Kölenin  Öldürmesi Veya Öldürülmesi Hakkında Bir   Fasıl

Bir müdebberv«yâ ümm-ü veled, yanlışlıkla (hatâen) bir cinayet İşlediğini ikrar etse, ikrarı caiz olmaz ve bunların hiç birine bir şey lâzım gelmez. Musannif, mükâtebi" zikretmemiştir, çünkü O'nun hük­mü «Kitabet Bölümü» nde geçmiştir.                                             

Âzâd edildikden sonra bile ikrar etseler, yine onlara bir şey lâzım gelmez. Çünkü, onların yanlışlıkla işledikleri cinayetin mu'cebini efen­dileri yüklenir. Bunların ikrarı ise, kendi aleyhlerine geçerli değildir.
O cinayetin beyyine ile isbâtınâan sonra, o müdebberin veya ünım-ü veledin efendisi diyetten ve kıymetten en az olan miktarı öder. Nite­kim rivayet edilmiştir ki; Ebû Ubeyde b. Cerrah (R.A.) [55] Şam'da Emir İken, Sahabe' (R. Anhüm), nin huzurunda, müdebberik cinayet, iş­lemesiyle efendisi üzerine hüküm vermiştir. Bu, icmâ' olmuştur.

Bir de, efendi; tedbîr ve istîlâd ile cinayet sırasında rakabenin ve­rilmesine mâni' olmuştur. Bununla o, diyeti için ihtiyar etmiş sayılma­mıştır. Çünkü efendi, o müdebberin cinayet işlediğini bilmeme,kted^r. Sanki o efendi, cinayetin işlendiğini bilmeyerek tedbîr ve istîlâdı cinâ* yetten sonra yapmış gibi olmuştur. Bu durumda, kölenin kıymetinden ve diyetten en az miktarı Ödemesinin vâcib olması; aslen köleyi ver­menin cinayet sebebiyle vâcib olmasındandır. Efendiden ileri gelen bir sebeble (yâni tedbîr ve istîlâd sebebiyle) köleyi vermesi mümkün olma­mıştır. Böylece köleyi vermediği için kıymetini ödemesi vâcib olur.    .

Efendisi kölenin kıymetinden daha fazlasını men etmez. Cinaye­tin velîsi için de diyetten fazlasında.hak yoktur. Cinsi bir olan şeyler­de en az- (ekal) ile en çok (ekser) arasında muhayyerlik sabit olmaz. Köle, bunun hılâfmadır. Çünkü onda efendi köleyi vermekle fidye ara­sında muhayyer kılınmıştır. Cinsleri de muhteliftir.

Şayet »müdebber bir kaç cinayet işlese, ona ancak bir ayn karşılı­ğında bir tek kıymet lâzım gelir. İkinci cinayetin velîsi, birinci cina­yetin velîsine, ona hükümle verilen kıymette ortak olur. İkinci cinaye­tin velîsi, efendiden bir şey isteyemez. Çünkü efendi, köleyi vermek hususunda mecburdur. Müdebberin efendisinden veya — eğer müdeb-berin kıymeti birinci velîye Mahkeme hükmü olmaksızın verildi ise, — birinci cinayetin velîsinden ister. Çünkü efendi bu takdirde, vermeye mecbur değildir.

Müdebber yanlışlıkla (hatâen) cinayet işleyip hemen arkasından ölse, efendisinden kıymet düşmez. Çünkü cinayet, efendinin üzerine tedbîr sebebiyle sabit olmuştur. Müdebberin ölmesiyle, o kıymet düş­mez.

Müdebber, efendisini yanlışlıkla (hatâen) öldürse, kıymetinin ta­mâmında çalışır. Çünkü tedbîr, müdebberin rakabesini (yâni kölelik-den kurtulması için) vasiyettir ve rakabe, müdebber için salim olmuş­tur. Çünkü müdebber, efendisinin Ölümüyle âzâd edilmiştir. Kaatil için ise, vasiyyet yoktur. Binâenaleyh, kaatilin, rakabesini reddetmesi vâ­cib olur. Halbuki, rakabesini reddetmekten âcizdir. İmdi rakabesinin bedeli olan- kıymeti reddetmek vâcib olur.

Eğer müdebber, efendisini kasden öldürdüyse, vâris O'nu öldürür veya kıymetini almak için çalıştırıp ondun sonra öldürür. Birincisi, yâni vârisin O'nu öldürmesi açıktır. İkinciye gelince: «Tedbîr vasiyyet-tir... ilâh.» diye zikredilen şey sebebiyledir.

Bir kimse, efendisi tarafından eli kesilen bir köleyi gasb etse; o kesmek, kölenin bedenine sirayet edip köle pise, o gâsıb, kölenin eli ke­silmiş olduğu hâldeki kıymetini öder.

Şayet kölenin efendisi, kölenin elini, köle gâsıbin elinde iken kes-se ve kesme gâsıbin yanında iken sirayet edip köle ölse, gâsib ödemez.

Çünkü gasb, gasb olunan şeyin ödenmesini gerektirir. Gâsıb ise, gas-bedilenin geri verilmesiyle ve efendinin de köleyi ele geçirmesiyle be-râet eder.

Birinci mes'elede; efendi, kölenin elini, köle kendi yanında iken kesince, kölenin kıymeti eksilmiş olur. Bu durumda gâsıbm, kölenin kıy­metini, eli kesilmiş olduğu hâlde ödemesi gerekir.

İkinci mes'elede; efendi kölenin elini gâsıbm elinde iken kesdiğine göre, köleyi geri almış olur. Çünkü, köleyi ele geçirmiştir. Köle, efendi­nin mülküne ulaştığı için gâsıb zararı ödemekten berâet eder.

Mahcur bir köle, kendisi gibi mahcur bir köleyi gasb edip elinde ölse, O'nu öder. Çünkü mahcur köle, davranışlarından sorumludur. Hattâ gasb açık delil ile sabit olursa, o sebeble- satılır. Mahcur köle, sözlerinde muâhaze olunmaz. Hattâ gasbını ikrar etse, bu sebeble satıl­maz* Belki, âzâd edilmesinden sonra muâhaze olunur.

Bir müdebber köle, O'nu gasbe&en kimsenin yanında cinayet işlese, ondan sonra efendisi yanında da bir cinayet işlese; efendisi müdebbi­rin kıymetini iki cinayetin velîlerine öder. Yâni bir adam, bir müdeb-beri gasb etse; müdebber, o gâsıbm yanında bir cinayet işlese, bundan sonra gâsıb müdebberi efendisine geri verdikde, efendisi yanında bir cinayet daha işlese, müdebberin efendisi iki cinayetin velilerine zara­rı öder. Müdebberin kıymeti, cinayetin iki velîsi arasında ikiye bölünür. Çünkü müdebberin cinayetinin mûc&bi, cinayet çok olsa bile, bir tek kıymettir. Müd-ebberin efendisine vâcib olur. Zîra efendi, kölenin cina­yetinden önce fidye vermek için muhtar olmaksızın kendisini âciz kıl­mıştır. Nitekim, kölenin cinayetini bilmeksizin cinayetten spnra köleyi âzâd eyledikde, hüküm budur.

Cinayetin iki velîsi arasında müdebberin kıymetinin- yan yarıya paylaştınlmasımn sebebi, her ikisi sebebde eşit oldukları içindir.

Müdebberin efendisi, müdebberin kıymetinden ödediği şeyin yarı­sını, gâ&ıbdan alır. Çünkü kıymetle, iki cinayet ödemiştir. Bunların yansı gâsıbm yanında meydana gelen bir sebebten, diğer yansı da ken­di yanında iken meydana gelen bir sebebdendir. Şu hâlde gâsıb tara­fından kendisine ulaşan sebeble, gâsıba müracaat eder. (Yâni, köle­nin kıymetinin yansını ondan alır.) Bu durumda sanki efendi, kölenin yansını geri vermemiş gibi olmuştur. Zîrâ gâsıb, yanında meydana gelen bir sebeble müstehakkın reddi, reddedilmemiş gibidir.

îmâm A'zam ile İmâm Ebû Yûsuf (Rh. Aleyhunâ) a göre, efendi, gâsıb dan aldığı kıymetin yarısını, birinci cinayetin velîsine verir. İmânı Muhammed (Rh.A.) demiştir ki: O'na vermez, çünkü efendinin, gâsıb-dan aldığı yarım; birinci cinayetin velîsine teslim ettiği şeyin karşılı­ğıdır. Çünkü efendi, gâsıba ancak onun sebebiyle başvurmuştur. Şu hâlde, bir mülkde iki bedel bir araya gelmesin diye, ona vermez.

İmâm A'zam (Rh.A.) ile tmâm Ebû Yûsuf (Rh.A.) un delili şudur:

Birinci cinayetin velîsinin hakkı, kıymetin hecindedir. Çünkü mü-debberin, O'nun üzerine cinayeti vaktinde bir kimse O'na ortak değildi. Şu hâlde, kıymetin tamâmına müstehık olur. Eksik olması, ikinci ci­nayetin müzâhameti i'tibâriyledir. Şayet birinci cinayetin velîsi, köle­nin bedelinden mâlikin elinde boş kalmış olduğu hâlde bir şey bul­sa, hakkı tamâm olması için ondan alır. Aksi; yâni müdebber, efendisi yanında hatâen cinayet işleyip, ondan sonra bir adam O'nu gasb et-tikde, gâsıbm yanında bir cinayet daha işlese, efendi gâsıbdan bir şey alamaz. Çünkü birinci cinayet, ik'endi elinde olmuştu.

Köle (kmn), her iki fasılda müdebber gibidir. Yâni, O'nu gasbeden kimsenin yanında cinayet işleyip, ondan sonra efendisi yanında ci­nayet işlese yâhûd bunun aksi olsa, müdebber gibi olur. Lâkin, ikisi arasındaki fark şudur: Efendi, kölenin kendisini cinayetin iki velîsine verir; müdebberin ise, kıymetini verir. Efendi, köleyi cinayetin iki ve­lîsine verince, kıymetinin yansını gâsıbdan alir ve aldığını mâlike tes­lim eder. Bu, İmâm Muhammed' {Rh.A.) e göredir. İmâm A'zam İle İmâm Ebû Yûsuf (Rh. Aleyhimâ) a göre, mâlike teslim etmez. Belki, birinci cinayetin velîsine verir. Birincinin velîsine verince, birinci fa­sılda gâsıbdan alır, ikinci fasılda alamaz.

Bir mjidebber iki kere gasb olunsa ve her gasb da cinayet işlese; yâni bir adam, bir müdebberi gasb etse, o müdebber de gâsıbm yanın­da cinayet işledikden sonra efendisine geri verse, ondan sonra o adam, o müdebberi yine gasb ettikde, bir cinayet daha işlese; efendisi iki ci­nayetin velîleri için ımüdebberin kıymetini öder. Çünkü efendi tedbîr sebebiyle kölenin ayn'mı verememiştir. Bu durumda, efendinin üzerine müdebberin kıymeti vâcib olur. Nitekim, daha önce geçti. Ödediği kıy­meti gâsıbdan ahr. Çünkü cinayetin ikisi de gâsıbm elinde olmuştu. İmdi, gâsıbm elinde olduğu için, efendi kıymetin tümüne müstehık ol­muştu. Şu hâlde, gâsıbdan hepsini alır. Yukarıda geçen mes'ele bunm aksinedir. Çünkü, orada, yarısı kendi yanında olup, diğer yansı gâsı­bm elinde olması nedeniyle efendi yarıma müstehık olmuşdu. Efendi gâsıbdan ikinci defa alman kıymetin yarısını, birinci cinayetin velî­sine verir. Çünkü birinci cinayetin velîsi, cinayetin vücûdu vaktinde O'na ortak olmadığı için bütün kıymete müstehık olur. O'nun hakkının eksik olmasının sebebi; ondan sonra olan ortağı (müzâhlmin) hükmiy­ledir. Kölenin efendisi, birinci cinayetin velîsine ikinci kez verdiği ya­rimi gâsıbdan alır. Çünkü bu yanının ikinci kez istihkakı gâsıbın elin­de meydana gelen sebebden dolayıdır. Şu hâlde, onu gâsıbdan alır. Gâ-sıb onu, efendiye teslim eder. Yâni, birinci cinayetin velîsine vermez. Çünkü O, hakkını almıştır. İkinci cinayetin velîsine de vermez. Çünkü O'nun hakkı ancak yarımdadır. Zîrâ birincinin hakkı O'ndan öncedir. Bu da, kendisine vâsıl olmuştur.

Ümm-ü .veled, zikredilen ahkâmın hepsinde müdebber gibidir. Çün­kü, efendi tarafından, cinayet için verilmekde engel bulunması husu­sunda ortaklıkları vardır.

Bir kimse, hür bir çocuğu gasb edip, çocuk ansızın veya sıtma ile O'nun yanında ölse, gâsib ödemez. .Eğer o çocuk, yıldırım çarpmasiyle veya yılan sokmasiyle Ölse, gâsıbın âbılesi diyeti öder. Bu hüküm, istih-sândır. Kıyâs/iki vechde de ödememek idi. Nitekim, İmâm Züfer (Rh.A.) ve İmâm Şafiî (Rh.A.), hürde gasbın tahakkuku olmadığı için kıyâsı kabul etmişlerdir.

Görülmez mi ki, küçük bile olsa, gasb mükâtebde gerçekleşmez. Çünkü, mükâteb yed'en hürdür. Bununla beraber, rakabeten köledir. Şu hâlde yed'en ve rakabeten hür olanı gasbla ödememek evlâdır.

İst ihsanın vechi şudur: Bu ödeme, gasb ödemesi değildir. Belki, telef etmeye sebeb olmakla itlaf ödemesidir. Çünkü gâsıb, çocuğu yıl­dırım ve yılanlar bulunan yere götürmüştür. Hattâ gâsıb çocuğu, sıt­ması çok olan yere' götürse, diyeti öder. Kâfî'de böyle denmiştir. Nite­kim çocuğa emânet edilen bir köleyi çocuk öldürürse, hüküm yine bu­dur. Yâni kölenin efendisi, kölesini bir çocuğa emânet bırakıp, çocuk o köleyi öldürse, çocuğun âkılesi kölenin kıymetini öderler. Şayet emâ­net konulan malı telef etse, İmâm A'zam ile İmâm Muhammed' (Rh. Aleyhimâ) e göre, O'nun âkılesi o malı ödemez. İmâm Ebû Yûsuf ile İmâm Şâfü* (Rh. Aleyhimâ) ye göre, öder. Çünkü çocuk bir ma'sûm malı telef etmiştir.
İmâm A'zam ile İmâm Muhammed' (Rh. Aleyhimâ) in delilleri şu­dur: Efendi hakkında köleden bankası ma'sûmdur. Halbuki efendisi onu çocuğun eline vermekle yitirmiştir. Kölenin dokunulmazlığı ise, kendi hakkı içindir. Çünkü, kan hakkında hürriyetin aslı üzere bakîdir. Emânet bırakılmış olmazsa çocuk öder. Nitekim, <3aha Önce geçti ki, çocuk fiilleri ile muâhaze olunur. [56]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler