır: Ger-çekden ortağı hissesini kitabete bağlamaya ve kitabet bedelini teslim almaya izin verdi." denilir ve yazı tamam olur.

Kölenin tamamı bîr adamın olur da o, bu kölenin yarısını mükâtebe ederse; İmâmeyn'e göre, kitabet tecezzi kabul etmediğinden, yarısını mükâtep yapınca; tamamı mükâtep olmuş olur.

O takdirde: "Bu adam, filan kölesini mükâtep eyledi." diye yazılır.

İmâm Ebû Hanîfe (R.A.)'ye göre, kitabet tecezzi kabul eylediğin­den, bu durum yazılır: "Filan oğlu filan, hissesi olan yarı hisseyi, şu kadar dirhem karşılığında ve sahih bu kitabetle kitabete bağladı. Kitabet bedelini ödeyince, bu kölenin, yarısı hür olur." denilir. An­cak, "onun için, bir yol yoktur." diye yazılmaz. Çünkü, yarısı ken­disine âit değildir. Onu söylemeyi terk eder. Sonra da, diğer yazıyı yazar. Muhiyt'te de böyledir

Kölenin kalan kazancı, diğer efendisinin olur. Ona hizmet ey­lemez. Ofıun hakkında efendisinin mülküyet hakkı da yoktur. Eğer o bir câriye olmuş olsaydı, işi hâkime çıkarılırdı. Zahîriyye'de de^ böyledir.

Bu surette, mükâtep kitabet bedelini öderse; yarısı azâd edil­miş olur ve kitabet bedelinden beri olur.

Yazı da böylece tamam olur. Geride kalan yarı için, ayrı bir ya­zı yazar.

Bir baba, küçük oğlunun kölesini mükâtep ederse; bu şöyle yazılır:

Filan adam, küçük oğlu filanın kölesi filanı, (vasfederek) şu ka­dar dinar karşılığında (ki bu, o kölenin, o günkü kıymetidir.- Ne faz­ladır ne de noksandır.) bu küçük, kendi işini kendisi yapacak vasıf­ta değildir; ancak, babası, babalık hükmüyle onun işine bakmaktadır.

Yazı, edâ yerine gelince de şöyle yazar: Kitabet bedelini ödediği zaman azâd olunur. Velâ hakkından başka, ona kimsenin yolu ol­maz. Onun velâsı ise, sağlığında o küçüğe aittir. Sonra da vârisleri­ne aittir." denilir ve yazı tamamlanır.

Şayet vasî, yetimin kölesini mükâteb yaparsa, şöyle yazar: "Filan vasî, evindeki küçük oğlu filan, kendi işini kendisi ya­pamadığından, vasilik hükmüne müsteniden, o küçüğün kölesi fila­nı mükâtep eyledi. O köle gençtir; vasfı şudur. Onu, şu kadara kar­şılık —kitabet sahih olmak kaydıyla— mükâtep eyledi." der.

Babanın oğlu hakkındaki yazı nasıl tamam olursa; bu da öylece tamam olur.

Bir mükâtep, kendi kölesini kitabete bağlarsa; şöyle yazar: Filan mükâtep, kendi kölesi olan hindli filanı, şu kadar bedel­le, sahih olarak mükâtep eyledi.

"... Kitabet bedelini öder..." dediğimiz yere varınca ikinci mü-katep kitabet bedelini tamamen ödeyince hür olur. Onun velâsı ise, mükâtebin efendisine aittir. Bu efendi hayatta olunca böyledir. Ölünce de velayet hakkı, bu efendinin geride kalanlarına aittir.
îkinci mükâtep ödeme yapınca, birinci mükâtep hâli üzerine­dir. Şayet önceki mükâtep azad olduktan sonra ödeme yaparsa; o zaman, velâsı, hayatta iken onun olur. Ölünce de geride kalan vâris­lerinin olur. Mnhiyt'te de böyledir. [48]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler