Bir Evi Müstesna Kılıp, Onun Bulunduğu Yeri Satın Alma İşleminin Kaydı

Bir yer, orda bulunan evlerden biri istisna edilerek satın alı­nırsa; bu alış-veriş akdi şöyle yazılır:

"Üstten bir ev müstesna, buranın bütün evlerini, ondan satın aldı." veya "bir evin gayrisini...*' yahut "bir evden maadasını satın aldı." Bu yurt, şu yerdedir ve hududu şudur. Müstesna kılınan evin de yeri şudur; hududu şudur.

Müstesna kılınan evin hududunu bilmeye ihtiyaç vardır. Çün­kü müstesnayı bilmemek müstesna minhi bilmemek olur.

Bu akidde, —bilinen— bu müşteri yazıda yazılı olan yeri, — bilinen— bu satıcıdan, hudutları bilinen bu evi ve burada ne varsa, bütün hŞklarını, arsasını, binasını, altını, üstünü, yolunu, az çok ne varsa, dahilinde ve haricinde olan hakların tamamını satın almıştır. Ancak, hududu belli, hakkı ve arsası, binası büyük umûmî kapıya kadar yolu olan- —ve istisna kılman— ev hariçtir. Zehıyre'de de böyledir.

—Müstesna kılman evin— yolu zikredilir. Çünkü, onsuz ol­maz. O olmayınca, fesadı mucip olur. Tavandaki ağacı satmak gi­bi... Muhıyt'te de böyledir.

Evin görüldüğü zikredilirken şöyle yazılır:

"Gerçekten müşteri, bu müstesna olan evi gördü ve onu tanıdı." Bunun elbette yazılması gerekir. İmâm Muhammed (R.A.), el-AsıTda böyle buyurmuştur. Müstesna olan yeri görmek, görme muhayyerliği müntefî olsun ve satış bil-icma caiz olsun diye gereklidir. Çünkü evler, menfaat ba­kımından değişiktirler. Müstesnayı görmeden, o belli olmaz. Ve müs­tesnayı bilmemek, müstesna minhü bilmemek olur. Bu ise, satılan yerdir. Bunun içindir ki görmek şarttır. Bu mes'ele, asıl şartların hassalarındandır.

Diğer yazılarda, yalnız satılanın görülmesi şart koşulmuştu; baş­kasını değil...

Şurût ehlinin bazıları, bu durumda şöyle yazarlardı: Müşteri, satıcıdan şu yerdeki yurdun tamamını şu şu kadara sa­tın aldı. Yalnız ondan bir ev satıcıya kaldı."

İşte, bu yazış şekli hatâdır. Çünkü, bir yerin tamamının satımı ve oradan bir evin satıcıya kalması, —oranın bedeli bilinmediği için— fâsidtir. Zira, bir evin dışında olanı satın almış oldu; c dışta kalan evin parası taksim edilse; hissesi bilinmez.

Bu, tamamını alıp birini müstesna etmeye benzemez. Çünkü bur-da o evin haricinde kalan yeri, bedelin tamamı ile almış oldu; işte o caizdir.
Müstesna bir oda bile olsa böyledir .Bu durumda,onun hududu ve onunla birlikte başka bir oda daha varsa, onun da hududu (yok­sa yalnız onun hududu) yazılır. [58]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler