Şirb Suyu:
Şlrbİn ma*nâsı, su hîssesidir. Mülk edinilmemiş olan derelerin suyunda herkes ortaktır. Meselâ Dicle nehrinin suyu ve benzeri gibi. Menfaatlerinin genel olması; kanal açmak ve değirmen bina etmek gibidir. Şayet o kanal açmak kendi toprağında olursa caizdir. Eğer bendinden başkasının toprağında olursa caiz değildir. Ammeye zarar vermeden kazar. Çünkü su aslında mubahtır. Lâkin âmmeye zarar verirse, o kimse için kanal açmak ve değirmen bina etmek câlz olmaz. Çünkü âmmeden zararın savulması vâcibdir. Zarara misâl: Nehrin bir tarafı yarılmış olsa, suyu halk tarafına meyletmekle köyleri ve arazîyi su basmasıdır.
Bit kimsenin arazîsi yok iken, yalnız şirbe ortaklık da'vâsı istihsâ-nen sahih olur. Çünkü müddeî bazan şirbe, arâzîsiz miras yoluyla mâlik olur. Bazan da araz! satılır, §irb onun için bakî kalur. Bu makbul bir şeydir.
Halkın birbirleriyle husûmet eyledikleri şirbde, şirb halkın arzları mikdâriyle taksim edilir. Yani kavmin aralarında bir nehir olup ve şirbde birbirleriyle anlaşamasalar ve şirbin aslının keyfiyeti de aralarında bilinmemiş olsa, o şirb kavmin aralarında yerlerinin mlkdârına göre taksim edilir. Çünkü maksûd olan arzın sulanmasıyle intifâidır. Şu halde intifa* kadânyle taksim edülr. Fakat yol taksimi bunun afcsilir. Çünkü maksûd yoldan geçmektir. Ve yoldan geçmek hususunda, geniş olan evin yolu ile dar olan evin yolu bir şekildedir.
Nehrin yukarısında olan kimse, kavmin rızâları olmaksızın nehre set çekmekten menedîlir. Her ne kadar set çekmedikçe nehirden nasib almak mümkün olmasa da. Yâni onlardan yukarıda olan kimse nehre set çekmedikçe sudan nasîb almak mümkün olmasa da onlardan izinsiz nehre set çekmesi caiz değildir. Çünkü nehre set çekmekde diğerlerinin haklarını iptal yardır. Eğer kamv-, yukarıdaki payım alıncaya kadar set çekmeğe razı olsa veya her adam nöbetinde set çekmek üzere sözleşse, set çekmek caizdir. Çünkü hak onlara âiddir. Nehrin aslından kol çıkarıp kanal aç m ak d an kavimden her bîri menediHr, ve ortağından izinsiz o nehir üzerine değirmen veya su dolabı veya ağaç köprü kuramaz. Çünkü bunda nehrin kenarını yarmak ve müşterek olan yeri bina ile işgal vardır. Ancak nehre ve suya zarar vermeksizin kendi mülkünde değirmen kurarsa menedilmez. Çünkü o değirmeni kuran kimse kendi mülkünde tasarruf etmiştir. Kendinden başkasının hakkına zarar vermemiştir.
Bir kimse kendi arzında olan nehrin ağzım genişletemez. Çünkü nehrin temel tarafım yarar ve hakkı olan mikdardan fazla su almış olur.
Su günler ile de taksim edilmez. Taksim kivâ ile caiz olur. Kivâ; kâfin kesriyle ve fethiyle kevvenin çoğuludur. Bazan tekilinde kâf Ötü-re olur ve urvenîn çoğulu urâ gibi küvâ şeklinde gelir. Bu kevve, evin rûzinesi ma'nâsındadir. Burada, tarlalara ve arklara su akması için ağaçta delinen delik için istiare olunmuştur. Menedilmesinin sebebi şudur : Kadîm kıdemi üzere terk edilir.
Şirb sahibi, nehirden nasibi, olmayan diğer arzına şirbi sevk et-mekden menediimiştir. Çünkü ahdin tekâdümü ile o diğer arzın hakkı olmak üzere delildir. Yani o diğer arzın sahibi ihtimaldir ki ahdin tekâdümü ile diğer arz için şirbde hakkı olduğunu iddia etsin.
Şirb hakkı rnîrâs olur ve faydalanılması vasiyet edilir. Suyun kendisi vasiyet edilmez, satılmaz, kiralanmaz, hibe edilmez, tasadduk edilmez ve mehir kılınmaz, hur bedeli, sulh bedeli de yapılmaz. Fark şudur : Vârisler ölünün yerine geçen kimselerdir. Ölünün hukukunda ve emlâkinde onun yerine geçerler. Yine temliki caiz olmayan muâvezât (değiş - tokuş) ve teberruât (bağışlar) gibi şeyde ölünün yerine kâim olmaları da caizdir. Diyet ve kısas gibi. Çünkü bunlar mîras ile temellük olunurlar. Keza şirb ve vasiyet mirasın kardeşidir, miras ile temellük olunurlar. Satmak, kiraya vermek, hibe, sadaka ve suyun kendisini vasiyet ve bunlara benzeyenler buna muhaliftir. ŞÖyleki: Garar (meçhul alışveriş) olduğu, veya bilinmediği ve onda şimdi mülk bulunmadığı veya şirb karar bulmuş bir mal olmadığı için caiz olmaz.
Eğer bir kimse arazî olmadan, şirb üzere bir kadın ile evlense o nikâh caizdir. Fakat o kadına şirb hakkı yoktur. Çünkü o şirbin, arâ-zîsiz muâveze akdi ile temliki muhtemel olmaz ve o kadın için mehr-i misil vâcib olur. Çünkü mehr aşın şekilde bilinmemektedir. Şu halde tesmiyesi sahih değildir.
Arzını nehrin suyu ile doldurduğu için komşusunun arzı su çekse veya arzını su bassa zararı ödemez. Çünkü o am dolduran kimse, kuyu kazan ve taş koyan kimse gibi hakka tecâvüz etmemiş sadece sebeb olmuştur. Çünkü onun bu işi kendi arzında yapması mubahtır. Zararı ödemez.
Fakîhler demişlerdir ki: Zararı ödememek, âdeten yeri taşıyacağı su ile suladığı zamandır. Eğer âdeten yerini, taşıyamayacağı muhtemel olmayan su ile sulasa zararı öder. Çünkü o kimse suyu tak d î ren komşusunun yerine akıtmıştır. Kâfî'de böyle zikredilmiştir.
Keza bir rivayette, başkasının şirbinden yerini sulayan kimse de zararı ödemez. Bu «Asi'» in rivayetidir. Diğer bir rivayette zararı ödeç. Bu, Fahru'l-İslâm' (Rh.A.) in tercih ettiğidir. Bunu Kâfî de zikretmiştir.
Mülk olmayan bir nehrin kazılması Beytül-mâlden olur. Çünkü Beytü'1-mâl kamunun ihtiyacını karşılar. Eğer Beytül-mâlde bir şey bulunmazsa nehri kazmak halka düşer. İmâm (Devlet Reisi) nehri kazmaya halkı zorlayabilir. Çünkü İmâm nazır ta'yin edilmiştir o nehrin kazılmasını terkde genel zarar vardır.
Memlûk olan nehrin kazılıp yarılması sahiplerine düşer. Suyu taksim altına giren memlûk nehir, ya umûmîdir veya özeldir. İkisi arasındaki fark şudur : Sahibi kazıp yarmakla şu fa ya müstehak olan nehir -nitekim yakında babında açıklaması gelecektir - özeldir. Sahibi kazıp yarmakla şuf'aya müstehak olmayan nehir de umumîdir. Bu ikisinin kazılıp yarılması sahibine âiddir. Beytü'1-mâle âid değildir. Çünkü menfaat hassaten onlara âiddir. Şu halde nehri kazıp yarmanın masrafı da öyledir.. Çünkü masraf istifadeye göredir. [46]
Bit kimsenin arazîsi yok iken, yalnız şirbe ortaklık da'vâsı istihsâ-nen sahih olur. Çünkü müddeî bazan şirbe, arâzîsiz miras yoluyla mâlik olur. Bazan da araz! satılır, §irb onun için bakî kalur. Bu makbul bir şeydir.
Halkın birbirleriyle husûmet eyledikleri şirbde, şirb halkın arzları mikdâriyle taksim edilir. Yani kavmin aralarında bir nehir olup ve şirbde birbirleriyle anlaşamasalar ve şirbin aslının keyfiyeti de aralarında bilinmemiş olsa, o şirb kavmin aralarında yerlerinin mlkdârına göre taksim edilir. Çünkü maksûd olan arzın sulanmasıyle intifâidır. Şu halde intifa* kadânyle taksim edülr. Fakat yol taksimi bunun afcsilir. Çünkü maksûd yoldan geçmektir. Ve yoldan geçmek hususunda, geniş olan evin yolu ile dar olan evin yolu bir şekildedir.
Nehrin yukarısında olan kimse, kavmin rızâları olmaksızın nehre set çekmekten menedîlir. Her ne kadar set çekmedikçe nehirden nasib almak mümkün olmasa da. Yâni onlardan yukarıda olan kimse nehre set çekmedikçe sudan nasîb almak mümkün olmasa da onlardan izinsiz nehre set çekmesi caiz değildir. Çünkü nehre set çekmekde diğerlerinin haklarını iptal yardır. Eğer kamv-, yukarıdaki payım alıncaya kadar set çekmeğe razı olsa veya her adam nöbetinde set çekmek üzere sözleşse, set çekmek caizdir. Çünkü hak onlara âiddir. Nehrin aslından kol çıkarıp kanal aç m ak d an kavimden her bîri menediHr, ve ortağından izinsiz o nehir üzerine değirmen veya su dolabı veya ağaç köprü kuramaz. Çünkü bunda nehrin kenarını yarmak ve müşterek olan yeri bina ile işgal vardır. Ancak nehre ve suya zarar vermeksizin kendi mülkünde değirmen kurarsa menedilmez. Çünkü o değirmeni kuran kimse kendi mülkünde tasarruf etmiştir. Kendinden başkasının hakkına zarar vermemiştir.
Bir kimse kendi arzında olan nehrin ağzım genişletemez. Çünkü nehrin temel tarafım yarar ve hakkı olan mikdardan fazla su almış olur.
Su günler ile de taksim edilmez. Taksim kivâ ile caiz olur. Kivâ; kâfin kesriyle ve fethiyle kevvenin çoğuludur. Bazan tekilinde kâf Ötü-re olur ve urvenîn çoğulu urâ gibi küvâ şeklinde gelir. Bu kevve, evin rûzinesi ma'nâsındadir. Burada, tarlalara ve arklara su akması için ağaçta delinen delik için istiare olunmuştur. Menedilmesinin sebebi şudur : Kadîm kıdemi üzere terk edilir.
Şirb sahibi, nehirden nasibi, olmayan diğer arzına şirbi sevk et-mekden menediimiştir. Çünkü ahdin tekâdümü ile o diğer arzın hakkı olmak üzere delildir. Yani o diğer arzın sahibi ihtimaldir ki ahdin tekâdümü ile diğer arz için şirbde hakkı olduğunu iddia etsin.
Şirb hakkı rnîrâs olur ve faydalanılması vasiyet edilir. Suyun kendisi vasiyet edilmez, satılmaz, kiralanmaz, hibe edilmez, tasadduk edilmez ve mehir kılınmaz, hur bedeli, sulh bedeli de yapılmaz. Fark şudur : Vârisler ölünün yerine geçen kimselerdir. Ölünün hukukunda ve emlâkinde onun yerine geçerler. Yine temliki caiz olmayan muâvezât (değiş - tokuş) ve teberruât (bağışlar) gibi şeyde ölünün yerine kâim olmaları da caizdir. Diyet ve kısas gibi. Çünkü bunlar mîras ile temellük olunurlar. Keza şirb ve vasiyet mirasın kardeşidir, miras ile temellük olunurlar. Satmak, kiraya vermek, hibe, sadaka ve suyun kendisini vasiyet ve bunlara benzeyenler buna muhaliftir. ŞÖyleki: Garar (meçhul alışveriş) olduğu, veya bilinmediği ve onda şimdi mülk bulunmadığı veya şirb karar bulmuş bir mal olmadığı için caiz olmaz.
Eğer bir kimse arazî olmadan, şirb üzere bir kadın ile evlense o nikâh caizdir. Fakat o kadına şirb hakkı yoktur. Çünkü o şirbin, arâ-zîsiz muâveze akdi ile temliki muhtemel olmaz ve o kadın için mehr-i misil vâcib olur. Çünkü mehr aşın şekilde bilinmemektedir. Şu halde tesmiyesi sahih değildir.
Arzını nehrin suyu ile doldurduğu için komşusunun arzı su çekse veya arzını su bassa zararı ödemez. Çünkü o am dolduran kimse, kuyu kazan ve taş koyan kimse gibi hakka tecâvüz etmemiş sadece sebeb olmuştur. Çünkü onun bu işi kendi arzında yapması mubahtır. Zararı ödemez.
Fakîhler demişlerdir ki: Zararı ödememek, âdeten yeri taşıyacağı su ile suladığı zamandır. Eğer âdeten yerini, taşıyamayacağı muhtemel olmayan su ile sulasa zararı öder. Çünkü o kimse suyu tak d î ren komşusunun yerine akıtmıştır. Kâfî'de böyle zikredilmiştir.
Keza bir rivayette, başkasının şirbinden yerini sulayan kimse de zararı ödemez. Bu «Asi'» in rivayetidir. Diğer bir rivayette zararı ödeç. Bu, Fahru'l-İslâm' (Rh.A.) in tercih ettiğidir. Bunu Kâfî de zikretmiştir.
Mülk olmayan bir nehrin kazılması Beytül-mâlden olur. Çünkü Beytü'1-mâl kamunun ihtiyacını karşılar. Eğer Beytül-mâlde bir şey bulunmazsa nehri kazmak halka düşer. İmâm (Devlet Reisi) nehri kazmaya halkı zorlayabilir. Çünkü İmâm nazır ta'yin edilmiştir o nehrin kazılmasını terkde genel zarar vardır.
Memlûk olan nehrin kazılıp yarılması sahiplerine düşer. Suyu taksim altına giren memlûk nehir, ya umûmîdir veya özeldir. İkisi arasındaki fark şudur : Sahibi kazıp yarmakla şu fa ya müstehak olan nehir -nitekim yakında babında açıklaması gelecektir - özeldir. Sahibi kazıp yarmakla şuf'aya müstehak olmayan nehir de umumîdir. Bu ikisinin kazılıp yarılması sahibine âiddir. Beytü'1-mâle âid değildir. Çünkü menfaat hassaten onlara âiddir. Şu halde nehri kazıp yarmanın masrafı da öyledir.. Çünkü masraf istifadeye göredir. [46]
Konular
- Kurbâna Ortak Olanlar Hakkında Meseleler :
- Boğazlanan Hayvânlar Bölümü
- Av Bölümü
- Cihâd Bölümü
- Ganimet Ve Paylaştırılması Babı
- Kâfirlerin İstilâsı Babı
- Müste'men Babı
- Dâr-I İslâm Ve Dâr-I Harb İle İlgili Bir Tamamlama
- Vazifeler Babı
- Cizye Hakkında Bir Fasıl
- Mürted Bâbı
- (İslâm Dînînden Dönen Kimse)
- Âsiler Babı
- Boş Ve Sâhibsiz Arazînin İhyası Bölümü
- Sular Hakkında Bir Fasıl
- Şirb Suyu:
- Şuf'a Suyu:
- Kerâhiyyet Ve İstihsân Bölümü
- Yemek, İçmek, Altın Ve Gümüş Kap Ve Eşya Kullanmak Ve Bazı Mahzurlu Şeyler Hakkında Bir Fasıl
- İpek Elbise Giymek, Altın Ve Gümüş İle Süslenmek Ve Yüzük Takmak Hakkında Bir Fasıl
- Kadın Ve Erkekde Bakılması, Dokunulması Caiz Olan Ve Olmayan Yerler Ve Azl Hakkında Bir Fasıl
- Çeşitli Konular Hakkında Bir Fasıl
- Küfür Sayılan Ve Sayılmayan Şeyler Hakkında Bir Fasıl
- Yahudi, Hıristiyan Ve Putperestin Müslüman Olmasi Hakkinda Bir Fasıl
- Nikâh Bölümü
- Velî Ve Küfüv Babı
- Velî'ntn Hükümleri :
- Küfüv'ün Hükümleri:
- Memr Babı
- Kölenin Ve Kâfirin Nikâhı Babı