Kâfirin Nikâhı :

Musannif, kölenin nikâhım açıklamayı bitirince, kâfirin nikâhını açıklamaya başlayıp dedi ki: Şâhidsiz evlenmiş olan kâfir kan - koca, ikisi birden Müslüman olsa veya bir kâfirin iddetinde olup dinlerinde iddete inanan kâfir karı - koca Müslüman olsa, o nikâh üzere bırakılır­lar. Eğer kâfir karı - koca birbirlerine haram kılınmış (mahrem) olsa veya iki mahremin biri İslâm dînine girse veya hâl-i küfürlerindeki du­rumlarını bize arz etse, mahremiyet için mahalliyet bulunmadığından dolayı aralan ayırılır. Mahalle râci olan şeyde ibtidâen ve bekâen olur. Fakat geçen mesele bunun aksinedir.

İkisinden birinin durumunu arz etmesiyle ayrılmaz. Çünkü ikisin­den birinin hâlini arz etmesiyle diğerinin hakkı, İslâm'ın ahkâmını İl­tizâm eylemediği için t}âtıl olmaz. Arkadaşı için iltizâm velayeti de yoktur. Fakat ikisinden biri İslâm dînine girse zikredilenin hilafıdır, ayrılır. Çünkü İslâm yücedir onun üzerine geçilmez.

Çocuk ana - babanın din yönünden hayırlısına tâbi olur. Eğer iki­sinden biri Müslüman olursa çocuk da Müslümandır. Veya biri Kitabî ve diğeri Mecûsî olursa çocuk kitabî olur. Çünkü kitabî, çocuk için daha uygundur. Bu söz, ülke ayrı olmayıp ikisi de İslâm ülkesinde; veya ikisi de dâr-ı harbde; veya küçük çocuk İslâm ülkesinde ve ba­bası dâr-ı harbde Müslüman olduğuna göredir. Çünkü çocuk hük­men İslâm ülkesi halkmdandır. Fakat, çocuk dâr-ı harbde ve baba dâr-ı İslâm'da olup İsİâm dînine girse, çocuk ona tâbi olmaz, ve Müslüman da olmuş olmaz. Çünkü çocuğun babasını dâr-ı harb ehlinden saymak mümkün değildir. Pakat aksi bunun hılâfınadır. Bunu Zeylaî (Rh.A.) zikretmiştir.

Mecûsî ve onun benzeri, yani Putperest olanlar ve diğer müşrikler Kitabîden daha kötüdür. Çün&ü Kitabînin semavî din da'vâsı vardır. Bundan dolayı boğazladığı hayvan yenir ve Müslümanlara kadınlarını nikâh etmek caiz olur. Mecûsî daha kötüdür. Hattâ Kitabî ile Mecüsî-nin evlenmesinden çocuk meydana gelse, o çocuk teb'an (tâbi olarak) Kitabî olur.

Mecûsî olan karı - kocadan biri veya Kitabînin karısı Müslüman olsa, diğerine İslâm arz edilir. Eğer o diğeri İslâmı kabul ederse kadın onun olur ve eğer kabul etmez ise dayattıktan sonra araları ayrılır. Bu söz Kenz'in : «Şayet kan - kocadan biri İslâm dînine girse diğerine İs­lâm arz edilir.» sözünden daha güzeldir. Çünkü bizim sözümüz Mecûsî karı - kocaya uyar. Zira mutlaka ikisinden birinin İslâm olmasıyle, da­yattıktan sonra mutlak surette araları ayrılır. Fakat, ikisi de Kitabî olsalar, eğer kadın İslâm dînine girse kocasına İslâm arz edilir. Eğer ko­ca da İslâm'ı kabul ederse, Müslüman için ibtidâen tezevvuc caiz ol­duğu için karısına taarruz edilmez. Keza kadın Kitâbiyye ve koca Me-cûsî olduğu surette koca İslâm'a gelse zikredilen gibi olur. Yani ayrıl­maz. Kocanın İslâm'dan yüz çevirmesi talâktır. Fakat kadının yüz çe­virmesi talâk değildir. Yani kâdî aralarım ayırdıkda, İslâm'dan yüz çevirmek erkek tarafından olursa ayırmak talâk olur. Eğer yüz çevir­me kadın tarafından olursa nikâh fesh olur. Talâk olmaz. Çünkü talâk erkekler tarafından olur, kadınlar tarafından olmaz. Bu kadının İslâm-dan yüz çevirmesiyle nikâhın feshinde mehr yoktur. Ancak eğer cima edilmiş olursa vardır. Çünkü cima edilmiş olmayan kadın mübdeli ya­ni ferci bedelin (yani mehrin) sağlamlaşmasından önce kaybetmiştir. Böylece Riddete (yani İslâm'dan dönmeye) ve mutavaata benzemiştir. Yani kocanın oğlu ile beraber oynaşmış gibi olmuştur. Kocanın İslâm'­dan yüz çevirmesi suretinde ise, eğer kadın cima edilmiş ise onun için mehrin tamâmı lâzım gelir Eğer cima edilmiş değil ise mehrin yansı lâzım gelir. Çünkü burada cimâdan önce ayırmak talâktır.

Eğer Mecûsi kan - kocadan birinin veya Kitabî karı - kocadan ka­rının Müslüman olması dâr-ı harbde olursa, diğerinin Müslüman olma­sından önce üç defa hâiz olmayınca, o kadın bâin olmaz. Çünkü İslâm, aynlma sebebi değildir. Arz-ı İslâm velayetin kusuru için imkânsızdır. Şu halde fesadı savmak için ayrılık mutlaka lâzımdır. İmdi şart - ki hayzın geçmesidir - sebeb yerine konulmuştur. Nitekim kuyu kazmada olduğu gibi. Bizim, Kitabînin karısı, dememize sebeb şudur: Çünkü Müslüman, koca olsa ve kadın Kitâbiyye olsa onların ikisi de nikâhları üzere kalırlar. Kitabi kadının kocası İslâm dînine girse Kitabî kadın bâin olmaz. Çünkü koca için o kadın ile başlangıçta evlenmek caiz idi, beka itibariyle caiz olması evleviyette kalır. 

Koca ile karının memleketlerinin ayrılığı, ayrılına sebebidir. Esir­lik aynlma sebebi değildir. Hattâ ikisinden biri bizim ülkemize Müslü­man veya Zimmî olduğu halde çıksa veya bizim ülkemizde İslâm'ı ka­bul etse veya bizim ülkemizde zimmet akdini kabul etse veya dâr-ı harb-den esîr edilip dâr-ı İslâm'a sokulsa, ikisi arasında ayrılık vâki oluri Fa­kat ikisi beraber esîr edilse, ayrılık vâki olmaz. İmâm Şafiî' (Rh.A-) ye göre, ayrılma sebebi esirliktir. İki ülkenin ayrılığı değildir.

Hâmile olmayan kadın dâr-ı harbden bizim ülkemize Müslüman veya zimmiyye olduğu halde hicret etse, id del siz nikâh edilir. Fakat hâmile bunun hilafıdır. Çocuğunu doğurmazdan önce nikâh edilmez. Nikâhın caiz olmasının vechi Allah Teâlâ' (C.C.) nın :
«Onlarla evlenmenizde bir engel yoktur.» [22] âyetidir ki, muha­cire olan kadının nikâhını mutlak olarak mubah kılmıştır. İddetten sonra olan nikâhla kayıtlanması, nass üzere ziyâdedir. Halbuki o ziyâde neslidir. Nitekim Usûlde anlatılmıştır.

Kan - kocadan bîrinin - £llah Teâlâ (C.C.) korusun - mürted olma­sı nikâh için âcil feslidir. Hüküm üzere mevkuf değildir. Fesh olması­nın faydasına gelince, talâk sayısı bununla azalmaz. Bu söz İmâm A'z^m ile Ebû Yûsuf (Rh. Aleyhimâ) a göredir. İmâm JYluhammed (Rh. A.) ise: «Eğer ridâet (yâni İslâm dîninden dönme) kadından olursa zik­redilen gibidir. Eğer kocadan olursa talâktır» demiştir.

Eğer kadın cima edilmiş ise, riddet gerek kocadan ve gerek kadın­dan olsun, nıehrin hepsi, cima edilmiş kadına verilmesi gerekir. Çünkü koca kadınla cima etmekle mehri sağlamlaştırmıştır. Şu halde mehrin düşmesi düşünülemez. Cima edilmemiş kadında, eğer koca mürted olur­sa mehrin yansını vermesi gerekir. Çünkü ayrılma, cimâdan önce koca yönünden olmuştur, ve mehrin yansı vâcib olur. Eğer riddet kadından olursa, cima edilmişin gayride mehrden bir şey yoktur. Çünkü ayrılma cimâdan önce kadın tarafından mehrin düşmesini gerektiren suç ne­deniyle vâki olmuştur.                          

İslâm'dan yüz çevirmek, irtidâdın yani İslâm dîninden çıkmanın benzeridir. Hattâ cimâdan sonra yüz çevirse, bu hangisinden olursa ol­sun mehrin hepsi vâcib olur. Eğer cimâdan önce yüz çevirme kocadan olursa mehrin yarısı vâcib olur. Eğer yüz çevirme kadından olursa bir şey vâcib olmaz.                  
Eğer karı - koca ikisi beraber mürted olsalar da ikisi beraber İs­lâm'a gelseler, kadın bâin olmaz. Eğer biribiri ardınca İslâm dînine gir­seler kadın bâin olur. Çünkü ikisinden birinin İslâm'ı önce olsa diğeri riddeti üzere kalır. Bu suretle de ihtilâf tahakkuk etmiş olur. [23]


Eser: Dürer

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Dürer

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler