7- AVLA İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER

Bir adam bir his duyar ve onu av zannederek köpeğini gönderir; köpek de bir ava isabet eder; sonra da avcının hissettiğinin bir adam veya bir sığır, bir koyun olduğu belli olursa; işte o av yenmez.

Keza, bir his işitse de onun av hissi olduğunu bilmese; kalbinde şek olduğundan, şek ile de sıhhat sabit olmadığından, o avın yenilmesi caiz olmaz.

Şayet duyulan sesin av sesi olduğunu zannederek, köpeğini yollar; o ses de yenilen veya yenilmeyen bir av sesi olur; köpek de daha başka bir ava rastlayıp, onu avlarsa; işte onun yenilmesi helâl olur.

Bir avcı, duyulan sesin insan sesi olduğunu zanneder; sonra da av olduğu meydana çıkarsa, o av helâl olur. Çünkü, onun zannına —av taayun edince —itibar edilmez. Hidâye'de de böyledir.

İmâm MüDtekfi'da şöyle buyurmuştur:

Gece bir ses işiten kimse, onu insan veya hayvan yahut yılan zan­nederek ona okunu atsa; oku da bir ava isabet ederek onu öldürse; o yenmez. Çünkü o, okunu av kasdiyle atmamıştır.

Sonra da İmâm şöyle buyurmuştur:

O av helâl olmaz; ancak, şu iki cihetle helâl olur: Okunu av kas­diyle atarsa, yenir. Attığı o şey ister eti yenen olsun, isterse olmasın müsavidir.

Bu, Hidâye'de söylenene zıd düşmektedir. Doğru olan da budur. Çünkü insana atılan ok av için atılmamıştır. Ona itibar edilmez ve o av olmaz. Tebyin'de de böyledir.

Bir adam, köpeğini, ağaç veya insan zannettiği bir şeye gönder-iiği hâlde, o şey av olur ve köpek onu yakalarsa; o yenilir.

Muhtar olan budur. Bu durumda, köpeği, o ava göndermiş oldu­ğu meydana çıkmıştır. Av zanniyle yollar; o da av olmaz ve bu köpeğe başka bir av gösterilir. Köpek de onu yakalayıp öldürürse; onun eti yen­mez. Gıyâsiyye'de de böyledir.

Nevâdir'de şöyle zikredilmiştir:

Bir avcı, okunu, geyiğe veya kuşa attığında, o ok, başkasına isabet eder; avcı da o vahşîmidir ehlimîdir bilmeden ona giderse: o avın eti yenir.

Avda aslolan, onun vahşî olmasıdır.

Firar edip, vahşîleşen hayvan da vahşî gibidir.

İmâm Muhammed (R.A.) şöyle buyurmuştur: Önce av sandığı hâlde, sonra ekseri re'yi onun av olmadığı şeklinde olursa; bu şahsın isabet ey­lediği helâl olur. Çünkü önceki reyi avdı; ve bu onun sayd (= av) olma­dığını bilse bile asıl hükmündedir.

Bir avcı, bağlı olan bir geyiğe, —av zanniyle —okunu attığında; o ok başka bir geyiğe isabet ederse; o yenmez. Çünkü bağlı geyikte av vasfı kalmamıştır.

Keza, bir avcı köpeğini, bağlı olan ava gönderdiğinde, o köpek başka bir avı yakalasa, o da yenilmez.

Keza, bir avcı, terbiye edilmiş kaplanını, bir file yolladığı hâlde; o, bir geyik yakalasa; bu geyik de yenilmez.

Bir avcı, okunu balığa veya çekirgeye attığı hâlde, ok bir ava isa­bet eylese, İmâm Ebû Yûsuf (R.A.)'tan, bu hususta iki rivayet vardır. Sa­hih olanı, o av yenir. Seraha'nin Mobıyü'nde de böyledir.

Asıl olan, ehli bir hayvan vahşileşir ve kişi onu boğazlamaktan aciz kalırsa; ıztırârî zekâtla (yâni avlanıp, av gibi vurulmakla) helâl olur. Zahîriyye'de de böyledir.

Atılan ok, hayvanın buynuzuna isabet ettiğinde eğer kan akıt-mışsa, yenilir; değilse yenilmez. Tahâvî Şerhı'nde de böyledir.

Bir avcı, ava kılıcını atar; o da, avın bir yerini keserek öldürür­se, o avın tamamı yenir.

Ancak, aslından ayrılan parça yenmez.

Şayet uzuvdan ayrılmaz ise, o da yenir.

Eğer kesilen uzuv, deriye takılı ise, ittisalide mümkün değilse, işte o da ayrılmış parça gibidir. Böyle olmaz ise tamamı yenir.

Şayet, kılıç, hayvanı uzunlamasına yarı yarıya keserse, tamamı ye­nir. Artık, o avın yaşaması tevehhüm edilmez. İşte bu boğazlama yerindedir.

Eğer üçte birisi baş tarafından —kesilirse tamamı yenir.

Eğer kuyruğu tarafından üçte biri kesilmişse, işte o ayrılmış parça­dır; yenmez. Baş tarafta olan, üçte iki yenilir.

Kuyruk tarafında olan kesilmiş üçte bir yenmez. Çünkü boğazla­nacak mahal yarısından boynuna kadardır. Zira evdac denilen damar kalpden dimağa kadardır. Kuyruk tarafındaki üçte bir ise, kesilmekle zebh tamam olmaz. Evdec kesilmiş olmaz.

Baş tarafta olan üçte bir buna mahalifdir. Çünkü, orda evdacı kes­mek vardır, işte onun için yenilir.

işte bunun için yandan kesilirse, boğazlama fiili tamam olmuş olur. Evdecın kesilmesi, sebebiyle de tamamını yemek helal olur. Fetâvâyi Kâ-dîhân'da da böyledir.

Kılıç, ava değer ve onun başından bir parçası kesilip ayrilırsa; eğer kesilen ve ayrılan parça, başın yarısından az ise, o parça yenilmez. Çünkü, o hayvanın yaşaması muhtemeldir. Eğer kesilen yer, başın ya­rısı veya daha çoğu ise, tamamı yenir. Muluyt'te de böyledir.

Bir adam, bir koyun boğazladığında, onun boynunu ve damar­larını kesse; yalnız koyunda hayat varken o adam o koyundan bir par­çasını kesip koparsa; o parça helâldir. Tatarh&niyye'de de böyledir.

Bir adam, başkasının muallem olan köpeğini veya aveıl kuşunu öldürürse; onun kıymetini ödemesi gerekir,"

Başkasının kedisini ve söylediğimiz şeyleri öldürürse, onu da taz­min eder.

Öğretilmiş köpeği, birine hibe etmek (= bağışlamak) ve vasiyyet etmek bi'Mcma caizdir. Muhiyt'te de böyledir.

Bir kimse, sultan tarafından verilen bir sahayı kabul ettiğinde, orada olan avları başkası avlasa; o av, avlayanın olur. Sirâciyye'de de böyledir.

İmâm "Bir şahini, sağ olan bir kuşla ta'lim eylemek mekruhtur. O kesilmiş hayvanla öğretilmelidir." buyurmuştur. Zehıyre'de de böyledir.

Bir ihramlı ile ihramsız bir kimse müştereken ok atsalar, okların isabet eylediği av yenilmez; helâl olmaz. Mebsot'ta da böyledir.

Bir müslüman, yayını çekmekten âciz olur ve ona yayını çekmekte bir mecüsi yardım ederse; o avın yenilmesi helâl olmaz.

Bura'da, avı haram edenle, helâl edenin birleştikleri için, böyledir.

Şayet, mecûsî, müslümanın elinden tutar da; bıçak müslümanın elin­de olduğu hâlde, bir hayvanı boğazlarsa; o da yenilmez. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.

Avı bırakmak helâl olur mu? Üstadımız, Siyer-i Kebir'den naklen şöyle buyurdu:

Mutlak irsal, helâl olmaz. Fakat "Kim alırsa, ona mubahtır." di­ye salıverirse, bunda da bilginlerin ihtilâfı vardır. Fetâvâyi Suğrâ'da da böyledir.
En doğrusunu bilen, Allah'dır. Dönüş de ancak onadır. [10]
[1] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/297.
[2] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/297.
[3] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/297.
[4] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/297-298.
[5] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/299-304.
[6] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/305-308.
[7] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/309-319.
[8] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/320-322.
[9] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/323-325.
[10] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/326-329.

Anasayfaya dön Kapak Sayfası
Sadakat.Net © İslami web hizmetleri


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler