Edirne Olayının Nedeni


Sultan 2. Mustafa'nın tahtını kaybetmesinde önem taşıyan müessirlerden birinin şeyhülislâm Feyzuîlah efendinin taksi­ratını görmek durumundayız. Ancak işin başka bir tarafını da belirten Mustafa Nuri Paşa'nm meşhur "Netayic ül Vukuat" adlı eserinin 23. sh. den şu alıntıyla sayfalarımızı süsleyelim: ". şeyhülislâm efendinin, ilmi makamları ve rütbeleri kendi çocuklarına ve yakınlarına vermesinden dolayı, bu meslek­ler de çalışanların gönülleri kırılmış ve gücenmişlerdi. Daha Önce kî zamanda, Sufi'ler (mistikler) <bize göre erbab-ı ta­savvuf. M. H> hakkında ihanete cesaret etmiş bulunan Vâni Mehmed efendinin damadı olmasıyla şeyh efendilerde onun (Vâni Mehmed ef. dinin) soyunun sopunun azılı düşmanı kesilmişlerdi. Öyle ki aşağıda anlatacağımız olayın ortaya çıkmasında rahmetli Vâni Mehmed ef. dinin iki oğlu, onbeş yıldan beri Bursa yakınlarında, babalarının yaptırmış olduğu camiin yakınındaki çiftliklerinde oturmakta ve devlet görevi almaktan çekinmiş bulundukları halde, bu olayda bunlarıda oradan getirtip öldürdüler. Sözde bu masum kişileri Öldür­me yolu ile Vâni Mehmed ef. diden öc almış oldular." Böyle­ce zahide bâtın uleması arasındaki sessiz mücadele, zaman­la böyle sıkıntılara ve kanlı intikamlara varmıştır. Bizim yu­karıda Rami paşanın Edirne'de Rumeli ve Anadolu askerin­den müteşekkil bir ordu tanzim ettiğini belirten, ancak askeri liderlerin gizlice haberleşerek ittihad eylediklerine dair yaz­dıklarımızda kaynağımız Sadrazam Kâmil Paşa'nın "Tarih-i Siyasiye" adlı kıymetli eseridir. Yine kıymetli eserlerden "Ne-tayic ül Vukuaf'ın kıymetli yazarı Mustafa Nuri Paşa, İstan­bul'dan yola çıkan kuvvetin sayısını yirmibin civarında gös­termekte ayrıca buna zamimeten İstanbuldan gelenlere karşı çıkmakla Rami paşa tarafından görevlendirilmiş olan, Kâmil Paşa'ya göre seksenbin kişi civarındaki kuvvet, Nuri paşanın eserinde, padişahın yanında pek az sayıda bir askerle Haf-sa'ya geldiğini ve yanmdakilerin İstanbul'dan gelenlere katı­lıp, padişahı yalnız bıraktığını padişahında ister istemez, Edirne'ye döndüğünü belirtiyor. Bu mübayenet esasa önemli tesirde bulunmuyorsa da işde rol sahiplerinin yanlış tanım­lanmalarına yol açmak bakımından mahzur taşıdığını teslim etmek durumundayız.
Netayic ül Vukuatta; 2. Sultan Mustafa'nın taht'tan indiril­diği tarih,  1115/rebiyülahirin/3. günü-23/ağustos/1703 ola­rak gösterilmektedir.  1115/rebiyülahirinin 3. günü-1 703/se-nesinin/ağustos ayının 17. günü olan cuma gününe müsadif­tir. Yine Netayiç'de, 23/ağustos/1703'de taht'tan indirilme­sinden, 140 gün sonra vefat ettiği yazılıdır. Bahse konu eseri osmanlıcadan sadeleştiren Neşet Çağatay, Sultan 2. Musta­fa'nın 30/aralık/1703 günü öldüğünü ifade ederek 23/ağus-tos/1703'de taht'tan indirildiğine göre ölümü 140 değil, 129 gün sonra vukubulmuştur demektedir. Şimdi bize kalırsa 17/ağustos, rebİülahirin 3. gününe denk gelen günü teşkil ettiğinden, o sıralarda tarihler kesinlikle hicri tarih olarak ka-ale alındığından, aradaki fark burada miladi tarihe dönüştür­me sırasında yapılıyor kanaati ağır basıyor. Şimdi 17 ağusto­su baz alırsak, 30/arahk da, vefat tarihi olarak kabul edillin-ce 135 gün sonra vefat vukubulmuştur diyebiliriz. Neşet bey 23/ağustosu baz aldığından, 30 arahk'a kadar geçen dönemi 129 gün olarak hesaplıyor. Demekki, Netayic üi Vukuat'ta Nuri paşa 140 gün diyerek 30/aralık 1703 tarihini ölüm tari­hi olarak kabul etmemiş demek mümkün olur. Çünkü, ese­rinde şu gün vefat etti dememektedir. Clzunçarşılı, 1115/şa-ban/20-29/ocak/1704 diyor.


Eser: Büyük Osmanlı Tarihi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Büyük Osmanlı Tarihi

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler