Bir Üst Katın Satılması İşleminin Kaydı

Ma'kûdün aleyh, üst katta bulunan bir ev olur ve onun altı da, satın alan şahsın olmazsa, bu alış-veriş akdi (senedi) şöyle yazılır:

Müşteri, ondan (satıcıdan) evin üzerinde bulunan odayı (veya kışlık evin üzerinde olan odayı), satın aldı. Denir ve o yerin hududu yazılır. Üstün hududu yoktur. Ancak, evin hududu vardır. Çünkü, satılan ev, o yöndendir. Zira onun üzerini ikrar, onun hudududur. Üstün hududu yoktur. O yerin hududu olunca, üstün hududunu yaz­maktan müstağni olunur. O zaman, üstün tamamını almış olur. (Ve­ya, evin üzerinde bulunan bir odayı almış olur.) Alt hâriçte kalır.

Bu satışa, o odanın altı dahil olmaz.

"O odanın yolu: Rum ağacından yapılmış merdivendir girişin sağ tarafındadır." diye azılır.

Şayet o odanın etrafında, başka odalar da varsa; uygun olan, onun hududunu yazmaktır. Veya bir hududunu yazmak ve "bu oda, filanın odasıdır." demek; İkinci, üçüncü ve dördüncüyü de böyle yazmaktır.

İmâm Muhammed (R.A.), "üzerinde oda olan yerin kaç arşın ol­duğunu As! kitabında yazmamıştır.

Tahâvî de, şurûtunda yazmamıştır.

Hassâf, üstün enini boyunu yazmayı şart koşardı.

Necmüddin en-Nesefî'den de böyle rivayet edilmiştir. Böylece ara­larında niza' çıkmaz ve ait kat yıkılınca, hakkı zayi olmaz.

Bazı âlimlerimiz: "Üst katın arşınını yazmak gereklidir." bu­yurdular. Zira üst kat, alt kat kadar olabileceği gibi, ondan noksan da olabilir.

En uygunu, yıkılınca niza' olmasın diye, onun ne miktar oldu­ğunu yazmaktır. İkinci defa yapmak isterse, niza' oimaz. İmâm Mu­hammed (R.A.), Asi kitabında şöyle buyurdu: Hududunun tamamı yazılır.

Şurût ehlinin bazıları, İmâm Muhammed (R.A.)'in bu kavlini ka­bul etmediler ve şöyle dediler:

"Hududu ile demenin bir ma'nası yoktur. Zaten üst katın hu­dudu yoktur."

Fakat bu söylenti bir şey değildir ve alt katın olduğu gibi, üst katın da hududu vardır. Yalnız, üstün hududu, kitin hudûduyla bi­linir. Bu bakımdan da üstün hududunda istiğna vaki olur. Sonra da İmâm Muhammed (R.A.), oranın arsasını ve binasını yazardı.

Hassâf, bunu yazmaz ve: "Üst için arsa olmaz." O hava üzerin­de duruyor.

Görülmüyor mu ki, üst kat, teslim alınmadan önce yıkılsa, sa­tış bozuluyor. Ve görülmüyor mu ki, üst kat yıkılınca, onun yeri sa­tılsa caiz olmuyor. Onun yerini yazmakta ne fayda var. Onun yeri yok ki..." derdi.

Bize göre, bir şeyin yeri, onun üzerinde bulunduğu yerdir. Üst kat da alt katın üzerinde olunca, o alt kat, üst katın yeri olur. Bu yönden binasını, yerini yazmak caiz olur. Bu, üst katın tamamı, satıcıya ait alt katın üstünde olduğu zaman böyledir. Fakat, üst katın bir kısmı satıcının üstünde, bir kısmı da başkasının yerinin üstünde ise; o zaman, "üst katın bir kısmı, satıcının alt katının üstünde; bir kısmı da başkasının alt katının üstünde..." diye yazar ve her birinin miktarım belirtir.

Keza, o üst kat, aynı binada iki evin üstü olmuş olsa, şöyle ya­zılır: "Bir kısmı, yazlık evin üstünde; bir kısmı da kışlık evin üsdün-dedir." denir ve her ikisinin de hudutları ve ne miktar oldukları yazılır.
En doğrusunu Allahu Teâlâ bilir[61]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler