Sarhoş Kimsenin Talâkı
Mezhebimize gere, herhangi bir içki veya nebiz (*) ile safhoş olmuş bulunan kimsenin, talâkı vâki olur. [Yani, sarhoş iken, talâkta bulunan kimse, karısını boşamış olur.) Muhıyt'te de böyledir.
Zorla veya zaruretten dolayı içki içip sarhoş olan ve karısını boşamış bulunan kimsenin talâkı 'hususunda, ihtilâf edilmiştir.
Sahih olan kavle göre; bu şahsa, sarhoşluk 'haddi tatbik edilmi-yeceği gibi; talâkı da vâki olmaz. Bu durumdaki tasarrufu, geçerli değildir. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.
Ot yemekten veya sütleğen otunun sütünü içmekten veya benzeri bir şeyden dolayı sarhoş olan kimsenin, talâkının da ıtakının da (= karısını boşamasının da, kölesini azâd etmesinin de) vâki olmayacağı hususunda, icmâ' vardır. Tehzîb'de de böyledir.
Beng otu (**) yiyerek sarhoş olan kimsenin talâkı, vâki olur ve kendisine, hadd-i sekr tatbik edilir. Bu iş, halk arasında çok yayılmıştır. Zamanımızda, fetva da 'bunun üzerinedir. Cevâhiru'l - Ahlâtî'de de böyledir.
Hububat, meyveler ve baldan yapılan, içkileri içen bir kimsenin, karısını boşaması veya köle azâd etmesi hâlinde, ihtilâf edilmiştir : Fekıyh Ebû Ca'fer : «Sahih olan, bu kimseye 'had tatbik edilmemesi ve tasarruflarının geçerli olmamasıdır.» demiştir. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.
Nebiz : Hurma veya arpaaan yapılan bir çeşit içki.
Benk otu -. Ban otu. Bene otu. Uyku verici ve insanların göz bebeğini açan bir ot.
İmâm Ebü Hanîfa (R.A.) île İmâm Ebû Yûsuf (R.A.)'a göre, hububat, bal, şeker gibi şeylerden yapılan içkiyi içen kimse, sarhoş olup, karısını boşıasa; talâk vâki olmaz.
İmâm Muhammed fR.AJ'den gelen bir rivayete göre ise; bu gibi şeyleri içip, sarhoş olan kimsenin de, talâkı vâki olur. Fetva da, bu kavle göre verilir. Fethu'l - Kadîr'de de ;böyledir.
İmâm Muhammed (R.A.)'den gelen bir rivayete göre : Bir kimse, 'hurma hoşafı içer, bu, onda, 'baş ağrısı yapar ve bu sebeple aklı zail olursa, ıbu (aklının gitmesinin, içki sebebi ile olmaması hâlinde, talâk Vâki olmaz.
Dövülmek veya başına vurulmak gibi 'bir sebeple, aklı zail olan kimse; bu durumda, karısını boşasa, talâk vâki olmaz. (= karısı boş olmaz.) Fetâvâyi Ksdîhân'da da böyledir.
«Ben, karımı boşadım.» tarzında, ikrarda bulunması için, zorlanan bir kimsenin, bu şekildeki ikrarı, geçerli olmaz. Tahâvî Şerhi'nde de böyledir.
Bir hükümdar, bir kimseyi; karısını; hükümdarın kendisinin boşaması için, vekil yapması hususunda zorlasa; bu şahıs da, dövülme veya hapsedilme korkusundan; 'hükümdara, sadece : «Sen, benim vekilimsin.» dese, başka bir şey söylemese; vekil olan hükümdar da, onun karısını boşasa, talâk vâki olur. Âlimler : «Bu şahıs, sonradan, ben onu, karımı boşaması için vekil tâyin etmedim; dese bile, sözü dinlenmez. Talâk vâkîdir.» demiştendir. Bahru'r - Râık'ta da böyledir.
Bir kimse, diğer bir kimseyi; karısını boşarfia hususunda vekil tayin etse; vekil de içki içip, müvekkilinin karısını boşasa; bazı âlîmler : «!Bu durumda, kadın, boş olmaz.»; ekserî âlimler ise : «... boş olur.» demişlerdir. ÎBtarhâniyye'de de böyledir.
Ahras (= dilsiz) olan kimsenin, bu 'husgstakl belli işareti İle talâkı vâki olur.
Burada, ahras {= dilsiz) den kasıt, anadan doğma dilsiz olan veya sonradan ahras olmasına rağmen, bu hâli ölünceye kadar devam eden kimsedir,
Ahrasın işaretinin, anlaşılması da şarttır. Muzmarât'ta da böyle-ledir.
Yukarıdaki hükümde, dilsizin, mektup yazmaya, gücünün yetip yetmemesi de müsâvîdir, Fethu'l - Kadîr'de de böyledir.
Bilinen bir işareti olmayan veya yaptığı işaretin manası hakkında, şüpheye düşülen ahrasın, talâk hususundaki bu işareti, bâtıldır. (= geçersizdir.) Mebsût'ta da böyledir.
Ahraslığı sonradan olan ve devamlı bulunmayan kimsenin, talâk hususundaki işaretine itibar edilmez,
Ahras, işaretle, üçden ıaz talâkda bulunmuşsa, bu talâk, talâk-ı ric'îdir. Muzmarat'ta da böyledir.
Nihâye'nin sonunda Timurtâşî'den naklen: «Ahrashğm devamının takdiri, bîr senedir.» denilmiştir. İmâm'dan gelen rivayette İse : «Sonradan ahras olanın, ahraslığı ölene kadar devam ederse, işareti ile, talâkı vâki olur.» denilmiştir. Âlimlerimiz : «Fetva, bu sön kavil üzeredir.» demişlerdir. Nehru!l - Fâık'ta da böyledir.
Ahras, boşadığma daîr, bir mektup veya yazı yazarsa, bu yazısı ile talâkı vâki olur. Hkîâye'de de böyledir.
Sarhoş bir kimse, karısına : «Ey kırmızı dudaklı; ey yüzü aya benziyen; ey hanım efendim!'Kocan, seni boşadı.» dese, durum ne olur? diye sorulmuş.
Bu sorunun cevabı şudur: Vaziyete bakılır; şayet bu kadın, daha önce birisi ile evlenmiş ve o adam tarafından boşanmış ve sonra da, bu sarhoşla evlenmiş bir kadınsa ve bu kocasının da.'onu boşamak niyyetî yoksa; bu durumda, talâk vâki olmaz.
Fakat, bu kadın, daha önce, başkası ile evlenmemişse; adamın, boşamaya niyyeti olsun veya olmasın, talâk vâki, kadın boş olur. Ta-tarhâniyye'de de böyledir.
Irtidâd edip, dâr-ı harbe iltihâk eden bir kimsenin talâkı, kadına vâki olmaz. Bu kimse, tekrar dâr-ı Islama döndüğünde, karısı id-det içinde ise, bu durumda kadın boş olur.
Kadın irtidâd edip, dâr-ı harbe giderse; kocasının talâkı, ona vâki olmaz. İmâm Ebü Hanîfe (R.A.)'ye göre, bu kadın; hayız görmeden geri dönerse, boş olmaz. İmâm Ebü Yûsuf (R.A.)'a göre ise, bu kadjn boş olur. Zehıyre'de de böyledir.
Câriye olan karısını, satın alıp, boşayan kimsenin, bu karısı boş olmaz.
Köle olan kocasını, satın alıp, azâd eden bir kadının; bu kocası, azâd olunduktan sonra, karısını boşamış olsa; bu talâk vâki olur.
Koca, câriye olan karısını satın alıp, azâd ettikten sonra, karısı iddet içinde iken, onu öoşasa, bu durumda, talâk vâki olur. Çünkü, bu durumda, mâni ortadan kalkmış olmaktadır. TebyînTde de böyledir.
Bir kadını nikahlamış bulunan, -kölenin; talâkı vâki olur.
Fakat, bu kölenin efendisi, kölenin karısını, boşamış olsa; >bu durumda talâk vâki olmaz. Hidâye'de de böyledir.
Bize göre, talâk'ın adedi, kadınların durumuna göredir. Bu hususta, erkeğin durumu nazar-ı itibare alınmaz. Şöyle ki:
Bir cariyenin, kocası hür olsun, köle olsun talâkı, ikidir.
Bir'hür kadının talâkı da, kocası hür olsun veya köle olsun üçtür. Kâfî'de de böyledir. [12]
Konular
- 1- TAHARRİNİN MÂNÂSI, RÜKNÜ VE ŞARTI
- Taharrinin Hükmü:
- 2- ZEKÂT HAKKINDA TAHARRİ
- 3- ELBİSE, DERİ VE KAPLAR HAKKINDA TAHARRÎ
- 4- TAHARRİ HUSUSUNDA ÇEŞİTLİ MESELELER
- KİTABÜ'T- TALÂK
- 1- TALÂK'IN MANÂSI, RÜKNÜ, ŞARTI, HÜKMÜ, VASFI, KISIMLARI VE TALÂKI VÂKİ OLAN VE OLMAYAN KİMSELER
- Talâk'ın Manâsı:
- Talâk'ın Rüknü :
- Talâk'in Şartı:
- Talâk'ın Hükmü :
- Talâk'ın Vasfı:
- Talâkın Kısımları:
- Fetavayî Hindiyye Talâk-ı Sünnîde Kullanılan Bazı Lafızlar
- Talâk-ı Bid'îde Kullanılan Bazı Lafızlar
- Sarhoş Kimsenin Talâkı
- 2- TALÂK'IN ŞEKİLLERİ
- 1- Sarîh Talâk
- Talâkın Kadına İzafesi:
- 2- Talâkı, Zamana İzafe Etmek
- 3- Talâk'ın Teşbihi Ve Sıfatı
- 4- Dühûlden Önceki Talâk
- 5- Talâkta İkullanilan Kinaye [22] Lafızlar
- 6- Kitabet (=Yazma) Yolu İue Talâk
- 7- Farsça (Veya Diğer Dillerle) Yapılan Talâk [27]
- 3- BAŞKALARINA TEFVİZ EDİLEN TALÂK
- 1- Talâk Hususunda Kadını Muhayyer Bırakmak
- 2- Talâkı Kadının Eline Bırakmak
- 3- Talâkı Kadının İsteğine (= Dilemesine, Meşietine) Bırakmak