Alış - Veriş İçin Umumî Vekâlet

Alış-verişte bir şahsa umûmî vekâlet verileceği zaman, vekâlet-nâme şöyle yazılır:

"Filan, filanı söylenen hususların tamamında vekil tayin etti." denilir ve o şey vasfedilir. Ve şöyle yazılır:

Sahih ve caiz bir vekâletle, satmak ve satın almak için bu vekil; müvekkilin bütün mallarına, bütün emlâkine, satımı caiz olan bü­tün varlığına, (altından, gümüşten, elbiseden, araziden, köleden, hay­vandan, eşyadan, akardan, gelirlerden, ölçülenden, tartılandan ve müvekkilin sahibi olduğu —bunların dışında— neyi varsa hepsinden) vekil olduğu günden itibaren, az çok ne varsa cümlesinin satımına alımına ister müşaen (= taksim edilmemiş); ister taksim edilmiş ol­sun; ister toplu ister dağınık bulunsun, ne zaman ve nasıl isterse (is­tediği sınıf mallardan; meyvelerden araziden ve başkalarından) sa­tar ve bedelini alır; sattığını teslim eder ve bunların tamamını kendi reyi ile yapar. Taksimsiz olsun, taksimle olsun, toplu olsun, dağınık olsun bütün malları dilediği gibi, dilediği yerde, dilediği zaman ken­di reyi ile satar ve satın alır. Bu işleri ister peşin, ister vadeli olsun kendi reyi ile yapar. Dilediği şahsı vekil tâyin eder; istediğim azle­der. Nasıl ve ne zaman dilerse dilediğini yapar. Tekrar tekrar mü-, vekkili için teslim alır ve her ne alırsa, satın aldığı şeyin parasının tamamını müvekkilin malından öder. İsterse kendi şahsî malından öder. Sonra da onu müvekkilden geri alır.

Müvekkil, vekile bu vasfedilenlerin tamamını yapması için izin verir. Vekil de bunları şifahen (= yüz yüze) aynı mecliste kabul ey­lemiştir. Zehiyre'de de böyledir.

Bir kimse, başka birini her şeyine vekil yapmak isterse; vekâlet­nameyi şöyle yazar:

Filan, filanı, bütün malım muhafaza için vekil eyledi. O kimse, araziden, evlerden, akarlardan, gelirlerden, eşyalardan, kölelerden, kablardan ve diğer mallardan, gelir getireceklerin gelir getirmesine; tamire muhtaçların imarına bakar. İcara verilmesi gerekeni icara verir. Musalaha yapılması gereken ile musalaha yapar. Düşmesi gerekeni düşürür; ibrası gerekeni ibra eder; te'cili gerekeni te'cil eder. Muhiyt'te de böyledir.

Bu vekil, havale edilmesi gerekeni havale eder; rehin konul­ması gerekeni rehin kor ve dilediğini yapar. Zahiriyye'de de böyledir.

Bu vekil, ticârete ehil gördüğü kimseyi filanın bütün malına ortak eder. Üzerinde müvekkilin, hakkı bulunan şahsı da'vâ eder. İnsanlarda olan haklan alır.
Bu vekilin yaptığı bu işlerin tamamı caizdir. Muhiyt'te de böyledir. [140]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler