19- HİBE VE SADAKALARLA İLGİLİ YAZILARDA BULUNMASI ŞART OLAN HUSUSLAR

Şurût ehli hîbe ve sadakanın başlangıcında ihtilaf ettiler.

İmâm Ebû Hanîfe (R.A.) ve arkadaşları:

"Filan oğlu filanın yazısıdır." diye yazarlardı.

Semtî de: "Bu, filan oğlu filanın hîbe yazısıdır." diye yazardı.

Tahâvî ise: "Bu, filan oğlu filandır." diye yazardı. Müteahhi-rînden olan şürût ehli, ise, Tahâvî'nin yazdığı gibi yazarlar ve yazının sonuna, şahitlerin şehâdetlerini de eklerler ve keza: "filan oğlu fi­lan, filana bağış yaptığını ikrar eyledi." diye yazarlardı.

İmâm Muhammed (R.A.) hîbe ve sadakada "hibe ve sadaka' 'diye yazmazdı.

Şurût ehlinin tamamı, "hîbe" diye yazarlardı. Çünkü hîbe, ka­bul edilmeden caiz olmaz.

Bu, bize göre böyledir. Hatta hîbe, müşâ olur ve taksim ihtima­li bulunursa; bize göre, yine caiz olmaz. İmâm Şafiî (R.A.) buna muhaliftir,

. Hibenin sahih olmasının şartı, onu alıp kabul eylemekdir.

Sadaka da bizim umûmi âlimlerimize göre böyledir.

İmâm İbrahim en-Nâhaî buna muhaliftir. O, şöyle buyururdu:

Sadaka olduğunu bilirse; teslim almasa bile caiz olur.

Hibenin sahih ve caiz olduğu da yazılır.

Bundan Sonra bakılır; eğer bağış, vâhib (= hîbe eden) tarafın­dan dönüşü olmayan bir hîbe ise (kan-kocadan birinin, diğerine ya­pılan hîbe ve mahremlerin birbirine hibesi, meselâ: babanın, büyük oğluna veya büyük kızına hîbesi yahut anasına hibesi veya kardeşi­ne, kızkardeşine hîbesi yahut kardeşinin oğluna veya kız kardeşinin oğluna veya dedesine, büyük annesine, amcasına, amesine, dayısı­na, teyzesine hîbesi gibi..,) bu hîbe sahih ve caizdir. Bağışlayan için dönüş yoktur." diye yazılır.

Şayet hîbe, dönüşlü olursa, "kat olunmuş (= kesilmiş)" diye yazılır.

Şurût Şerhi'nde: "Aslolan, bu surette kesilmiş (= kat olunmuş) diye yazmamaktır." denilmiştir. Müteahhirîn âlimler, bu hususta, şu yazı suretini ihtiyar etmişlerdir:

"Filan, filana, yurdun tamamını, müştemilatı olan evlerle bir­likte bağış yapmıştır. Yeri surdadır ve huduları şu yerlerdir. Hudûduyla, haklarıyla, arsasıyla, binalarıyla, altıyla, üstüyle, yoluyla; bü­tünüyle, çoğuyla, azıyla, dâhiliyle, hariciyle sahih, nafiz, caiz, tak­sim olunmuş, kendinde fesad bulunmayan, şart, ıvaz-bedel olmayan ve ikrah yolu bulunmayan bir hibedir. Ve hîbe edilen şeyi, kendisine bağış yapılan şahıs, hîbe meclisinde yüzyüze kabul eylemiştir. Ba­ğışlanan şey; bağış meclisinde, bağışlayan tarafından, her türlü meş­galeden, mâniden ve nizadan hâli olarak teslim edilmişdir. Bağışla­nan bu şey, kendisine bağış yapılan şahsın elinde, hîbe hakkıyla bulunuyor."

Hîbe ve sadaka yazısında, "sözleşme meclisinden birbirinden be­denen ayrıldılar." diye yazılmaz.
En doğrusunu bilen Allahu Teâlâ'dır. [203]


Eser: Fetvayı Hindiye

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Fetvayı Hindiye

 

Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler