II. Hortlak


980. Mes’ele: Bazı kimseler fevt olup defn olunduktan sonra, kab­rinde kefenin yudup, a'zâsına kan gelip, bedenini humret ihata et­miş bulunsa, bu vech üzere olmasına bir sebep var mıdır?

Elcevap: Vâki' ise, müessir Hak te'âlâ hazretinin irâdet-i şerîfesidir. "Hayatında a’mâl ve ahlâkta kendine müşârîk nüfûs-i şerîrenin ba'zı cesedine ta'allûk edip efa'îl-i dâireye âlet edinir’ demek vardır. Kudret-i rabbaniyyeden ba'îd değildir.
[1034]

Bu Surette: Vech-i meşrûh üzerine bulunduğu takdirce, zikr olunan meyyit nice olmak gerektir?

Elcevap: Örte komak gerektir, müslim adına ise zararı olmaz.
[1035]

Bu Surette: Ba'zı kimseler makberes inden çıkarıp ihrâk et­meğe ger'an kadir olurlar mı?

Elcevap: Olmazlar.
[1036]
981. Mes’ele: Rumelirtde, Selanik tevâbi'inden bir karyede, nasâra taifesinden bir kâfir mürd olup, gömdüklerinden bir kaç gün mü­rur ettikten sonra nısf-i leylde akrabasının ve gayrın kapılarına gelip "bre filân gel seninle falana gidelim" deyip, yarınki gün ol kâfir dahi mürd olup, ve bir kaç günden sonra birine dahi nida edip, ol dahi mürd olup, ve-l-hâsıl bu üslûb üzerine hayli kâfir mürd olduklarında, keferenin böyle kırıldıklarını görüp, ehl-i İslâm’dan ol karyede sakin ba'zi kimseler, vehimlerinden firar etmek dilese, şer'an caiz olur mu?

Elcevap: Olmaz, ale-l-husus ki bu, kasaba-i küffar hususun' da müsâhere ettiklerinden sonra, mü'mine lâftın olan emrin mâlik -ül-umûra tefviz etmektir.
[1037]
982. Mes’ele: Husûs-i mezkûrun hikmetin ve illetin ve define olan çarenin işaretin beyân ve iyân buyurmak bâıs-i ecr ile ihsan buyurula.

Elcevap: Bu makûle ''umurun hikmet ve illetini beyânda li­san âciz ve ezhân hasıradır, ve erbâb-i tahkikin ettikleri beyân tatvîline mahal müsâid değildir. Define çâre oldur ki:

Vâki' oldu­ğu gün varıp evvel mücerred bir asâ bile, bi-haseb-it-teyemmün göynüne vâsıl olacak yere kakalar, me'mûldür ki mündefi' ola. Eğer olmazsa, levninde humret olacak olursa başın kesip ayağın canibi­ne atalar. Ba'zı mevzi'de beyân olunmuştur. Nice kabre koyup ol hâl üzre bulursa, boğazlayıp hâli üzerine koyalar. Eğer tegayyür-i vaz' etti ise başın kesip ayağı ucuna koyalar. 'Ala külli hâl bu mer­tebeler ile mündefi' olmazsa, çıkarıp ihrâki bi-ni-nâr edeler. Selef-i sâlihîn zamanlarında ihrâk kirâren ve dâren olmuştur.
[1038]


Eser: Ebu Suud Fetvaları

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Ebu Suud Fetvaları

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler