2- AVLANAN ŞEYE MÂLİK OLMAK

Av, ancak yakalamakla sahip olunan şeydir.

Yakalamak (= tutmak) iki nevidir:
1-) Hakikaten tutmak;
2-) Hükmen tutmak.

Hakikaten yakalamak açıktır, bellidir.

Hükmi tutmak: Av için kullanılan bir âlet ister. îster av maksadıy­la konsuü, İster başka maksatla konsun farketmez.

Hatta bir adam, balık ağını suya bıraksa, ona yakalanan balık, onun malı olur. Çünkü ağ, av maksadiyle yapılmıştır.

Bir adam, tuzağını kurup, ona bir av düştüğünde, başka bir adam da, —o av boşanıp uçmadan önce —gelerek, onu yakalasa; işte bu av önceki adamındır.

Şayet ikinci adam, o hayvan tuzaktan boşanıp uçtuktan sonra, ya­kalarsa; o zaman, o av ikinci adamın olur. Kübrâ'da da böyledir.

Eğer tuzağın sahibi, avını aldıktan sonra, bu av, ondan boşanıp kaçar ve ikinci bir adam, onu yakalarsa; bu durumda: o av, yine birinci adamındır. Çünkü, —onu almak sebebiyle, o, onun mülkü olmuştur. O avın kaçması kölenin kaçması veya devenin kaçması gibidir. Bu hâl onun öncekinin mülkünden çıkmasını gerektirmez. Serahsî'nm MuhıytT-nde de böyledir.

Hâkim Şehîd müntekâ'da şöyle buyurmuştur:

Bir adam, kendine ait bir yerde, içine balık düşsün diye-, bir yer ha­zırladığında, su taşarak, oraya balıkları getirdikten sonra, bu su çekilir veya azalır ve balıklar, o adamın hazırladığı yerde kalırsa, bu balıkları, başka birinin almaya hakkı olmaz. O balıklar, o yeri hazırlayanındır.

Kim oradan bir şey alırsa, onu ödemesi gerekir.

Şayet su çok fazla olur da, avlanmaksızin, bu balıkları o yerden alma imkânı olmaz; başka birisi de gelerek, o yerden balıkları avlarsa, işte o vakit, balıklar o yerin sahibinin değil, avlayan adamın olur. Zehıy-re'de de böyledir.

Bir adam, balık ağını suya biraksa, başka birisi de oltasını atsa, bir balıkta ağa girse ve oltaya takılsa; balık ağ sahibinin olur. Gıyâsiyye'de de böyledir.

Bir adam oltasını suya attığında, ona bir balık takılsa, o balık, onun olur.

Şayet balığı çıkarmadan, oltanın ipi koparsa artık bu şahıs o balı­ğa sahip olamaz. HaUsa'da da böyledir.

Bir adam, tarlasına bir çukur kazdığında, orayada bir av hayva­nı düşer; bir başka adam da gelerek, onu ordan alırsa; bu hayvan, onu alanın olur.

Eğer tarlasına çukur kazan adam, o çukuru av düşsün diye kaz-mışsa, o zaman, bu hayvan, çukuru kazanın hakkıdır. Fetâvâyi Kâdihân'-da da böyledir.

Bir adamın tarlasına, bir av kuşu yumurtlarsa; bu yumurta, tar­la sahibinin değil, —yumurtayı bulup alan şahsın olur.

Bu, yer sahibinin o yumurtadan uzak olduğu zaman böyledir. Eğer o yerin sahibi, elini uzatınca, o yumurtayı alacak kadar ya­kında ise, yumurta o yerin sahibinin olur. Zebıyre'de de böyledir.

Bir adam, onunla —av avlamayı kasdetmeden bir kuyu kazar; oraya da bir av hayvanı düşer; başka bir adam, da gelerek, onu alırsa; şayet kuyunun sahibi, —elini uzatınca alacak kadar, —o hayvana ya­kınsa; bu hayvan, kuyu sahibinin olur. Muhıyf'te de böyledir.

Uyun'da şöyle yazılmıştır: Bir av hayvanı gelerek, bir adamın evine girer; ev sahibi de kapıyı o hayvanın üzerine kapatıp, onu avlamayı ni­yet ederse, bu hayvan, onun olur.

Eğer ev sahibi kapıyı kendi kapatmaz da, başka birinin söyleme­siyle kapatırsa, o hayvan kendinin olmaz; kapıyı kapattıranın olur.

Bir adam, tuzağını kurduğunda, ona bir hayvan düşer ve o ça­balarken boşanır, sonra da başka bir adam onu yakalarsa, bu hayvan, yakalayanın olur.

Şayet tuzak sahibi avını almak için gelip, yaklaşır ve o sırada da hayvan kurtulur ve onu, bir başkası alırsa, —bu hayvan alanın değil —tuzak sahibinin olur.

Av köpeğinin ve avlayıcı şahin doğan gibi hayvanların avladıkları da böyledir. Zahîriyye'de de böyledir.

Bir adam, şehirde, ayaklarında küçük zil bulunan bir şahin, do­ğan veya benzeri bir hayvanı yakalarsa, bu hayvan, sahibine geri veri­lir; yakalayan şahsın olmaz.

Boynunda kılâde bulunan geyik de böyledir. Bu da, onu tutanın olmaz; sahibine aittir. Şehirde olan, ev güvercinleri ve benzeri hayvan­lar, —vahşi olmadıkça —yakalayanın olmaz,

Bir adam, başkasının hamamının üzerine bir güvercinlik yaptı­ğında; güvercinler, oraya yuva yaparak, orada yavru çıkarırlarsa, onla­rı, o adamın alması helâl olmaz. Çünkü o yavrulara, aslına sahip ol­makla, sahip olunur. O yavrular buluntu hükmündedir.

Şayet bunu yapan zat fakir ise, ihtiyacı miktannca ondan yemesi helâl olur.

Şayet zengin ise, uygun olanı onu fakire tasadduk eylemesidir.

Sonrada ondan satın alarak, onu yemesi uygun olur.

Şemsü'I-Eimme, böyle yapardı. Ve güvercin etini yemeyi çok severdi Mebsftt'ta da böyledir.

İbnti  Sem&a,  İmam  Muhamraed  (R.A.)'in  şöyle  buyurduğu! nakletmiştir:

Bir adam, ava atacağını attı. Ve av, bir müddet bayıldı; sonra a; di ve kuş uçtu ve ona, başka birisi atacağını attı ve bayıldı, onu da bi aldı; bu durumda o kuş, alanın olur. Eğer önceki adam, onu baygın linde almış olsaydı, o zaman, kendisinin olurdu. Bu zahirdir.

Bir adam, ava attı ve onu yaraladı; o hâlde, ona yetişmeyede gücü yetmedi; av bir müddet bekledi; sonra, ondan uzaklaştı; sonra da, o ava başka birisi attı ve varıp o avı aldı; işte bu takdirde av, birinci vuranındır. Zahîriyye'de de böyledir.

Bir adam okunu ava attı; ok ona isabet eyledi ve onu yavaşlattı; sonra da ona başka birisi okunu attı; o ok da isabet eyledi ve av öldü; ikinci oktan öldüğü bilinsin veya bilinmesin, artık o av, helâl olmaz. Fakat, bu avın birinci ok sebebiyle ölmüş olduğu bilinirse; o zaman he­lâldir. Hızânetü'I-Müfün'de de böyledir.

Bir adam, okunu ava atsa; o da isabet eylese; fakat avı yavaşlat-masa; arkasından ikinci bir adam daha okunu atsa ve avı öldürse; işte o, avın eti yenir. Ve bu av, ikinci adamın olur.

Fakat, birinci adamın okuyla av yavaşlar da, ikincisi okunu atar ve onu öldürürse; işte o zaman, av birincinin olur; fakat, eti helâl olmaz.

Bu hâl, avın, birinci adamın okundan kurtulması halindedir; böy-lece ikincinin atışı, ona izafe edilmiş olur.

Fakat, av, birincinin okundan kurtulamayacak ve boğazlama za­manına kadar yaşayacaksa; helâl olur.

Şayet birinci adamın oku, o avı boğazlamaya imkân bırakmaya­cak hâlde yaralamaz da, bir gün veya daha az yaşayacak şekilde yarala­yacak olursa; İmam Ebû Yûsuf (R.A.)'a göre, —bu av, ikincinin oku se­bebiyle —haram olmaz. Çünkü, ona itibar edilmez.

İmâm Muhammed (R.A.)'e göre ise, bu av haram olur. Çünkü bu ka­dar zamana itibar edilir.

Cevap: ikinci atan, o avın bedelini noksansız olarak birinci adama öder. Bu da, avın ikinci atanın okuyla öldüğü bilindiği zaman böyledir.

Şayet avın, her iki yara sebebiyle öldüğü bilinirse, o hâlde, ikinci atan, avın yaralanmış hâldeki kıymetinin yarısını öder. Çünkü ölüm, ikisinin de yaralaması sebebiyle hasıl olmuştur Kâfî'de de böyledir.

İkinci atan şahıs, birincinin oku isabet etmeden önce atar ve avı öldürürse; o avı yemek haram olmaz. Tazminat da gerekmez.

Şayet av, birincinin okunun isabetinden sonra, uçar da, o zaman, ikinci atar ve onu öldürürse; bu av ikincinin olur. Ve, onun, onu yeme­si helâl olur. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

İki adam, bir ava aynı anda oklarım attıklarında, onlardan biri­nin oku, diğeiinden önce isabet etse ve onu yavaşlatsa; sonra da diğeri­nin oku isabet etse, o av, birinci isabet sahibinin olur. Her ne kadar, okları beraber atmış olsalar da, bu böyledir.

ikisinin oku da aynı anda atılır ve ikisi birden isâbçt ederse; işte o zaman, av ikisinin olur.

Mülküyet hakkında isabet vaktına itibar edilir; atılma vaktine iti­bar edilmez.

Helâl olup olmaması hususunda ise, okun atılma zamanına itibar edilir. Zahîriyye'de de böyledir.

Eğer, önce ok atan şahsın oku, ava isabet edip, onu yavaşlatır; ikinci ok atan şahsın oku da isabet edip onu öldürürse; İmam Ebû Yûsuf (R.A.): *'Bu durumda av, birinci adamındır; eti de yenilir.*' buyurmuş­tur. Tatarhâniyye'dc de böyledir.

Bir adam, bir ava okunu attığında, ikinci adam da o ava okunu atar ve ikinci adamın oku, birincinin okuna isabet ederek, ava onunla birlikte isabet eder ve bu iki ok, o avı yaralayarak öldürürse, duruma bakılır: Eğer ikincinin oku olmadan, birincinin oku ava yetişemeyecek halde ise, av ikinciye âit olur. Çünkü avı yakalayan odur. Şayet ikinci adam, mecûsi veya ihramh birisi ise, bu av helâl olmaz.

Eğer ilk atanın okunun, —ikincinin oku olmadan—, bu ava yeti­şeceği bilinirse, o takdirde, av birincinin olur. Çünkü o, avı yakalamakda Öne geçmiştir.

Şayet bu durumda da, ikinci adam ihramh veya mecûsi olursa, is-tihsânen, o avın eti yenilmez. KâfPde de böyledir.

Müntekâ'da,   İmam   Muhammed   (R.A.)'in   şöyle   buyurduğu zikredilmiştir:

Bir adamın evine veya avlusuna bir geyik veya yabanî bir eşek gi­rer ve bu eşek avlanmadan yakalanırsa, o, o yerin sahibinindir. , Balık için hazırlanan havuz da böyledir.

Bu cevap, Ad kitabındaki cevaba muhaliftir.

AsPda: Bir adam, köpeğini bir ava gönderdiğinde, köpek o avı ko­valayarak bir başkasının evine sokarsa, bu av, köpek sahibinin olur.

Keza, bir kimse, avı sıkıştırarak bir adamın evine girdirirse, o av, onu sıkıştıran şahsın olur. Çünkü onu muzdar kılmış ve yakalamış sa­yılır. Zehıyre'de de böyledir.

İmâm EbÛ Yûsuf (R.A.) şöyle buyurmuştur: Başkasının evinde avlanan av, avcınındır.

Ejğer ev sahibi ile ihtilâfa düşerler ve ev sahibi: "Onu, ben senden önce yakaladım." der; avcı da bunu inkâr ederse, bu durumda ev sahi­binin sözü geçerlidir. Zahîriyye'de de böyledir.

Asi kitabında şöyle buyrulmuştur:

Bir adam, başka birisinin kanalından balık avlarsa, balık avlaya­nın olur.

Havuz da böyledir.

Yalnız, havuz, suyu boşaltılıp, balığı kalacak durumda ise, o za­man o havuzdaki balıklar havuz sahibinindir. Mnfaıyt'te de böyledir.

Mantekâ'da İmâm Mahammed (R.A)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

Arılar, bir adamın yerine yuva kurar ve oradan bal çıkarsa; o bal, yer sahibinin olur. Başka birisinin o balı almaya hakkı olmaz.

Bu av hayvanının yumurtasına benzemez. Bal av değildir. Ve kati­yen av olmaz.

tmfcn EbÛ Yûsuf (R.A.)'un şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Bir adam, an kovanlarını bir yere koysa da; arılar, oralara bal yap­salar; bu ballar da kovan sahibinin olur. Zehıyre'de d eböyledir.

MüHekıt'da şöyle zikredilmiştir:

îki adamdan birisinin erkek, diğerinin de dişi olmak üzere birer gü­vercinleri olsa; yavrular dişi, güvercinin sahibinin olur. Tataifcteiyye'de de böyledir.
En doğrusunu bilen Allahu Teâlâ'dır. [5]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler