11- ŞÜF'A HAKKI İLE İLGİLİ YAZILARDA BULUNMASI ŞART OLAN HUSUSLAR

İmâm Muhammed (R.A.), d-Ani*da şöyle buyurmuştur:

Bir kimse, bir ev satın alıp, onun parasını da peşin ödeyerek evi teslim alır; bu evin de bir şefi'i olur ve o da şüf'a hakkını alır; evi satın alan şahıs da, bunu olduğu gibi yazdırmak isterse; nasıl yazdırır?

Bize göre şefi'in süf a hakkını alması, sahih talepten sonra olur.

Talep ise üç nevidir:
1-) Talebü'I-Müvâsebe;
2-) Talebü'l-İşhâd ve takrir,
3-) Talebü'l-Temlîk.

Şefi müvâsebe talebiyle talepte bulunur ve kendisi için hüccet olsun diye, onun yazılmasını isterse, o zaman şöyle yazılır:

Gerçekten filan, filandan, şu yerdeki, şu hudutlu evin tamamı­nı, şu kadar dirheme, sahih bir satın alışla satın aldı ve evi teslim alarak, parasını da peşinen ödedi. Bu evin şefîi olan filan şahsa, (onun şüf'aya istihkak sebebide söylenir.) Önceden, bu hudutlu evi, şu ka­dar paraya satıldığı haber verildi. Şefi'de akabinde; müvâsebe tale­biyle şüf'a hakkını talep etti ve hiç durmadan ve beklemeden, sahih bir taleple: "Ben, şu sebebden dolayı bu hudutlu evden şuf'a mı isti­yorum; dedi." denir ve bu yazı (senet) böylece tamamlanır.

Yazıda (senette) müşterinin adı ve satıcının adı yazıldı; halbuki burada, satıcının adı söylenmedi. Bu, bize göre caizdir. Çünkü, bazıda vali alımlarda, müşteri ve satıcı yabancı menzilindedirlef .Aneak, bazı âlimler: "Ev teslim oldukdan sonra, şüf'a alınır." buyurmuş­lardır. Biz, bundan kaçınarak, ikisinin adını da söyledik ve şefıin hak sahibi olma sebebini zikreyledik. Çünkü, âlimler sebeblerde, ihtilaf eylediler.

Bazılarına göre; şüf'a, kapılar sebebiyle olur; bazılarına göre ise; komşuluk sebebiyle olur. Bazılarına göre de; bitişiklik sebebiyle olur.

İmâm Safi, (R.A.)'ye göre, civar sebebiyle asla şüf'a hakkı sabit olmaz.

Bize göre, bir takım mertebeler üzerine şüf'aya hak sahibi olunur.
1-) Bir şeyde ortaklık sebebiyle şüf'a hakkına sahib olunur.
2-) Mülkün hukukuna ortak olmak sebebiyle şüf'aya hak sahi­bi olunur. Yol gibi...
3-) Civar (= komşuluk) sebebiyle, şüf'aya hak sahibi olunur.

En uygun olanı, şüf'a hakkını iyice açıklamakdir. Ancak böy­le olursa, hâkim, şüf'a hakkının başka bir sebep vasıtasıyla mahcub olup olmayacağını (- ortadan kalkıp kalkmayacağını) bilebilir.

Şüf'a hakkı, şefiin kendisine haber verilince, o talepte bulun­mazsa, —haber veren bir elçi ise— âdil olsun, fasık olsun; hür ol­sun, köle olsun; küçük olsun, büyük olsun (fark etmez) haber veri­lince, talepte bulunmaz ise (şüf'a hakkı ) sakıt ve bâtıl olur.

Hasan bin Ziyâd, İmâm Ebû Hanîfe (R.A.)'nin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

Satışı iki erkek veya bir erkekle iki kadın söyler (= haber verir) şüf'a sahibi de talepte bulunmazsa; onun şüf'a hakkı bâtıl (geçersiz) olur.

İmâm Mnhammed (R.A.), İmâm Ebû Hanîfe (R.A.)'nin şöyle bu­yurduğunu rivayet etmiştir:

Muhbirde, şehâdetin aded veya adalet gibi bir tarafı bulunur; şüf'a sahabi de talebte bulunmazsa; şuf'ası bâtıl olur.

İmâmeyne göre, hangi sıfatla olursa olsun, bir kişi haber verince, şüf a sahibi talepte bulunmazsa; —muhbirin (= haber verenin) doğruluğu zahir olunca— şiira hakkı bâtıl olur.

tşte biz, tevehhüm edicinin tevehhümü kalmasın diye Önce ha­beri yazdık.

Şayet şefie bir veya iki habercinin haberi ulaştığı hâlde, o teva­tür haber için beklerse; şüf*a hakkı batıl olur.

Önce haber verildiği hâlde talebte bulunmaz; sonra ikinci defa haber verilince o zaman talebte bulunursa; bu talebi sahih olmaz. İşte biz, bunu ortadan kaldırmak için: "şüf a talebi, beklemeksizin, saatinde yapılacaktır.'* diye yazdık. Çünkü âlimler, muvâsebe tale­binin müddetinde ihtilâf eylediler.

Zâhirü'r-rivayede, beklemeksizin (fevrî olarak) talebde bulun­mazsa, şüf ası bâtıl olur.

Hişâm, İmâm Muhammed (R.A.)'in şöyle buyurduğunu rivayet eylemiştir:

Şüf'a talebinin vakti, onu öğrendiği meclistir.

Şeyh Ebû'l-Hasan eLKerhî, bunu kabul eylemiştir.

Hasan bin Ziyad: "Üç gün bekler", buyurmuştur.

Bu, İbnü Ebî Leyla'nın kavli ve İmim Şafi'nin kavillerinden biridir.

Sonra, biz şöyle yazdık: Şüf a talebinin lafzı hususunda, insan­ların anlayabileceği hangi lafızla olursa olsun, onunla istek, murat oluyorsa işte o sahihdir. "Talep eyledim'*.: "İstiyorum." "Ben ta­libim." ve benzeri gibi sözler...

Muvâsebe talebinde, şahit edinmek gerekmez.

Keza, üç şeyden birinin hazır olması (satıcı, alıcı veya ev) mu­vâsebe talebinin sıhhati için şart değildir.

Sonra, muvâsebe talebi yapılınca, şahit edinme ve takrir talebi­ne ihtiyaç vardır.

Bu, talebin sıhhatinin şartı, talebin, satıcının veya satın alan şah­sın yahut satın alınan şeyin yanında olmasıdır. Bu talep, kendisine muhtaç olunan taleptir.

Müvâsebe talebi sırasında bunlardan birisi olmaz fakat müvâ-sebe talebi bunlardan birinin yanında olursa; o kâfi gelir, Temlik ta­lebi hariç, diğer taleblere ihtiyaç da yoktur.

Bu talebin müddeti, bu üç şeyin, birinin huzurunda temek-kün sebebiyle mukadderdir.

Şayet temekkün olduğu hâlde talep olmazsa, şüf a hakkı bâtıl olur.

Talepte, şahit edinmek lâzım değildir. Hatta, şahit dinletmese de, hasmı itiraf eylese; bu talebe kâfi gelir.

Uygun olanı ise, bu talep o eşyadan biriyle ve onlardan en yakı-myla olmaktır. Bu, şüf a kitabında böyle zikredilmiştir.

Eğer şefi, şahit talep ederek, yazıyı daha da kuvvetli eylemek isterse, öylece "filan, filandan satın aldı." diye baştan sona kadar yazılır. Sonra "filana (ya'ni şefia)", bu hudutlu yerin, şu bedelle sa­tıldığı haber verildi. Şefi, o saatte —söylediğimiz gibi— müvâsebe talebiyle şüf'a talebinde bulundu.

Sonra da tehirsiz ve takrirsiz, şahit ve takrir talebinde bulundu­ğu yazılır.

En doğru olanı, talebi satıcının ve müşterinin yanında yapması­dır. Çünkü âlimler bu hususta ihtilaf eylemişlerdir:

İbnü Ebî Leylâ: Şefi', satıcıdan, teslimden önce, da'vâdan sonra, şüf'a hakkını alır." buyurmuştur.

İmâm Şâfi (R.A.) ise "Her iki halde de müşteriden alır." buyurmuştur.

Bize göre satıcı ile da'vâ, teslimden öncedir. "Onlardan alır." sözünün yazılması, ihtiyattır.

Sonra şefi' da'vâlmm teslimine müsâade ederse, iş biter. Eğer teslimden kaçınırsa, o takdirde şefi', da'vâyı hâkime çıkarıp, şüf'asi sebebiyle, mülküyetini kendisine hükmetmesini ister.

Şefi, kitabın (yazının—senedin) tevsikini isterse; bu İmâm Muhammed (R.A.) e göre şöyle yazılır:

Bu yazı (- senet), filan oğlu filandandır. (Yani müşterîden-dir). Filan oğlu filan içindir. (Ya'ni şefi içindir.) Gerçekten ben, fi^ lan'oğhı filandan, şu yerde olan, şu hudutlu yeri, şu kadar bedelle satın aldım." denir ve satın alma hikâyesi böylece tamamlanır.

Sonra da "Sen ortaklık sebebiyle (veya karışıklık sebebiyle ya­hut komşuluk sebebiyle) şefi' oldun. Bu yerin satış haberi sana ula­şır ulaşmaz, müvâsebe talebiyle talepte bulundun ve şahit dinletme talebinde bulundun." der.

Her ikisi de söylediğimiz gibi yazılır.
"Talep sahihtir. Şüf'a hakkının sana tesliminin hükmünü icab ettiriyor ve şüf'a sebebiyle sana verilmesi gerekiyor. İşte bende onu sana veriyorum." der ve yazıyı böylece tamam eder. [106]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler